MAR
Özet
Bu
yazı, Özgür Aydın'ın "Evrim Nedir" başlıklı metnini temel alarak
modern evrim kuramının temel ilkelerini, kanıtlarını ve doğasını
sentezlemektedir. Metin, 18. yüzyıl filozofu William Paley'in doğadaki
karmaşıklığı ilahi bir tasarımcıya bağlayan "saatçi analojisi" ile
Charles Darwin'in bu duruma getirdiği materyalist ve kanıta dayalı açıklamayı
karşılaştırarak başlar. Darwin, yaşamın çeşitliliğini ve organizmaların
çevrelerine olan uyumunu "evrim" ve "doğal seçilim"
mekanizmalarıyla açıklamıştır.
Modern
evrim kuramı, altı temel bileşenden oluşur:
1. Evrim: Türlerin
zaman içinde genetik olarak değişmesi.
2. Kademeli
Değişim: Büyük evrimsel değişikliklerin çok sayıda nesil boyunca
birikimli olarak gerçekleşmesi.
3. Türleşme: Tek
bir ata türden birden fazla yeni türün ortaya çıkması ve biyolojik çeşitliliğin
artması.
4. Ortak
Atalık: Tüm canlıların tek bir ilk yaşam formundan türediği fikri.
5. Doğal
Seçilim: Organizmaların çevrelerine daha iyi uyum sağlayan özelliklere
sahip olanlarının hayatta kalma ve üreme şansının artması, bu sayede uyumsal
özelliklerin nesiller boyu yaygınlaşması.
6. Seçilimci
Olmayan Mekanizmalar: Genetik sürüklenme gibi rastlantısal süreçlerin
de evrimsel değişime neden olabilmesi.
Doğal
seçilim, bir mühendis gibi sıfırdan mükemmel tasarımlar yaratmak yerine, mevcut
genetik materyal üzerinde çalışan bir "usta düşünür" gibidir. Bu
süreç, "en uygun" olanı değil, "daha uygun" olanı üretir ve
sıklıkla kusurlu, ödün verilmiş veya "akılsız" olarak
nitelendirilebilecek tasarımlara yol açar. Bu durum, Akıllı Tasarım (AT) iddiası
karşısında güçlü bir kanıt sunar.
Son
olarak, "evrim sadece bir teoridir" şeklindeki yaygın yanılgıya
değinilmektedir. Bilimde "teori", gündelik dildeki "sanı"
veya "varsayım" anlamının aksine, doğanın bir yönünü açıklayan,
tekrarlı olarak test edilmiş, kanıtlarla güçlü bir şekilde desteklenen ve
doğrulanabilir öngörülerde bulunan kapsamlı bir açıklamadır. Bu bağlamda evrim,
yerçekimi ve görelilik kuramları gibi bilimsel "gerçek" olarak kabul
edilen bir teoridir.
1.
Tasarım Argümanı ve Darwin'in Çözümü
Evrim
teorisi öncesinde, doğadaki organizmaların karmaşık ve çevrelerine mükemmel
uyum sağlamış yapıları, bilinçli bir tasarımcının varlığına kanıt olarak
görülüyordu. Bu görüşün en bilinen savunucusu, 18. yüzyıl İngiliz filozofu
William Paley'dir.
• Paley'in
Saatçi Analojisi: Paley'e göre, yerde bulunan bir saatin parçalarının
belirli bir amaç (zamanı göstermek) için bir araya getirildiği aşikardır ve bu
durum bir saatçinin varlığını kanıtlar. Aynı mantıkla, canlıların girift
yapıları da bilinçli ve kutsal bir tasarımcının, yani Tanrı'nın varlığına
işaret etmelidir. Paley, doğadaki düzenin ve tasarımın saatten çok daha büyük
ve karmaşık olduğunu belirtir:
“Saati incelemeye başlarsak, birkaç
parçasının çerçevelendiğini ve bir amaç için bir araya getirildiklerini,
örneğin devinim oluşturmak için oldukça iyi şekil verildikleri ve
ayarlandıklarını, bu devinimin günün saatlerini gösterecek şekilde oldukça iyi düzenlendiğini;
eğer farklı parçalar şimdi olduklarından farklı şekillerde, oluşturulmuş
olsalardı, olduklarından farklı boyutlarda olsalardı ya da herhangi diğer bir
şekilde yerleştirilselerdi veya şu an yerleştirilmiş olduklarından farklı bir
sırayla yerleştirilmiş olsalardı, ne makinanın yapageldiği hiçbir devinim
olacak, ne de şu anda hizmet verdiği şekilde ihtiyaca cevap vermeyecekti … bunu
anlayabiliriz. Saatte görünen düzenin her işareti, tasarımın her ifadesi,
doğanın işleyişinde de açığa çıkar; doğa bakımından farklılık bütün
hesaplamaları aşan derecede fazla ve büyük oluşudur.”
• Darwin'in
Yaklaşımı: Charles Darwin, 1859'da yayınladığı "Türlerin
Kökeni" adlı eserinde bu "tasarım sorununu" reddetmek yerine,
ona materyalist bir açıklama getirdi. Darwin, doğadaki "güzel
birlikte-uyumları" kabul etmiş ve şu soruyu sormuştur:
“Tüm bu organizasyonun bir parçasının
diğer parçasına ve yaşam koşullarına ve ayrı bir organik varlık olmalarına
zarif uyumları nasıl mükemmelleşmiştir? Bu güzel birlikte-uyumları en açık
biçimde ağaçkakan ve ökseotunda ve daha az açık biçimde bir dört üyelinin kılı
veya bir kuşun teleklerine tutunan en mütevazı parazitte; suya dalan bir
kınkanatlının yapısında; hafif bir esintide uçan tüylü tohumda kısacası güzel
uyumları her yerde ve organik dünyanın her parçasında görürüz.”
• Darwin,
bu sorunu çözmek için iki temel düşünce ileri sürdü: evrim ve doğal
seçilim. Kendisinden önce Erasmus Darwin gibi düşünürler evrim fikrini dile
getirmiş olsa da, Darwin bu fikri doğadan topladığı çok sayıda kanıtla
destekleyen ve doğal seçilim gibi tamamen yeni bir mekanizma öneren ilk kişi
oldu.
2.
Modern Evrim Kuramının Altı Bileşeni
Modern
evrim kuramı, tek bir cümleyle özetlenebilir: Yerküre üzerindeki yaşam,
yaklaşık 3,5 milyar yıl önce başlayan bir süreçle dallanarak evrimleşmiş, yeni
ve çeşitli türler ortaya çıkmış ve bu değişimin ana mekanizması doğal seçilim
olmuştur. Bu kuram, altı temel bileşene ayrılabilir.
|
Bileşen |
Açıklama |
|
Evrim |
Bir
türün nesiller boyunca genetik olarak değişmesidir. Bu değişim, DNA'daki
mutasyonlara dayanır. Evrim hızı türden türe değişir; sölekantlar gibi
"yaşayan fosiller" yavaş evrimleşirken, insanlar gibi gruplar hızlı
evrimleşmiştir. |
|
Kademeli
Değişim |
Kuşların
sürüngenlerden evrimleşmesi gibi büyük değişiklikler, yüzlerce, binlerce,
hatta milyonlarca nesil boyunca küçük değişikliklerin birikmesiyle
gerçekleşir. Evrim hızı, çevresel baskılara göre bir tür içinde de yavaşlayıp
hızlanabilir. |
|
Türleşme |
Tek
bir ata türün zamanla iki veya daha fazla farklı türe ayrılmasıdır. Bu süreç
olmasaydı, bugün dünyada sadece ilk türün oldukça evrimleşmiş tek bir torunu
bulunurdu. Türleşme, yaşam ağacının dallanmasını ve gezegendeki 10 milyondan
fazla türün varlığını açıklar. |
|
Ortak
Atalık |
Türleşmenin
doğal bir sonucu olarak, yaşayan tüm türlerin geriye doğru izi sürüldüğünde
ortak atalarda birleştiği fikridir. Bu hiyerarşik yapı (türler, cinsler,
aileler vb.), ilk olarak Carl Linnaeus tarafından fark edilmiş ve Darwin
tarafından evrimin bir kanıtı olarak yorumlanmıştır. Modern DNA analizleri,
anatomik özelliklere dayalı bu sınıflandırmayı büyük ölçüde doğrulamıştır. |
|
Doğal
Seçilim |
Darwin
ve Alfred Russel Wallace tarafından eş zamanlı olarak ortaya atılan bu
mekanizma, uyumun (adaptasyon) nasıl ortaya çıktığını açıklar. Bireyler
arasındaki genetik farklılıklar, hayatta kalma ve üreme başarısını etkiler.
Daha avantajlı genlere sahip bireylerin daha fazla yavru bırakmasıyla, bu
"iyi" genler popülasyonda yaygınlaşır ve tür zamanla çevresine daha
iyi uyum sağlar. |
|
Seçilimci
Olmayan Mekanizmalar |
Evrimsel
değişime neden olan tek süreç doğal seçilim değildir. Özellikle küçük
popülasyonlarda, gen frekanslarının şansa bağlı olarak değiştiği genetik
sürüklenme gibi süreçler de evrime yol açabilir. Ancak bu
mekanizmalar, doğal seçilim gibi uyum (adaptasyon) yaratma gücüne sahip
değildir. |
3.
Doğal Seçilim: Mükemmel Olmayan Bir Tasarımcı
Doğal
seçilim, doğadaki tasarım görüntüsünü açıklayan en devrimci ilkedir, çünkü bunu
doğaüstü bir güce ihtiyaç duymadan, tamamen materyalist bir süreçle yapar.
Ancak bu süreç, bilinçli bir mühendis gibi çalışmaz.
• Usta
Düşünür, Mühendis Değil: Doğal seçilim, sıfırdan en mükemmel tasarımı
yaratmaz; bunun yerine, mevcut genetik varyasyonlar ve tarihsel mirasla
"eldeki ile en iyi ne yapılabilecekse onu yapar." Bu, evrimin bir
binayı sıfırdan tasarlayamayan, ancak mevcut yapıyı sürekli değiştirerek ve
yaşanabilir tutarak çalışan bir mimara benzetilmesine neden olur.
• "Akılsız
Tasarım" Örnekleri: Evrim süreci genellikle mükemmel olmayan,
kusurlu ve uzlaşıya dayalı çözümler üretir. Bu durum, "akıllı
tasarım" fikrine karşı güçlü bir argüman oluşturur.
◦ İnsanlarda
Kasık Fıtığı: Erkeklerde testisler, sperm üretimi için daha düşük
sıcaklığa ihtiyaç duyar. Ancak gelişimlerine karın içinde başlarlar ve daha
sonra skrotuma inerler. Bu iniş için kullanılan inguinal kanallar, vücut
duvarında erkekleri kasık fıtığına yatkın hale getiren zayıf noktalar
oluşturur. Akıllı bir tasarımcı, testisleri en başından vücut dışında
oluşturabilirdi. Bu durum, balık benzeri atalarımızdan miras aldığımız
gelişimsel programın bir sonucudur.
◦ Deniz
Kaplumbağaları: Dişi deniz kaplumbağaları, yüzmek için mükemmel olan
yüzgeçlerini, karada yuva kazmak için hantal ve verimsiz bir şekilde kullanmak
zorundadır. Yüzme ve kazma yetenekleri arasında bir ödünleşme söz konusudur.
◦ Yok
Oluş: Türlerin %99'undan fazlasının soyunun tükenmiş olması, akıllı
bir tasarımcının milyonlarca türü kaderleri yok olmak üzere tasarladığı
fikriyle çelişir.
4.
Vaka Analizi: Zürafanın Boynu
Zürafaların
uzun boynu, evrimsel mekanizmaları açıklamak için sıklıkla kullanılan bir
örnektir.
• Yanlış
Anlama (Lamarckçılık): Jean Baptiste de Lamarck'ın fikrine göre,
zürafalar yüksek dallara uzanmak için "zorlandıkları" için boyunları
uzamış ve bu kazanılmış özellik yavrularına aktarılmıştır. Bu, modern genetik
bilgisiyle çelişen, yanlış bir mekanizmadır.
• Doğal
Seçilim ve Cinsel Seçilim: Darwinci açıklamaya göre, popülasyonda
doğal olarak daha uzun boyunlu olan zürafalar beslenme avantajına sahip olmuş
ve bu özellik nesiller boyu seçilmiştir. Ancak modern gözlemler, daha güçlü bir
mekanizmaya işaret etmektedir: cinsel seçilim.
◦ Erkek
zürafalar, çiftleşme hakkı için boyunlarını birbirine çarparak dövüşürler.
◦ Daha
büyük ve kalın boyunlu erkekler bu dövüşleri kazanma ve dişiler tarafından
tercih edilme eğilimindedir.
◦ Zürafaların
sıklıkla eğilerek otladığı gözlemi, uzun boynun sadece yüksek dallara ulaşmak
için evrimleşmediğini, aynı zamanda üreme başarısında önemli bir rol oynadığını
göstermektedir.
5.
Evrim: "Sadece Bir Teori" mi?
Evrim
karşıtları tarafından sıkça kullanılan "sadece bir teori" ifadesi,
"teori" kelimesinin bilimsel anlamının yanlış anlaşılmasına dayanır.
• Bilimsel
Teori Nedir? Bilimde bir teori, gündelik dildeki "sanı" veya
"spekülasyon" demek değildir. Bilimsel bir teori:
1. Doğa
hakkında bilinen gerçekleri ve yasaları açıklayan, iyi düşünülmüş bir önermeler
bütünüdür.
2. Sınanabilir
ve yanlışlanabilir olmalıdır.
3. Gelecekte
ne bulunması gerektiğine dair doğrulanabilir öngörülerde bulunur.
4. Çok
sayıda kanıtla defalarca doğrulandığında ve aksine bir kanıt bulunmadığında
bilimsel bir "gerçek" veya "hakikat" olarak kabul edilir.
• Evrim,
Gerçek Olan Bir Teoridir: Tıpkı "atom kuramı" veya
"yerçekimi kuramı" gibi, evrim kuramı da ilk ortaya atıldığında bir
hipotezken, 1859'dan bu yana biriken ezici kanıtlarla (fosil kayıtları, DNA
analizleri, doğrudan gözlemler vb.) "gerçek" statüsüne yükselmiştir.
6.
Evrim Teorisinin Sınanabilir Öngörüleri
Bilimsel
bir teori olarak evrim, sınanabilir ve doğrulanmış birçok öngörüde bulunur:
• Fosil
Kaydı: Kayaçların daha eski katmanlarında daha ilkel, daha yeni
katmanlarında ise günümüzdekine benzer ve daha karmaşık canlıların fosilleri
bulunur. Bu, "değişim yoluyla türemeyi" doğrular.
• Geçiş
Formları: Farklı grupları (örneğin sürüngenler ve kuşlar) birbirine
bağlayan, öngörülen özelliklere sahip ara form fosilleri (örneğin Oviraptorosaur embriyosu),
doğru jeolojik katmanlarda bulunur.
• Türleşmenin
Gözlemlenmesi: Fosil kayıtlarında ve günümüz doğasında türlerin
ayrılma süreçleri gözlemlenir.
• Genetik
Varyasyon: Tüm türlerde, doğal seçilimin işleyebileceği genetik
çeşitlilik bulunur.
• Kusurlu
Tasarım: Canlılarda, evrimsel geçmişin bir kalıntısı olan ve mükemmel
olmayan yapılar (körelmiş organlar, gelişimsel kusurlar vb.) bulunur.
• Doğal
Seçilimin İşleyişi: Doğal seçilim, doğada ve laboratuvarda doğrudan
gözlemlenebilen bir süreçtir.
Kaynak: https://drive.google.com/file/d/1do8KS6uNR_d6FfNCW54I5myQMFUb3MYy/view?usp=sharing
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.