Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi

15 Ocak 2026 Perşembe

Demokrasinin Sosyalizme Mecburiyeti | Metin Çulhaoğlu

MAR

Özet

Bu yazı, sosyalist teorisyen Metin Çulhaoğlu'nun bir TV programındaki analizlerini sentezlemektedir. Çulhaoğlu'na göre, dünya ve Türkiye, sosyalist hareketin yeniden yapılanmasının zorunlu hale geldiği kritik bir tarihsel dönemeçten geçmektedir. Bu dönemin temel karakteristiği, 19. yüzyılın ilk yarısındaki "burjuva demokratik" talepler ile 20. yüzyılın ilk çeyreğindeki "kapitalizmi aşma" hedeflerinin iç içe geçmesi ve adeta üst üste binmesidir.

Kapitalizm, kendi gelişimi içinde çevre, kadın hakları, göçmen sorunu gibi devasa sorunlar üreterek, bu sorunların çözümünü kendi sınırları dahilinde imkânsız kılmıştır. Bu durum, söz konusu demokratik taleplerin ancak anti-kapitalist bir perspektifle ve sosyalist bir alternatifle çözülebileceği nesnel bir zemin yaratmıştır. Çulhaoğlu, bu nedenle sosyalist hareketin stratejisinin, bu demokratik mücadelelerin içine girerek kendi alternatifini bu zemin üzerinden inşa etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Aynı zamanda, burjuva siyasetinin tamamı (merkez sağ, sosyal demokrasi) ve 1990'larda sosyalizme alternatif olarak sunulan "Radikal Demokrasi" veya "Yeni Toplumsal Hareketler" gibi ideolojik akımlar iflas etmiştir. Bu durum, sosyalist ideolojinin yeniden meşruiyet kazanması için elverişli bir ortam sunmaktadır. Çulhaoğlu, bu süreçte aydınların rolünün, işçi sınıfı hareketinin canlanmasına bağlı ikincil bir dinamik olacağını; asıl belirleyici olanın ise geleneksel sanayi proletaryasının ötesine geçerek, işsiz gençleri, güvencesizleri ve kadın emeğini kapsayan geniş bir "toplumsal proleterya" kavramıyla hareket eden bir sınıf hareketi olacağını savunmaktadır.

1. Tarihsel Kriz ve Yeni Dönemin Tanımı

Metin Çulhaoğlu, mevcut dönemi analiz ederken, hem sosyalist hareketin kendi iç krizinden hem de kapitalizmin yarattığı yeni nesnel koşullardan hareketle özgün bir dönem tahlili yapmaktadır.

Sosyalist Hareketin Meşruiyet Krizi

• Son 30 Yılın Bilançosu: 1990'lardan bu yana geçen 30 yıllık süreç, sosyalist hareketin tarihindeki en ciddi kriz dönemi olarak tanımlanmaktadır. Bu kriz, geçmişteki (örneğin İkinci Enternasyonal'in çöküşü) krizlerden daha derin bir "inandırıcılık ve meşruiyet krizi" niteliği taşımaktadır.

• Kapitalizmin Rolü: Sosyalist hareketin bu krizi kendi iç dinamikleriyle aşması zor görünürken, 2008 küresel kriziyle birlikte kapitalizmin kendisi yeniden sorgulanır hale gelmiştir. Bu dönemde liberal ve sistem içi figürlerin dahi Marx ve komünizm kavramlarını tartışmaya başlaması, sosyalizmin yeniden itibar ve meşruiyet kazanması yönündeki "ilk kıvılcımlar" olarak değerlendirilmektedir.

İki Tarihsel Dönemin Üst Üste Binmesi

Çulhaoğlu, günümüzü anlamak için "iki tarihsel dönemin üst üste binmesi" metaforunu kullanmaktadır. Bu, dönemin en belirleyici unsuru olarak öne sürülmektedir.

• 19. Yüzyılın İlk Yarısı: Bu dönem, burjuva demokrasisi çerçevesindeki devrimci demokratik taleplerin (eşitlik, özgürlük vb.) yoğunlaştığı bir dönemdir.

• 20. Yüzyılın İlk Çeyreği: Bu dönem ise Rusya, Almanya ve Macaristan örneklerinde görüldüğü gibi, kapitalizmi aşmaya yönelik sosyalist hamlelerin gerçekleştiği bir dönemdir.

Çulhaoğlu'na göre günümüz, bu iki dönemin özelliklerini aynı anda barındırmaktadır. Bir yanda yoğun demokratik talepler varken, diğer yanda sosyalizm kendisini nesnel bir zorunluluk olarak dayatmaktadır.

Kronolojinin Sonu: Görevlerin İç İçe Geçmesi

Geçmişte sosyalist hareketin "önce burjuva demokratik devrim tamamlanır, sonra sosyalist aşamaya geçilir" şeklindeki kronolojik varsayımı artık geçerliliğini yitirmiştir.

• Günümüz kapitalizmi, sürekli olarak demokratik nitelikte görünen ancak kendi sistematiği içinde çözemediği sorunları (çevre, kadın, mülteciler vb.) yeniden üretmektedir.

• Bu durum, demokratik görevler ile sosyalist görevlerin "üst üste çakışması" sonucunu doğurmuştur. Sosyalist mücadele artık bu demokratik taleplerin çözümünü sonraya erteleyemez; aksine, bu taleplerin içinden yürüyerek kendi alternatifini inşa etmek zorundadır.

2. Demokrasi ve Sosyalizm Mücadelesinin Bütünleşmesi

Çulhaoğlu'nun analizinin merkezinde, demokrasi mücadelesi ile sosyalizm mücadelesi arasındaki ilişkinin yeniden kurulması yer almaktadır. Bu ilişki, artık bir öncelik-sonralık ilişkisi değil, bir bütünleşme ve iç içe geçme ilişkisidir.

Demokratik Taleplerin Anti-Kapitalist Niteliği

• Kapitalizmin Acziyeti: Çevre sorunundan kadın sorununa, mülteciler sorunundan diğer eşitsizliklere kadar gündeme gelen tüm büyük sorunların mevcut kapitalist sistem içerisinde köklü bir çözüme kavuşturulamayacağı giderek daha belirgin hale gelmektedir.

• Sosyalist Perspektifin "Zerk Edilmesi": Sosyalistlerin görevi, "bu sorunlar ancak sosyalizmde çözülür" demekle yetinmek değildir. Görev, bu mücadelelerin bizzat içine girerek, bu sorunların nihai çözümünün neden ancak ücretli emek sömürüsüne son verilen bir toplumda mümkün olabileceğini göstermek ve sosyalist perspektifi bu mücadelelere "zerk etmektir".

Burjuva Siyasetinin ve Alternatif İdeolojilerin İflası

Sosyalizmin yeniden bir seçenek olarak öne çıkmasının bir diğer nedeni, hem mevcut siyasi yapıların hem de 1990'larda popüler olan alternatif ideolojilerin inandırıcılığını yitirmesidir.

• Burjuva Siyasetinin Krizi: Sadece sosyalist hareket değil, klasik burjuva siyasi partilerinin (sosyal demokrasi, merkez sağ vb.) tamamı bir meşruiyet krizi yaşamakta ve toplumsal tabanlarıyla aralarındaki mesafe açılmaktadır.

• Alternatiflerin Çöküşü: 1990'larda sosyalizmin alternatifi olarak sunulan "Radikal Demokrasi" (Laclau ve Mouffe ile anılan) veya "Yeni Toplumsal Hareketler" gibi teoriler, vaatlerini gerçekleştirememiştir.

    ◦ Bu akımların kapitalizm sınırları içinde çözmeyi vadettiği sorunlar çözülmediği gibi, Trump (ABD), Orbán (Macaristan), Johnson (İngiltere) gibi liderlerin yükselişi ve Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi gibi örneklerde görüldüğü üzere ciddi gerilemeler yaşanmıştır.

    ◦ Bu teoriler on yıl içinde iflas ederken, emek-sermaye çelişkisine dokunmayan bir demokrasi projesinin cazibesi kalmamıştır.

3. Sosyalist Hareket İçin Stratejik Yönelimler

Çulhaoğlu, çizdiği teorik çerçeveye dayanarak sosyalist hareketin izlemesi gereken stratejik yönelimleri de belirlemektedir.

Mücadelelere İçerden Müdahale Stratejisi

Sosyalist hareketin, genişleyen demokrasi mücadelesi karşısında alması gereken pozisyon nettir:

• Reddedilen Yaklaşım: "Onlar orada mücadele etsinler, biz sosyalistler olarak burada daha tutarlı bir hatla duralım ve onlara 'bize gelin' diyelim" şeklindeki yalıtılmış siyaset tarzı kesin olarak reddedilmektedir.

• Benimsenen Strateji: Demokrasi mücadelesi çerçevesinde yan yana gelinebilecek her fırsatı kullanarak, toplumsal ve siyasi kesimlerle birlikte hareket etmek esastır. Bu birliktelik içinde sosyalistler, bu demokratik taleplerin "gerçek savunucusunun" kendileri olduğunu pratikleriyle göstermelidir.

Aydınların Rolü ve Sınırları

• Yeni Bir Aydınlanma Mümkün Değil: Türkiye'nin 1960'lı yıllarda yaşadığı gibi, geleneksel aydınların kitlesel olarak sosyalizme yöneldiği topyekûn bir "sosyalist aydınlanma" döneminin tekrarlanması beklenmemektedir. Bu, tarihte bir kez yaşanan bir olgudur.

• Postmodernizmin Etkisi ve Parçalı Düşünce: Günümüz akademisinde ve aydınlar arasında, bütünsel düşünceden kaçınan, parçalara odaklanan ve bu nedenle büyük toplumsal dönüşüm projelerine yabancılaşan bir eğilim hakimdir.

• Belirleyici Olan Sınıf Hareketidir: Aydınlar arasında yaşanacak bir silkinme ve canlanma, kendi iç dinamikleriyle değil, ancak sınıf hareketinde yaşanacak bir canlanmanın etkisiyle mümkün olacaktır. 1960'lardaki aydınlanmada da işçi sınıfının sahneye çıkmasının rolü olduğu gibi, gelecekte de aydınları harekete geçirecek olan temel dinamik, sınıf mücadelesi olacaktır.

İşçi Sınıfının Yeniden Tanımlanması: Toplumsal Proleterya

Sınıf hareketinin canlanması, stratejinin merkezine oturtulurken, "sınıf" kavramının günümüz koşullarına göre yeniden tanımlanması gerektiği vurgulanmaktadır.

• Geleneksel Sınıf Algısının Aşılması: Sınıf hareketi, sadece metal sektöründe çalışan, sendikalı, mavi yakalı işçilerden ibaret görülemez. Bu dar tanım, günümüz gerçekliğini yansıtmamaktadır.

• Toplumsal Proleterya Kavramı: Sınıfın kapsamı, "toplumsal proleterya" kavramıyla genişletilmelidir. Bu kavram, yalnızca fiilen sömürülen kesimleri değil, aynı zamanda sömürülmeye hazır halde bekleyen potansiyel emek gücünü de içerir:

    ◦ Yedek Sanayi Ordusu: Üniversite mezunu işsizler, aldıkları eğitimle ilgisiz işlere girmek için bekleyen gençler.

    ◦ Güvencesiz ve Esnek Çalışanlar: Geleceği belirsiz, örgütsüz kesimler.

    ◦ Kadın Emeği: Her an sömürülmeye hazır, devasa bir potansiyel.

• Geleceğin Sınıf Hareketi: Türkiye'de gelecekte yükselecek bir sınıf hareketi, ancak işçi sınıfının bu örgütlü ve diri kesimleriyle birlikte, henüz örgütsüz olan bu geniş toplumsal proleterya kesimlerini kucakladığı takdirde mevcut düzeni sarsabilir ve sosyalist harekete yeni imkânlar sunabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]