Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi

30 Ocak 2026 Cuma

Paris Komünü ve Marksist Teorinin Gelişimi

MAR

Özet

Bu yazı, Paris Komünü (1871) ile Marksist teori arasındaki bağı, tarihsel deneyimlerin bilimsel sentezi çerçevesinde incelemektedir. Paris Komünü, dünya tarihinde işçi sınıfının iktidarı ele geçirdiği ve 72 gün boyunca elinde tuttuğu ilk proleter devrim örneği olarak, sosyalist rejimin kurulmasını teorik tartışmalardan pratik eylem alanına taşımıştır. Marksizm'in gücü, bu tür devrimci süreçlerin nesnel yasalarını saptamasından ve yığınların deneyimini kuramsal bir zenginliğe dönüştürmesinden kaynaklanmaktadır. Komün, özellikle "proletarya diktatörlüğü", "devlet mekanizmasının parçalanması" ve "işçi sınıfının bağımsız siyasi partisi" gibi temel doktrinlerin sınandığı ve doğrulandığı bir denek taşı işlevi görmüştür.

Paris Komünü’nün Tarihsel ve Dönüştürücü Rolü

18 Mart 1871 proleter devrimi, insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını simgelemektedir. Komün, yalnızca bir yerel ayaklanma değil, burjuva toplumunun gerilemeye başladığının ve sosyalist ideolojinin sağlamlaştığının kanıtıdır.

• Teoriden Pratiğe Geçiş: Komün ile birlikte sosyalist bir rejimin kurulması, artık yalnızca bir öngörü değil, işçi sınıfının kurtuluş savaşımının somut bir uygulaması haline gelmiştir.

• Sekterimin Çöküşü: Komün deneyimi, Proudhonculuk ve Blanquicilik gibi doktrinlerin dayanıksızlığını ortaya koymuş; bilimsel komünizmin doğruluğunu tarihsel olarak kanıtlamıştır.

• 1917'ye Giden Yol: Paris işçilerinin "göğün fethine çıkma" girişimi, 1917 Ekim Devrimi ile zafer kazanacak olan sürecin öncü aşamasını oluşturmuştur.

Marksizm: Devrimci Deneyimin Bilimsel Sentezi

Marksizm, kendiliğinden gelişen bir teori değil, emekçilerin kurtuluş savaşımı deneyiminin irdelenmesi ve buradan yola çıkılarak soyutlamalara varılmasıdır.

Deneyimin Özümlenmesi: Kendiliğindenlik ve Bilimsel Yaklaşım

Marksist yaklaşım, devrimci deneyimin kavranmasında nitel bir fark yaratır:

Özellik

Kendiliğinden Özümleme

Bilimsel (Marksist) Özümleme

Kapsam

Yüzeysel, sınırlı ve tek yanlıdır.

Derin, çok yanlı ve evrenseldir.

Yöntem

Dar bir pragmatizm ve içgüdüsel taklit.

Diyalektik ilişki ve etkileşimleri kavrama/soyutlama ve bilimsel sentez.

Sonuç

Eski yanılgıların tekrarı ve reformizm riski.

Hatalardan ders çıkarma ve stratejik ilerleme.

Uluslararasılık

Ulusal darlık ve bölünmelere takılır.

Yerel başarıları dünya proletaryasının malı yapar.

Devlet Kuramı ve Proletarya Diktatoryası

Marx ve Engels’in 1848 devrimlerinden ve Paris Komünü’nden çıkardığı en önemli derslerden biri, devletin sınıf niteliğidir.

1. Devlet Makinesinin Parçalanması: Marx, Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i yapıtında, proletaryanın mevcut bürokratik-askeri devlet makinesini devralıp kullanamayacağını, aksine bu makineyi "kırması" gerektiğini belirtmiştir.

2. Proletarya Diktatoryası: Siyasi iktidarın işçi sınıfı tarafından devralınması, sınıfsız topluma geçişin zorunlu bir evresidir. Bu iktidar, halkın çoğunluğuna dayanırken, karşı-devrimci güçleri bastırmak için devrimci zoru ve baskıyı kullanma hakkına sahiptir.

3. Yerel Yönetim ve İşçi Hükümetleri: 1850 tarihli belgelerde öngörüldüğü üzere, merkezi iktidarın devralınması öncesinde yerel düzeyde "işçi komiteleri" ve "belediye konseyleri" gibi organların kurulması, Komün ile hayat bulmuştur.

Sınıf İttifakları ve Köylülüğün Önemi (Proleterleşme Süreçleri Yeterince Yaşanmamışsa)

Devrimin zaferinde, işçi sınıfının toplumun diğer ezilen katmanlarıyla ve köylülükle kuracağı bağ önemlidir.

• Yalnızlığın Tehlikesi: Haziran 1848 yenilgisi, proletaryanın toplumsal yalnızlığının nelere yol açabileceğini göstermiştir.

• Köylü Korosu: Marx, köylülerin desteği olmadan proleter devrimin bir "cenaze şarkısına" dönüşebileceğini vurgulamıştır.

• Ortak Çıkarlar: Küçük köylü ekonomisinin kapitalizm altındaki yıkımı, köylülerin kurtuluşunu işçi sınıfının zaferine bağlamaktadır.

Birinci Enternasyonal ve Komün İlişkisi

Engels'in deyimiyle "Komün, düşünsel bakımdan Enternasyonal'in çocuğuydu." Marksist fikirlerin yayılması, Paris Komünü’nün ideolojik altyapısı kısmen etkilemiştir.

• İdeolojik Etki: Marx tarafından yazılan Enternasyonal belgeleri (Tüzük, Kuruluş Bildirgesi), işçilere sınıfsal bilinç ve strateji kazandırmıştır.

• Siyasi Bağımsızlık: Fransız işçilerinin burjuva cumhuriyetçilerinden koparak kendi bağımsız sınıf platformlarını (1869 Seçim Platformu gibi) oluşturmaları, Enternasyonal'in yürüttüğü çalışmaların bir sonucudur.

• Yurtseverlik ve Enternasyonalizm: Paris proletaryası, yönetici sınıfların ihaneti karşısında ulusu savunma görevini üstlenirken, bu yerel eyleme uluslararası devrimci bir nitelik kazandırmıştır.

Tarihsel Önem Taşıyan Alıntılar

Teorik ve pratik derinliği olan bazı önemli ifadeler şunlardır:

"Devrimler tarihin lokomotifleridir." — Karl Marx

"İşçi sınıfının kurtuluşu işçi sınıfının kendi işidir." — Enternasyonal Belgesi

"Proletaryanın o sert ama güçlendirici emek okulundan geçmesi boşuna değildir." — Marx ve Engels

"1789 devriminin burjuvazinin siyasal gelişini kutsaması gibi, 18 Mart devrimi de proletaryanın siyasal gelişini kutsamıştır." — Le Vengeur (Halkın Dostu) Gazetesi

Sonuç: Komün’ün Kalıcı Mirası

Paris Komünü, işçi sınıfının yalnızca bir direniş gücü değil, toplumu yeniden inşa edebilecek kurucu bir irade olduğunu göstermiştir. Marksistler, Komün’ün yanılgılarından (iktisadi dönüşümlerdeki duraksamalar, siyasi partinin eksikliği vb.) ve başarılarından çıkardığı derslerle, dünya devrimci sürecinin doğası ve yasalarını bilimsel bir temele oturtmuştur. Komün deneyimi, her türlü sömürüden kurtuluş yolunu yalnızca Marksist teorinin gösterdiğini tarihsel olarak teyit etmiştir.

28 Ocak 2026 Çarşamba

Kör Saatçi ve Evrimin Kusurlu Tasarımları

MAR

Özet

Bu yazı, Özgür Aydın'ın "Evrim Nedir" başlıklı metnini temel alarak modern evrim kuramının temel ilkelerini, kanıtlarını ve doğasını sentezlemektedir. Metin, 18. yüzyıl filozofu William Paley'in doğadaki karmaşıklığı ilahi bir tasarımcıya bağlayan "saatçi analojisi" ile Charles Darwin'in bu duruma getirdiği materyalist ve kanıta dayalı açıklamayı karşılaştırarak başlar. Darwin, yaşamın çeşitliliğini ve organizmaların çevrelerine olan uyumunu "evrim" ve "doğal seçilim" mekanizmalarıyla açıklamıştır.

Modern evrim kuramı, altı temel bileşenden oluşur:

1. Evrim: Türlerin zaman içinde genetik olarak değişmesi.

2. Kademeli Değişim: Büyük evrimsel değişikliklerin çok sayıda nesil boyunca birikimli olarak gerçekleşmesi.

3. Türleşme: Tek bir ata türden birden fazla yeni türün ortaya çıkması ve biyolojik çeşitliliğin artması.

4. Ortak Atalık: Tüm canlıların tek bir ilk yaşam formundan türediği fikri.

5. Doğal Seçilim: Organizmaların çevrelerine daha iyi uyum sağlayan özelliklere sahip olanlarının hayatta kalma ve üreme şansının artması, bu sayede uyumsal özelliklerin nesiller boyu yaygınlaşması.

6. Seçilimci Olmayan Mekanizmalar: Genetik sürüklenme gibi rastlantısal süreçlerin de evrimsel değişime neden olabilmesi.

Doğal seçilim, bir mühendis gibi sıfırdan mükemmel tasarımlar yaratmak yerine, mevcut genetik materyal üzerinde çalışan bir "usta düşünür" gibidir. Bu süreç, "en uygun" olanı değil, "daha uygun" olanı üretir ve sıklıkla kusurlu, ödün verilmiş veya "akılsız" olarak nitelendirilebilecek tasarımlara yol açar. Bu durum, Akıllı Tasarım (AT) iddiası karşısında güçlü bir kanıt sunar.

Son olarak, "evrim sadece bir teoridir" şeklindeki yaygın yanılgıya değinilmektedir. Bilimde "teori", gündelik dildeki "sanı" veya "varsayım" anlamının aksine, doğanın bir yönünü açıklayan, tekrarlı olarak test edilmiş, kanıtlarla güçlü bir şekilde desteklenen ve doğrulanabilir öngörülerde bulunan kapsamlı bir açıklamadır. Bu bağlamda evrim, yerçekimi ve görelilik kuramları gibi bilimsel "gerçek" olarak kabul edilen bir teoridir.

1. Tasarım Argümanı ve Darwin'in Çözümü

Evrim teorisi öncesinde, doğadaki organizmaların karmaşık ve çevrelerine mükemmel uyum sağlamış yapıları, bilinçli bir tasarımcının varlığına kanıt olarak görülüyordu. Bu görüşün en bilinen savunucusu, 18. yüzyıl İngiliz filozofu William Paley'dir.

• Paley'in Saatçi Analojisi: Paley'e göre, yerde bulunan bir saatin parçalarının belirli bir amaç (zamanı göstermek) için bir araya getirildiği aşikardır ve bu durum bir saatçinin varlığını kanıtlar. Aynı mantıkla, canlıların girift yapıları da bilinçli ve kutsal bir tasarımcının, yani Tanrı'nın varlığına işaret etmelidir. Paley, doğadaki düzenin ve tasarımın saatten çok daha büyük ve karmaşık olduğunu belirtir:

“Saati incelemeye başlarsak, birkaç parçasının çerçevelendiğini ve bir amaç için bir araya getirildiklerini, örneğin devinim oluşturmak için oldukça iyi şekil verildikleri ve ayarlandıklarını, bu devinimin günün saatlerini gösterecek şekilde oldukça iyi düzenlendiğini; eğer farklı parçalar şimdi olduklarından farklı şekillerde, oluşturulmuş olsalardı, olduklarından farklı boyutlarda olsalardı ya da herhangi diğer bir şekilde yerleştirilselerdi veya şu an yerleştirilmiş olduklarından farklı bir sırayla yerleştirilmiş olsalardı, ne makinanın yapageldiği hiçbir devinim olacak, ne de şu anda hizmet verdiği şekilde ihtiyaca cevap vermeyecekti … bunu anlayabiliriz. Saatte görünen düzenin her işareti, tasarımın her ifadesi, doğanın işleyişinde de açığa çıkar; doğa bakımından farklılık bütün hesaplamaları aşan derecede fazla ve büyük oluşudur.”

• Darwin'in Yaklaşımı: Charles Darwin, 1859'da yayınladığı "Türlerin Kökeni" adlı eserinde bu "tasarım sorununu" reddetmek yerine, ona materyalist bir açıklama getirdi. Darwin, doğadaki "güzel birlikte-uyumları" kabul etmiş ve şu soruyu sormuştur:

“Tüm bu organizasyonun bir parçasının diğer parçasına ve yaşam koşullarına ve ayrı bir organik varlık olmalarına zarif uyumları nasıl mükemmelleşmiştir? Bu güzel birlikte-uyumları en açık biçimde ağaçkakan ve ökseotunda ve daha az açık biçimde bir dört üyelinin kılı veya bir kuşun teleklerine tutunan en mütevazı parazitte; suya dalan bir kınkanatlının yapısında; hafif bir esintide uçan tüylü tohumda kısacası güzel uyumları her yerde ve organik dünyanın her parçasında görürüz.”

• Darwin, bu sorunu çözmek için iki temel düşünce ileri sürdü: evrim ve doğal seçilim. Kendisinden önce Erasmus Darwin gibi düşünürler evrim fikrini dile getirmiş olsa da, Darwin bu fikri doğadan topladığı çok sayıda kanıtla destekleyen ve doğal seçilim gibi tamamen yeni bir mekanizma öneren ilk kişi oldu.

2. Modern Evrim Kuramının Altı Bileşeni

Modern evrim kuramı, tek bir cümleyle özetlenebilir: Yerküre üzerindeki yaşam, yaklaşık 3,5 milyar yıl önce başlayan bir süreçle dallanarak evrimleşmiş, yeni ve çeşitli türler ortaya çıkmış ve bu değişimin ana mekanizması doğal seçilim olmuştur. Bu kuram, altı temel bileşene ayrılabilir.

Bileşen

Açıklama

Evrim

Bir türün nesiller boyunca genetik olarak değişmesidir. Bu değişim, DNA'daki mutasyonlara dayanır. Evrim hızı türden türe değişir; sölekantlar gibi "yaşayan fosiller" yavaş evrimleşirken, insanlar gibi gruplar hızlı evrimleşmiştir.

Kademeli Değişim

Kuşların sürüngenlerden evrimleşmesi gibi büyük değişiklikler, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca nesil boyunca küçük değişikliklerin birikmesiyle gerçekleşir. Evrim hızı, çevresel baskılara göre bir tür içinde de yavaşlayıp hızlanabilir.

Türleşme

Tek bir ata türün zamanla iki veya daha fazla farklı türe ayrılmasıdır. Bu süreç olmasaydı, bugün dünyada sadece ilk türün oldukça evrimleşmiş tek bir torunu bulunurdu. Türleşme, yaşam ağacının dallanmasını ve gezegendeki 10 milyondan fazla türün varlığını açıklar.

Ortak Atalık

Türleşmenin doğal bir sonucu olarak, yaşayan tüm türlerin geriye doğru izi sürüldüğünde ortak atalarda birleştiği fikridir. Bu hiyerarşik yapı (türler, cinsler, aileler vb.), ilk olarak Carl Linnaeus tarafından fark edilmiş ve Darwin tarafından evrimin bir kanıtı olarak yorumlanmıştır. Modern DNA analizleri, anatomik özelliklere dayalı bu sınıflandırmayı büyük ölçüde doğrulamıştır.

Doğal Seçilim

Darwin ve Alfred Russel Wallace tarafından eş zamanlı olarak ortaya atılan bu mekanizma, uyumun (adaptasyon) nasıl ortaya çıktığını açıklar. Bireyler arasındaki genetik farklılıklar, hayatta kalma ve üreme başarısını etkiler. Daha avantajlı genlere sahip bireylerin daha fazla yavru bırakmasıyla, bu "iyi" genler popülasyonda yaygınlaşır ve tür zamanla çevresine daha iyi uyum sağlar.

Seçilimci Olmayan Mekanizmalar

Evrimsel değişime neden olan tek süreç doğal seçilim değildir. Özellikle küçük popülasyonlarda, gen frekanslarının şansa bağlı olarak değiştiği genetik sürüklenme gibi süreçler de evrime yol açabilir. Ancak bu mekanizmalar, doğal seçilim gibi uyum (adaptasyon) yaratma gücüne sahip değildir.

3. Doğal Seçilim: Mükemmel Olmayan Bir Tasarımcı

Doğal seçilim, doğadaki tasarım görüntüsünü açıklayan en devrimci ilkedir, çünkü bunu doğaüstü bir güce ihtiyaç duymadan, tamamen materyalist bir süreçle yapar. Ancak bu süreç, bilinçli bir mühendis gibi çalışmaz.

• Usta Düşünür, Mühendis Değil: Doğal seçilim, sıfırdan en mükemmel tasarımı yaratmaz; bunun yerine, mevcut genetik varyasyonlar ve tarihsel mirasla "eldeki ile en iyi ne yapılabilecekse onu yapar." Bu, evrimin bir binayı sıfırdan tasarlayamayan, ancak mevcut yapıyı sürekli değiştirerek ve yaşanabilir tutarak çalışan bir mimara benzetilmesine neden olur.

• "Akılsız Tasarım" Örnekleri: Evrim süreci genellikle mükemmel olmayan, kusurlu ve uzlaşıya dayalı çözümler üretir. Bu durum, "akıllı tasarım" fikrine karşı güçlü bir argüman oluşturur.

    ◦ İnsanlarda Kasık Fıtığı: Erkeklerde testisler, sperm üretimi için daha düşük sıcaklığa ihtiyaç duyar. Ancak gelişimlerine karın içinde başlarlar ve daha sonra skrotuma inerler. Bu iniş için kullanılan inguinal kanallar, vücut duvarında erkekleri kasık fıtığına yatkın hale getiren zayıf noktalar oluşturur. Akıllı bir tasarımcı, testisleri en başından vücut dışında oluşturabilirdi. Bu durum, balık benzeri atalarımızdan miras aldığımız gelişimsel programın bir sonucudur.

    ◦ Deniz Kaplumbağaları: Dişi deniz kaplumbağaları, yüzmek için mükemmel olan yüzgeçlerini, karada yuva kazmak için hantal ve verimsiz bir şekilde kullanmak zorundadır. Yüzme ve kazma yetenekleri arasında bir ödünleşme söz konusudur.

    ◦ Yok Oluş: Türlerin %99'undan fazlasının soyunun tükenmiş olması, akıllı bir tasarımcının milyonlarca türü kaderleri yok olmak üzere tasarladığı fikriyle çelişir.

4. Vaka Analizi: Zürafanın Boynu

Zürafaların uzun boynu, evrimsel mekanizmaları açıklamak için sıklıkla kullanılan bir örnektir.

• Yanlış Anlama (Lamarckçılık): Jean Baptiste de Lamarck'ın fikrine göre, zürafalar yüksek dallara uzanmak için "zorlandıkları" için boyunları uzamış ve bu kazanılmış özellik yavrularına aktarılmıştır. Bu, modern genetik bilgisiyle çelişen, yanlış bir mekanizmadır.

• Doğal Seçilim ve Cinsel Seçilim: Darwinci açıklamaya göre, popülasyonda doğal olarak daha uzun boyunlu olan zürafalar beslenme avantajına sahip olmuş ve bu özellik nesiller boyu seçilmiştir. Ancak modern gözlemler, daha güçlü bir mekanizmaya işaret etmektedir: cinsel seçilim.

    ◦ Erkek zürafalar, çiftleşme hakkı için boyunlarını birbirine çarparak dövüşürler.

    ◦ Daha büyük ve kalın boyunlu erkekler bu dövüşleri kazanma ve dişiler tarafından tercih edilme eğilimindedir.

    ◦ Zürafaların sıklıkla eğilerek otladığı gözlemi, uzun boynun sadece yüksek dallara ulaşmak için evrimleşmediğini, aynı zamanda üreme başarısında önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

5. Evrim: "Sadece Bir Teori" mi?

Evrim karşıtları tarafından sıkça kullanılan "sadece bir teori" ifadesi, "teori" kelimesinin bilimsel anlamının yanlış anlaşılmasına dayanır.

• Bilimsel Teori Nedir? Bilimde bir teori, gündelik dildeki "sanı" veya "spekülasyon" demek değildir. Bilimsel bir teori:

    1. Doğa hakkında bilinen gerçekleri ve yasaları açıklayan, iyi düşünülmüş bir önermeler bütünüdür.

    2. Sınanabilir ve yanlışlanabilir olmalıdır.

    3. Gelecekte ne bulunması gerektiğine dair doğrulanabilir öngörülerde bulunur.

    4. Çok sayıda kanıtla defalarca doğrulandığında ve aksine bir kanıt bulunmadığında bilimsel bir "gerçek" veya "hakikat" olarak kabul edilir.

• Evrim, Gerçek Olan Bir Teoridir: Tıpkı "atom kuramı" veya "yerçekimi kuramı" gibi, evrim kuramı da ilk ortaya atıldığında bir hipotezken, 1859'dan bu yana biriken ezici kanıtlarla (fosil kayıtları, DNA analizleri, doğrudan gözlemler vb.) "gerçek" statüsüne yükselmiştir.

6. Evrim Teorisinin Sınanabilir Öngörüleri

Bilimsel bir teori olarak evrim, sınanabilir ve doğrulanmış birçok öngörüde bulunur:

• Fosil Kaydı: Kayaçların daha eski katmanlarında daha ilkel, daha yeni katmanlarında ise günümüzdekine benzer ve daha karmaşık canlıların fosilleri bulunur. Bu, "değişim yoluyla türemeyi" doğrular.

• Geçiş Formları: Farklı grupları (örneğin sürüngenler ve kuşlar) birbirine bağlayan, öngörülen özelliklere sahip ara form fosilleri (örneğin Oviraptorosaur embriyosu), doğru jeolojik katmanlarda bulunur.

• Türleşmenin Gözlemlenmesi: Fosil kayıtlarında ve günümüz doğasında türlerin ayrılma süreçleri gözlemlenir.

• Genetik Varyasyon: Tüm türlerde, doğal seçilimin işleyebileceği genetik çeşitlilik bulunur.

• Kusurlu Tasarım: Canlılarda, evrimsel geçmişin bir kalıntısı olan ve mükemmel olmayan yapılar (körelmiş organlar, gelişimsel kusurlar vb.) bulunur.

• Doğal Seçilimin İşleyişi: Doğal seçilim, doğada ve laboratuvarda doğrudan gözlemlenebilen bir süreçtir.

Kaynak: https://drive.google.com/file/d/1do8KS6uNR_d6FfNCW54I5myQMFUb3MYy/view?usp=sharing

25 Ocak 2026 Pazar

Çağdaş Kapitalizm İçin Siyasal İktisat | Alfredo Saad-Filho

MAR

Bu yazı, Alfredo Saad-Filho tarafından kaleme alınan Marx'ın Değeri: Çağdaş Kapitalizm İçin Ekonomi Politik adlı eserin sunduğu temel argümanları, metodolojik yaklaşımları ve teorik çözümlemeleri kapsamlı bir şekilde özetlemektedir. Eser, Marx’ın değer teorisini modern kapitalizmin işleyişini açıklamak üzere yeniden yorumlamakta ve literatürdeki farklı Marksist okumaları eleştirel bir süzgeçten geçirmektedir.

1. Giriş ve Temel Sorunsal

Marx’ın yazıları, ölümünden bir asır sonra bile küresel ölçekte ilgi çekmeye devam etmektedir. Kitap, Marx’ın eserlerine yönelik "tutarsızlık", "yanlışlık" veya "çağdışı kalma" iddialarını reddederek, Marksist ekonomi politiğin çağdaş kapitalizmin krizlerini, sömürü yapılarını ve teknik değişim süreçlerini açıklamadaki benzersiz derinliğini vurgular.

Kitabın temel amaçları şunlardır:

• Kapitalizm altındaki ekonomik üretim sürecini ve sömürü yapılarını analiz etmek.

• Neoklasik ve Keynesyen teorilerin açıklamakta zorlandığı para, teknik değişim, ücretli sınıfın büyümesi ve krizler gibi konulara Marksist bir perspektif sunmak.

• Marksist değer teorisi içindeki farklı yorumları (Geleneksel, Sraffacı, Değer Biçimi ve Yeni Yorum) eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmek.

2. Metodoloji

Marx'ın yöntemi, somut olanı düşüncede yeniden inşa etmek için tek başına parçaları izole olarak incelemek değil, bütünün yapısını, ilişki ve etkileşimlerini değerlendirmektir.

Ussal Genellemeler ve Gerçek Soyutlamalar

Analizde iki tür soyutlama yöntemi karşılaştırılır:

Yöntem

Özellikleri

Ussal Genellemeler

Locke, Kant ve Mill geleneğine dayanır. Belirli ortak özelliklerin keyfi seçimine dayanır (Örn: "talep", "fayda"). Nesnelere dışsaldır ve açıklayıcı gücü totolojiktir.

Gerçek Soyutlamalar

Maddi gerçekliğe dayanır. Şeylerin içsel yasalarını ve özünü açığa çıkarır. Somutun düşüncede yeniden yapılandırılması için temel dolayımları sağlar.

Öz ve Olgu İlişkisi

Diyalektik materyalizme göre "öz", parçalarda bulunan en genel özellik veya içsel yasadır. Öz, yalnızca olgunun içinde ve onun aracılığıyla var olur. Örneğin, kapitalizm altında emeğin özü soyut emektir.

3. Değer Teorisine İlişkin Farklı Yorumlar

Eser, Marksist literatürdeki temel okuma biçimlerini şu başlıklar altında analiz eder:

3.1. Cisimleşmiş Emek Yaklaşımları

• Geleneksel Marksizm: Değeri, üretimde mülk edinilen "artı emek" üzerinden okur. Genellikle Ricardo'cu bir perspektife kayarak paranın ve değer biçiminin önemini ihmal eder. Basit meta üretimini kapitalizmin bir ön aşaması olarak görme hatasına düşer.

• Sraffacı (Neo-Ricardocu) Yaklaşım: Değer ve fiyat sistemleri arasındaki matematiksel eklemlenmeye odaklanır. Ancak emeği diğer üretim girdilerinden (demir, mısır vb.) farksızlaştırarak sömürünün toplumsal özünü kaçırır.

3.2. Değer Biçimi Teorileri

• Rubin Geleneği: Emeğin toplumsal bölüşümüne ve meta ilişkisine odaklanır. Değerin yalnızca değişim (satış) anında ortaya çıktığını savunur. Ancak bu vurgu, üretim sürecindeki sömürü ilişkilerini gölgede bırakma riski taşır.

• Yeni Yorum (Duménil ve Foley): Toplam net ürün ve paranın değeri üzerinden makroekonomik bir çözümleme sunar. "Dönüşüm sorunu"nu aşmak için pratik araçlar sunsa da, analiz düzlemlerini birbirine karıştırarak yapısal çelişkileri görünmez kılabilir.

4. Değer ve Sermaye İlişkisi

Emeğin Bölünmesi ve Sömürü

İnsan emeği, doğa ile insan arasındaki metabolizmayı düzenleyen ebedi bir ihtiyaçtır. Ancak kapitalizmde bu süreç "değer ilişkisi" üzerinden yürür. Sömürü, üreticileri (işçileri) tüketebileceklerinden daha fazlasını üretmeye zorlayan ve bu artığa el koyan sınıf ilişkisidir.

Sermayenin Tanımı

Sermaye, neoklasiklerin iddia ettiği gibi sadece bir "şeyler" (makine, para, bina) toplamı değildir. Sermaye, şeyler biçimine bürünmüş toplumsal bir ilişkidir.

• Üretim İlişkisi Olarak: İşgücünün meta haline gelmesini ifade eder.

• Sınıf İlişkisi Olarak: Kapitalistlerin üretim araçlarını tekelleştirmesi ve işçilerin bu araçlara erişmek için işgüçlerini satmak zorunda kalmasıdır.

5. Analizin Temel Kavramları

Soyut Emek

Kapitalizmde emek iki karakterlidir: Somut emek (yararlı nesneler üreten faaliyet) ve Soyut emek (değer yaratan toplumsal harcama). Soyut emek, üretimin kâr amacı güden niteliği nedeniyle somut emeğe üstün gelir.

Sermayenin Bileşimi

Kitap, Marx'ın kavramlarını üç düzeyde netleştirir:

1. Teknik Bileşim (STB): Maddi girdiler ile canlı emek arasındaki fiziksel oran.

2. Değer Bileşimi (SDB): Sabit sermaye değeri ile değişken sermaye arasındaki oran.

3. Organik Bileşim (SOB): Değer bileşimindeki değişimlerin teknik bileşimdeki değişimleri yansıttığı durum.

Dönüşüm Sorunu

Değerlerin üretim fiyatlarına dönüşmesi, basit bir cebirsel işlem değil, sermaye, emek ve artık değerin ekonomi içindeki dağılımını açıklama çabasıdır. Marx, bu süreçte fiyatların anlamını ve toplumsal işlevini analiz eder.

6. Para, Kredi ve Enflasyon

Marx’ın para teorisi sadece metalik paradan ibaret değildir:

• Para, toplumsal emeğin doğrudan temsilcisidir.

• Modern kapitalizmde kredi sistemi, sermayenin devrini hızlandırır ve birikim sürecini genişletir.

• Enflasyon ve para politikaları, değer analizi çerçevesinde sınıf mücadelelerinin ve ekonomik istikrarsızlıkların bir sonucu olarak değerlendirilebilir.

7. Sonuç

Eser, Marx’ın değer teorisinin durağan bir dogmalar bütünü değil, modern kapitalizmin karmaşıklığını anlamak için kullanılan esnek ve güçlü bir araç olduğunu savunur. Analiz, sadece fiyat hareketlerini değil, bu hareketlerin altında yatan sınıf mülkiyeti, sömürü ve teknik değişim dinamiklerini de gün yüzüne çıkarır. Marksist siyasal iktisat, çağın sorunlarına karşı hem analitik hem de eleştirel bir siyasa aracı olarak canlılığını korumaktadır.

18 Ocak 2026 Pazar

Biyoloji Budur | Ernst Mayr

MAR

Özet

Bu yazı, Ernst Mayr'ın Biyoloji Budur (This is Biology) adlı eserinde sunulan temel temaları, biyolojinin bilimsel statüsünü ve canlı dünyasının doğasını incelemektedir. Biyoloji, on yedinci yüzyıldaki Bilimsel Devrim'den bu yana fizik ve matematik odaklı "kesin bilimler" modelinin gölgesinde kalmış olsa da, yirminci yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte bağımsız ve özgün bir disiplin olarak rüştünü ispatlamıştır.

Temel bulgular şunlardır:

• Biyolojinin Bağımsızlığı: Biyoloji, fizik ve kimya yasalarına uymakla birlikte, onlara indirgenemez. Canlı organizmalar, cansız maddede bulunmayan "genetik program" ve "ortaya çıkma/beliriş" (emergence) özelliklerine sahiptir.

• Kavramsal Dönüşüm: Bilim tarihi, biyolojinin mekanikçilik (fizikselcilik) ve dirimselcilik (vitalism) arasındaki çatışmadan sıyrılarak "organikçilik" (organicism) paydasında birleştiğini göstermektedir.

• Metodolojik Çeşitlilik: Biyolojide açıklama, yalnızca deney ve yasalara değil; "tarihsel anlatılar" ve "yakın/nihai nedenler" (proximate/ultimate causes) arasındaki ayrıma dayanır.

• Bilimsel İlerleme: Bilim, doğrusal olmasa da hataların elenmesi ve daha kapsayıcı kavramların geliştirilmesiyle (örneğin hücre teorisindeki evrim) sürekli bir ilerleme kaydeder.

1. Biyoloji Felsefesinin Evrimi: Mekanikçilikten Organikçiliğe

Biyolojinin tarihsel süreci, yaşamın doğasını açıklama çabasındaki üç ana akım etrafında şekillenmiştir:

Fizikselcilik (Mekanikçilik)

• Temel Görüş: Canlı organizmaların cansız maddeden farkı yoktur. Yaşam, moleküler düzeyde fizik ve kimya kurallarıyla açıklanabilir.

• Tarihsel Öncü: Descartes, hayvanları "otomat" veya "makine" olarak nitelendirerek dünya resminin mekanikleştirilmesini tamamlamıştır.

• Eksiklik: Bu yaklaşım; genetik programları, tarihsel uyum süreçlerini ve organizasyonun karmaşıklığını açıklayamamıştır.

Dirimselcilik (Vitalizm)

• Temel Görüş: Canlı organizmaları cansız maddeden ayıran "yaşamsal bir güç" (elan vital, entelekhia) vardır.

• Tarihsel Bağlam: Mekanikçi görüşün yetersizliğine bir tepki olarak doğmuştur.

• Çöküş Nedeni: Bu akım, bilimsel bir yöntem geliştirememiş ve varsaydığı "yaşamsal töz" (protoplazma gibi) kavramları biyokimyasal keşiflerle geçerliliğini yitirmiştir.

Organikçilik (Modern Sentez)

• Tanım: Fizikselciliğin ve dirimselciliğin geçerli yönlerini birleştirir.

• Temel İlkeler:

    ◦ Yaşamın temelinde fizikötesi bir güç yoktur; ancak organizma, parçalarının toplamından fazlasıdır.

    ◦ Canlı organizmalar, genetik program tarafından yönetilen, karmaşık ve katmanlı sistemlerdir.

    ◦ Alt birimlerin etkileşimiyle üst düzeylerde öngörülemeyen yeni özellikler (ortaya çıkma/beliriş) oluşur.

2. Canlı Dünyasının Ayırt Edici Özellikleri

Canlı organizmaları cansız sistemlerden kesin olarak ayıran bir dizi özellik şunlardır:

Özellik

Tanım ve Önem

Genetik Program

3,8 milyar yıllık evrimin ürünü olan, tarihsel bilgiyi içeren ve gelişimi denetleyen direktifler kümesi.

Katmanlı Organizasyon

Moleküllerden hücrelere, dokulardan popülasyonlara uzanan, her düzeyde yeni özelliklerin ortaya çıktığı yapı.

Teleonomik Sistemler

Rastlantısal olmayan, doğal seçilimle belirlenmiş amaçlı etkinlikler (örneğin embriyonik gelişim).

Açık Sistemler

Çevreden sürekli enerji ve madde alıp metabolize eden, termodinamiğin ikinci yasasına tabi ancak onu dengeleyebilen yapılar.

Popülasyon Düşüncesi

Sabit tipler (özcülük) yerine, her bireyin biricik olduğu popülasyonların esas alınması.

3. Biyolojide Nedensellik ve Açıklama Modelleri

Biyolojik olayların açıklanmasında tek bir neden yeterli değildir. Nedenselliğin iki temel düzeyi vardır:

1. Yakın (Proximate) Nedenler: "Nasıl?" sorusuna yanıt verir. Fizyolojik, gelişimsel ve davranışsal süreçleri (genetik programın uygulanmasını) inceler.

2. Nihai (Ultimate) Nedenler: "Niçin?" sorusuna yanıt verir. Genetik programın neden o şekilde evrildiğini, yani tarihsel süreci inceler.

Tarihsel Anlatılar

Biyolojide, özellikle evrimsel süreçlerde, "evrensel yasalar" yerine "tarihsel anlatılar" kullanılır. Dinozorların yok oluşu gibi biricik olaylar, yasalardan ziyade eldeki verilerle kurulan ve sınanabilen senaryolarla açıklanır. Bu yöntem, biricik oluşumları açıklamada bilimsel olarak geçerli tek yaklaşımdır.

4. Bilimsel Yöntem ve Bilginin Doğası

Biyoloji, fizik modelinden farklı bir bilimsel anlayış geliştirmiştir:

• Gözlem vs. Deney: Deneyin imkânsız olduğu alanlarda (jeoloji, evrimsel biyoloji) "doğal deneyler" ve eleştirel gözlem, laboratuvar deneyleri kadar değerlidir.

• Olasıcılık: Biyolojik sistemlerdeki karmaşıklık ve rastlantısal etmenler, kesin tahminler yerine olasıcı (stokastik) sonuçlar doğurur.

• Kavramların Rolü: Biyolojide ilerleme sadece yasalarla değil, rekabet, doğal seçilim ve ekosistem gibi yeni kavramların geliştirilmesiyle sağlanır.

5. Bilimsel İlerleme: Hücre Biyolojisi Örneği

Bilimin ilerlemediği yönündeki iddialara karşı, hücre biyolojisindeki gelişim somut bir kanıttır:

• Keşif Aşaması: 1667'de Robert Hooke ile başlayan süreçte hücreler önce "boşluklar" olarak görüldü.

• Teorik Olgunlaşma: Schleiden ve Schwann'ın "tüm canlıların hücrelerden oluştuğu" fikri, biyolojide büyük bir sentez yarattı.

• Hataların Ayıklanması: Hücrelerin "sıvıdan oluştuğu" (sıralı oluşum) şeklindeki yanlış inanç, yerini Remak ve Virchow'un "her hücre başka bir hücreden gelir" (omnis cellula e cellula) ilkesine bıraktı.

• Sürekli Gelişim: Mikroskop tekniklerindeki ilerleme, çekirdek ve kromozomların keşfiyle hücre biyolojisi, başlangıçtaki "eğitilmiş sağ duyu"nun çok ötesine geçmiştir.

6. Önemli Alıntılar ve Bilge Notları

"Biyoloji ancak popülasyon düşüncesi, olasılık, rastlantı, çoğulculuk, ortaya çıkma (beliriş) ve tarihsel anlatıları içerdiği düşünüldüğünde gerçekten anlaşılmış olur."

"Darwinci süreçle evrimleşen beyin, aslında özel olarak satranç oynamak veya bilgisayar tasarlamak için seçilmemiş olsa da, bu yetenekleri sergileyebilecek kapasitededir."

"Bilimin amacı doğa anlayışımızı geliştirmektir; bu da sadece veri toplamakla değil, sorun çözme kapasitesi yüksek kuramlar inşa etmekle mümkündür."

Sonuç

Biyoloji, cansız dünyanın bilimlerinden temelde farklı, kendi felsefesi ve metodolojisi olan bağımsız bir disiplindir. Canlı organizmaların sahip olduğu genetik program ikiliği (genotip/fenotip), biyolojiyi hem fiziksel hem de tarihsel bir bilim haline getirir. Günümüzde geçerli olan Organikçilik, indirgemeci fizikselciliğin ve mistik dirimselciliğin ötesine geçerek yaşamın tüm karmaşıklığını anlamlandırmayı hedeflemektedir.

16 Ocak 2026 Cuma

Marx’ın Para Teorisi | Suzanne De Brunhoff

MAR

Bu yazı, Suzanne De Brunhoff'un Marx'ın Para Teorisi adlı çalışmasında sunulan temel kavramları, kuramsal ayrışmaları ve Marksist ekonomi politiğin para ve kredi sistemine bakışını sentezlemektedir.

Özet

Marx'ın para teorisi, ana akım iktisat kuramlarının (özellikle Paranın Miktar Teorisi) aksine, emtia hareketlerinin para hareketlerini belirlediği ilkesine dayanır. Para, kapitalist üretim ilişkilerinin "maddileşmiş" bir ifadesidir ve ekonomide sadece bir "örtü" veya "araç" değil, sistemin işleyişi ve kriz potansiyeli için kurucu bir unsurdur. Yazı, paranın üç temel işlevi (değer ölçüsü, dolaşım aracı, iddihar aracı) üzerinden başlayan analizi, kapitalist üretim sürecinin finansmanı ve karmaşık kredi yapılarının "hayalî sermaye" üretimine kadar genişletmektedir. En kritik bulgu, paranın bir "iddihar" (gömüleme) nesnesi olabilme özelliğinin, kapitalist sistemde genel bir aşırı üretim krizinin temel önkoşulunu oluşturmasıdır.

1. Genel ve "Pür" Para Teorisi

Marx’ın analizi, parayı kapitalist çerçeveye yerleştirmeden önce "pür" haliyle, yani genel bir emtia dolaşımı teorisi içinde ele alır. Bu yöntem, paranın parasal niteliğinin sermaye ile karıştırılmasını önlemek amacıyla seçilmiştir.

Paranın Temel İşlevleri

İşlev

Tanım ve Önem

Kuramsal Karşılığı

Değer Ölçüsü

Emtianın değerinin (emek zamanı) altın gibi bir meta üzerinden ifade edilmesidir.

Fiyat Standardı

Dolaşım Aracı

Emtianın el değiştirmesini sağlayan nakit akışıdır.

Mübadele Aracı

İddihar Aracı

Paranın dolaşım dışına çıkarılarak servet olarak biriktirilmesidir.

Değer Koruma / Rezerv

Kuramsal Ayrışmalar: Marx vs. Ricardo ve Keynes

• Paranın Miktar Teorisi'nin Reddi: Marx, dolaşımdaki para miktarının fiyatları belirlediği yönündeki klasik görüşü (Ricardo) reddeder. Ona göre, dolaşımdaki para miktarını belirleyen unsurlar emtia fiyatları toplamı ve paranın devir hızıdır.

• Emtiaya Dayalı Köken: Para, diğer tüm emtialardan ayrışarak "genel eşdeğer" haline gelen özel bir metadır (tarihsel olarak altın).

• Keynes ile Karşıtlık: Keynes’te faiz oranı yatırımı belirleyen aktif bir unsurken; Marx’ta faiz, toplam kârın basit bir niceliksel kısmıdır ve kâr oranını belirleme gücü yoktur.

2. Kapitalizmde Paranın Rolü ve Finansman

Kapitalist üretimde para, sadece bir değişim aracı değil, "para sermaye" (M) olarak çevrimin başlangıç ve bitiş noktasıdır.

Sermaye Çevrimi (M-C...P...C'-M')

• Para Sermaye: Her kapitalist üretim süreci para ile başlamak zorundadır. Ücretlerin ödenmesi ve üretim araçlarının satın alınması için para, "temel motor" güçtür.

• Artı Değerin Para Biçimi: Üretim sürecinin sonunda ortaya çıkan artı değer (m), paraya dönüştürülmek (monetize edilmek) zorundadır.

• Yeniden Üretim: Finansman sorunu, sermayenin kendini sürekli yeniden üretmesi için gerekli parasal kaynakların (M) mevcudiyetine bağlıdır.

İddiharın (Gömüleme) Düzenleyici İşlevi

• İddihar, piyasadaki para arz ve talebi arasındaki farkı emen bir rezervuar görevi görür.

• Ancak paranın dolaşımdan çekilmesi (iddihar), mübadele silsilesinde kırılmalara yol açarak kriz ihtimalini doğurur.

3. Kredi Sistemi ve Hayalî Sermaye

Marx, "Para Sistemi" ile "Kredi Sistemi" arasında keskin bir ayrım yapar. Kredi, kapitalist üretimin gelişmesiyle paranın işlevlerini hem genişletir hem de karmaşıklaştırır.

Kredi Yapıları

1. Ticari Kredi: Kapitalistlerin birbirlerine verdiği borçlardır (senetler, poliçeler). Kredi sisteminin "doğal temeli" budur.

2. Banka Kredisi: Bankaların fonları merkezileştirerek sanayicilere ödünç vermesidir. Bankalar, borçları "kaydi para"ya dönüştürerek monetize eder.

Hayalî Sermaye (Fictitious Capital)

Banka sermayesinin büyük bir kısmı "hayalî" niteliktedir:

• Devlet Tahvilleri: Geçmişte harcanmış sermayeyi temsil eder, reel bir karşılığı yoktur ancak bir gelir hakkı tanır.

• Hisse Senetleri: Gelecekteki beklenen kârlar üzerine bir çek niteliğindedir.

• Bağımsız Hareket: Hayalî sermaye, temsil ettiği reel sermayeden bağımsız olarak kendi hareket kanunlarına (borsa dalgalanmaları, faiz oranları) göre değer kazanır veya kaybeder.

4. Önemli Alıntılar ve Analitik Çıkarımlar

"Para bulunmasının ve iddihar edilme ihtimalinin, kapitalist bir ekonomide genel bir aşırı üretim krizinin önkoşulları olduğunu vurgulamaktadır."

• Analiz: Bu durum, paranın "nötr" bir araç olmadığını, sistemdeki istikrarsızlığın yapısal bir parçası olduğunu gösterir.

"Kredi sisteminde her şey ikiye ve üçe katlanmış ve hayal gününün hayaleti haline getirilmiştir."

• Analiz: Kredi sistemi, reel değerlerin üzerinde devasa bir kâğıt üzerinde borç ve mülkiyet yapısı oluşturarak finansal kırılganlığı artırır.

"Altın ve gümüşü ortadan kaldırarak parayı başımızdan defedemeyiz."

• Analiz: Paranın parasal niteliği, kullanılan materyalden (kâğıt veya dijital) ziyade, temsil ettiği toplumsal üretim ilişkisine dayanır.

5. Sonuç: Siyasi ve Ekonomik Strateji

Marx'ın para teorisi sadece akademik bir çalışma değil, siyasi mücadele için bir araçtır:

• Devlet ve Para Politikası: Para politikası sermaye birikimi krizlerini kalıcı olarak çözemez, sadece krizlerin etkilerini geçici olarak yönetebilir veya yerini değiştirebilir.

• Sınıf Mücadelesi: Enflasyon ve işsizlik gibi olgular, para politikası üzerinden yürütülen sınıf mücadelesinin alanlarıdır.

• Materyalist Temel: İşçi sınıfı için gerekli olan, burjuva iktisatçılarından (Keynes vb.) uyarlanan teoriler değil, materyalist tarih düşüncesine dayanan sağlam bir para teorisidir.

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]