Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi
boykot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boykot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2025 Çarşamba

Seçimler ne zaman boykot edilir?

Mahmut Boyuneğmez

Seçimlerin boykot edilmesi, seçime katılmama, seçimi görmezden gelme ya da seçim yokmuş gibi davranma olarak kavranırsa, bu kavrayışla yapılacak bir boykot çağrısı, politik güçsüzlüğün bir dışavurumudur ve politik bir hatadır.

Sandığın boykot edilmesi, oy verme işlemini sekteye uğratacak kitlesel eylemlerle birlikte ve onlara dayanarak kullanılacak bir mücadele aracı olarak görülmediğinde, sadece oy vermeye gitmeme çağrısı şeklinde kurgulanırsa, sosyalist sol adına yanlış, pasif ve apolitik bir tavırdır. Seçimlerin boykot edilmesi, ancak aktif mücadele içerisinde, kitlelerin eylemleriyle, grev ve ayaklanmalarla birlikte olursa bir anlam taşır ve bir işlev kazanır. Seçimlerin boykot edilmesi arkasına kitlelerin mücadelesini almalıdır.

Seçimlerin boykot edilmesi çağrısı, toplumsal koşullar uygunsa işlevseldir. Devrimci yükseliş döneminde, kitlelerin hareketlendiği bir evrede, seçimlerin boykot edilmesinin mücadeleye getireceği yararlar olacaktır. Fakat toplumda emekçiler içerisinde halihazırda var olmayan bir mücadeleyi icat etmek için devrimci demokratik cafcaflı sözler kullanarak boykot sloganları atmak, nesnel durumu Marksist olarak kavramamanın bir sonucudur.

Seçim boykotu kapitalist düzene karşı muhalefeti örgütlemeye ve mücadeleyi başlatmaya yaramaz. Tersine, toplumsal muhalefetin yükselişi ve mücadelenin gelişmesi, sandığı boykot etme çağrısını gündeme getirir. Toplumsal mücadelelerde bir yükseliş yoksa seçimlerin boykotu çağrısı yanıtsız kalır ve başarısızlıkla sonuçlanır.

Lenin'in Boykota Karşı adlı yazısından bir alıntıyla bu değiniyi noktalayalım:

"Bu, Rusya için de geçerlidir. Boykotun uygulanma koşullarını incelemeliyiz; boykotun, tamamen meşru ve devrimin yükseldiği anlarda bazan temel yöntem olduğunu (boş yere Marx’ın adını anan çok bilmişler ne derlerse desinler) yığınların kafalarına yerleştirmeliyiz. Ama devrimin gerçekte yükselmekte olup olmadığı -ve bu, bir boykotun ilânı için temel koşuldur- bağımsız olarak konulması ve gerçeklerin ciddî bir çözümlemesine dayanılarak kararlaştırılması gereken bir sorudur. Gücümüz dâhilinde olduğu ölçüde böyle bir yükselişin yolunu hazırlamak ve uygun anda boykotu reddetmemek bizim görevimizdir; ama boykot sloganına, her kötü ya da çok kötü temsilî kuruluşa uygulanabilir gözü ile bakmak kesin bir yanılgı olacaktır."

28 Mart 2025 Cuma

Tüketim boykotları işe yarar mı?

Mahmut Boyuneğmez

Charles Cunningham Boycott (ortada)

“Boykot” kelimesi İngilizceye İrlanda “Toprak Savaşı” sırasında girmiştir ve İrlanda'nın County Mayo bölgesinde yaşayan Lord Erne adlı bir toprak ağasının toprak temsilcisi olan Yüzbaşı Charles Boycott'tan türemiştir. Yüzbaşı Boycott, 1880 yılında İrlanda Toprak Birliği tarafından organize edilen sosyal dışlanmanın hedefi olmuştur. O yıl hasat kötü geçtiği için Lord Erne kiracılarına kiralarında yüzde on indirim teklif etmiş, buna karşılık olarak kiracılar yüzde yirmi beş indirim istemiş, fakat bu talep Lord tarafından kabul edilmemiştir. Bunun üzerine Boycott on bir kiracıyı araziden tahliye etmeye çalışmıştır. Yüzbaşı Boycott kısa süre içerisinde izole edilmiş, işçileri tarlalarda, ahırlarda ve evinde çalışmayı bırakmış, yerel burjuvalar onunla ticareti kesmiş, yerel postacı ona posta dağıtmayı reddetmiştir. “Boykot” terimi, 1880 yılında İrlanda’da Yüzbaşı Charles Boycott’a karşı gerçekleştirilen bu sosyal izolasyon eyleminden doğmuştur. Bu toplu tepki, o günden sonra benzer protesto biçimlerinin “boykot” olarak adlandırılmasına neden olmuştur.

Boykot, “uzak durma” şeklinde bir protesto türüdür. Aktif eylemliliği değil, pasif tutumu, gönüllü bireysel tavırların kolektifleştirilmesini barındırır. Bir ürüne, şirkete, kişiye, kuruluşa ya da ülkeye karşı olabilir. Şiddet içermez. Boykota gitmenin nedenleri arasında ahlaki, toplumsal, politik veya çevresel nedenler bulunur.

Boykotun bir protesto aracı olarak devrimci kullanımı ile “romantik” kullanımı farklıdır. “Romantik boykotlar”da bireyler, öfkelerini, tepkilerini ve itirazlarını diğer bireylerle buluşturup, bir organizasyon/örgütlenme oluşturulması ve içerisine girilen bir eylemlilik süreciyle somut kazanımların elde edilmesi yerine, duygusal rahatlama, biriken tepkiselliklerini dışa vurma amacıyla hareket eder. Devrimci boykotlar ise, bir örgütlülük çerçevesinde, aktif eylemlerle (basın açıklaması, gösteri, yürüyüş, miting vb.) desteklenecek şekilde yapılır ve amacı yerel ve genel ölçekli toplumsal propaganda ile örgütlülüğün güçlendirilmesidir.

Örneğin devrimci bir üniversite boykotu nasıl olmalıdır?.. Üniversite öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin ders boykotları, bir tür “öğrenci grevi” olarak, çeşitli eylem türleri ve propaganda faaliyetleriyle birlikte yapılmalı, güç biriktirmeye, gelenek oluşturmaya, miras bırakmaya, somut kazanımlar elde etmeye yaramalıdır. Bunların varlığında “devrimci” bir boykotun varlığından bahsetmek olanaklıdır. Sosyalistlerin üniversitelerdeki boykot geleneğinde bunlar vardır.

Peki tüketim boykotları için ne söylenebilir?.. Ancak ve ancak siyasal içeriği net ve sağlam/sağlıklı biçimde örülen, bu içeriğin topluma çeşitli araçlarla propagandası yapılan, örgütlenmeye yarayan bir “tüketim boykotu”nun sosyalizm mücadelesinde bir yeri olabilir. Tüketim boykotlarıyla bir bütün olarak sermaye sınıfını “bayıltmak”, “sarsmak”, “yola getirmek” mümkün değildir. Bir kampanya süresince sembolik bir hedef seçilerek, deşifrasyona, ideolojik mücadeleye ve örgütlenmeye hizmet edecek bir boykot, bu sürede yapılacak eylemlerle, etkinliklerle, propaganda çalışmalarıyla ve sonuçtaki örgütsel kazanımlarıyla anlamlıdır. Devrimcilerin boykot anlayışı budur. Boykot kampanyalarının, bir süre boyunca, kazanımlara yol açabilecek bir araç olarak kullanılması dışında, başkaca önemsenebilir bir işlevi yoktur.


Gelelim güncel ve somut duruma. Özgür Özel’in boykot listesinde sayısı yirmiye yakın şirket ve medya kuruluşu var. Bunların toplumumuzca yaygın bir şekilde boykot edilmesi, ne sonuç doğurabilir?..

Birincisi; ekonomik krizi bir kafe, bir AVM, bir bisküvi firması, bir-iki petrol/gaz şirketi, bir mobilya şirketi, bir-iki bahis firması, bir-iki kitapçı-kırtasiye, bir yayınevi, bir turizm şirketi vd.’nı boykot ederek, derinleştirmeyi düşünmek saflık olur.

İkincisi; bu şirketlerden alış-veriş yapılmamasıyla emekçiler açısından elde edilecek bir kazanım yoktur.

Üçüncüsü; yıllardır zaten toplumumuzun muhalif kesimleri tarafından takip edilmeyen birkaç TV kanalını izlememeyi önermek, “havanda su dövmek” dışında bir anlama sahip değildir.

Dördüncüsü; devrimcilerin boykot anlayışıyla, Özgür Özel’in boykot teklifinin arasındaki farkın doldurulamaz bir uçurum gibi olduğu görülmelidir.

Devrimci politikalar geliştirmek için içerisinde bulunduğumuz süreçleri doğru okumak gerekir. Bunu yapabilmek için de teori gereklidir. Son günlerde yaşanılan süreçlerde Marksistler şunları görmektedir:

CHP, kitlelerin mevcut siyasal rejime ilişkin düzen içi ya da düzen dışı alternatif arayışını kendi arkasına almakta, kitlelerde biriken siyasi iktidara karşı hoşnutsuzlukların ve iktisadi krizin getirdiği yoksullaşmayla ilişkili öfkenin sosyalist harekete yönelmesinin önüne geçmekte, bunların düzen içinde kalınarak soğurulması işlevini yerine getirmektedir.

Sokağın açığa çıkan enerjisi, İmamoğlu adında bir bireyin CB adaylığını desteklemeye daraltılmakta, sosyal demokratik liberalizmin son yıllarda yıldızı parlayan partisi CHP’nin toplumsal onayını artırmaya dönük kullanılmakta, “tüketimden gelen gücün(!) kullanılması” şeklinde hiçbir etkiye/sonuca ulaşmayacak protesto türleri ile şimdiye dek Saraçhane önüne ve bundan sonra bazı miting alanlarına sıkışmış/sıkışacak türkülü-şarkılı, bol keseden bıçkın laflar ederek duygusal rahatlamanın sağlandığı mitinglerle heba edilmekte, yatıştırılmakta, dizginlenmektedir.

Öyleyse sosyalistler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da CHP’ye oy verenler ve sokak eylemlerine/mitinglere katılan emek yanlısı, yurtsever, Cumhuriyetçi, seküler duyarlılıklara sahip emekçiler arasında propaganda yürütmeli, mitinglere kendi renklerini çalmaya gayret ederken, CHP politikalarının kuyruğuna takılmadan, bağımsız siyasal söylemini ve çizgisini kitlelere ulaştırmalıdır.

[MANTIK]: MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

[DEVRİM BİLİMİ]

E-KİTAP AKTÜALİTEYE MARKSİST YAKLAŞIM: PERSPEKTİFLER

MARKSİZM NEDİR? KLASİKLERİ OKURKEN

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]