MAR
Küba’nın
tarihsel serüveni, coğrafyasının ona dayattığı stratejik kader ile üzerinde
yaşayan halkın iradesi arasındaki amansız mücadelenin ürünüdür. Antil
Denizi’nin kalbinde, Meksika Körfezi’nin girişinde bir "timsah"
suretiyle uzanan bu takımada, tarih boyunca "Körfez’in Anahtarı" (La
llave del Golfo) olarak nitelendirilmiştir. Ancak bu anahtar, sadece ticaret
yollarını açan bir alet değil, aynı zamanda sömürgeci güçlerin ve emperyal
hırsların kapısında bir ganimet olarak görülmüştür. Küba'nın trajedisi ve
büyüklüğü, bu eşsiz konumunun onu hiçbir zaman "normal" bir gelişim
sürecine izin vermeyen bir jeopolitik odağa yerleştirmesinden kaynaklanır.
Adanın fiziksel varlığı, dış müdahalelerin iştahını kabartan bir zenginlik
sunarken, bu sürekli kuşatılma hali Küba halkının karakterini çelikleştirmiş ve
direnişi ulusal kimliğin kurucu unsuru haline getirmiştir.
Küba'nın
Fiziksel ve Demografik Verileri
|
Özellik |
Tanım
/ Veri |
|
Coğrafi
Yapı |
1600
irili ufaklı adadan oluşan bir takımada. |
|
Yüzölçümü |
Yaklaşık
111.000 km². |
|
Stratejik
Konum |
Meksika
Körfezi girişi; Florida'ya 180 km, Meksika'ya 210 km mesafe. |
|
İklim |
Yarı
tropikal; yıllık ortalama 25,4 °C ("Sürekli yaz"). |
|
Etnik
Yapı (1996) |
%66
Beyaz, %12 Siyah, %21,9 Melez, %0,1 Asya kökenli. |
|
Nüfus
Yoğunluğu |
11
milyon (1996 verisi); km² başına 99 kişi. |
Ulusal
Semboller ve Tarihsel Önemleri:
• Tek
Yıldızlı Bayrak (La Estrella Solitaria): 1849'da tasarlanan,
bağımsızlık savaşlarının ve özgürlük tutkusunun sancağı.
• Ulusal
Marş (Bayamo Marşı): Pedro Figueredo tarafından 1867'de bestelenen;
halkı zincirlerle yaşamanın utancına karşı ölüme ve zafere çağıran savaş
nidası.
• Kraliyet
Palmiyesi (Roystonea): Ülkenin her toprağında görkemle yükselen,
eğilmeyen duruşuyla ulusal armayı süsleyen simge ağaç.
• Ulusal
Çiçek (Mariposa): Beyaz ve nefis kokulu Kelebek Yasemini.
Bu
fiziksel çerçeve, adanın ilk sakinlerinden modern devrimcilere kadar uzanan bir
sürekliliğin zeminidir. Ancak bu toprakların trajedisi, Avrupalıların
"keşfi" ile başlayan fiziksel imha süreciyle yazılmaya başlanmıştır.
2.
Kolomb Öncesi Dönem ve "Yeni Dünya"nın Keşfi
Avrupalılar
1492’de Küba’ya ulaştığında, adada binlerce yıllık geçmişi olan, doğayla uyumlu
ancak teknolojik olarak Taş Devri döneminde yaşayan bir uygarlık buldular.
Kristof Kolomb’un "Hindistan" yanılgısıyla adım attığı bu topraklar,
aslında Güney Amerika kökenli Aruaco torunları olan halkların yurduydu.
İspanyol istilası, bu halklar için sadece bir sömürgeleşme değil, sistemli bir
"fiziksel yok oluş" süreciydi. İspanyol "konkistadorların"
altın hırsı ve dayattıkları üretim ilişkileri, yerli halkın binlerce yıllık
doğal evrimini vahşice durdurarak onları tarihten silmiştir.
Küba'nın
İlk Sakinleri: Gelişmişlik ve Köken Analizi
• Guanajatabeyler: Adanın
en eski ve en iptidai sakinleridir. Mağaralarda yaşayan, tarım yapmayan ve
"deniz kabuğu kültürü" olarak bilinen göçebe toplayıcılardır.
• Siboneyler
(Ciboneyler): Taino öncesi bir kültüre sahiptirler. Genellikle
Tainolara hizmet eden, taş yontma yöntemleri iptidai olan ve tarımsal
faaliyetlere yeni başlayan bir gruptur.
• Tainolar
(Kültürel Kompleks III): Adanın en gelişmiş grubudur. Kökenleri
Venezuela'daki Orinoco nehri havzasına (Aruacolar) dayanır. Toprağı işleyen
(mısır, tütün, manyok), cilalı taş aletler üreten ve hiyerarşik bir toplumsal
yapıya sahip olan gruptur.
Hatuey
Direnişi: Sömürgeciliğe
karşı ilk organize tepki, Hispanyola'dan kaçarak Küba'da direnişi örgütleyen
kabile reisi Hatuey’den gelmiştir. İdam edilmeden hemen önce, İspanyolların da
orada olduğunu öğrenince "onları bir daha görmemek için cennete gitmeyi reddeden"
Hatuey, adadaki ilk bağımsızlık ruhunun ve boyun eğmezlik mirasının simgesidir.
Yerli
işgücünün vahşi sömürü, salgın hastalıklar ve kitlesel intiharlar sonucu yok
oluşu, sömürgecileri Afrika'dan getirilen köle emeğine yöneltmiş; bu da
Küba'nın demografik ve kültürel çehresini sonsuza dek değiştirmiştir.
3.
Sömürge Dönemi Çatışmaları ve Ekonomik Dönüşüm (16.-18. Yüzyıl)
16. ve
18. yüzyıllar arasında Küba, İspanyol ticaret tekelinin baskıcı kontrolü ile
uluslararası korsan saldırılarının kıskacında şekillendi. Havana, stratejik
önemi nedeniyle Francis Drake ve Jacques de Sores gibi figürlerin hedefi
olurken, İspanyol tahtı adayı bir "kale-ada" olarak tahkim etti.
Ancak bu dönemin en büyük kırılma noktası, 1762'deki İngiliz işgalidir.
Havana'nın
İngiliz İşgali (1762): Bir Zihniyet Devrimi Sadece 11 ay süren bu dönem, Küba tarihinin
gidişatını kalıcı olarak değiştirdi. İngilizlerin getirdiği serbest
ticaret düzeni, yerel burjuvazinin (Kreoller) İspanyol tekelinin ne
kadar kısıtlayıcı olduğunu anlamasını sağladı. 11 ayda limana giren bin gemi,
yerel üreticinin zihninde "bağımsız ekonomik varlık" fikrini
uyandırdı; Küba artık İspanya'nın kaba sömürge zincirlerine geri dönmek
istemiyordu.
Ekonomik
Çatışma Alanları:
• Şeker
ve Tütünün Yükselişi: 18. yüzyıl sonunda şeker imalathanelerinin
modernizasyonu, işgücü ihtiyacını patlatarak köle ticaretini doruk noktasına
çıkardı. Şeker, adayı hem zenginleştirdi hem de köleliğin kanlı bağlarıyla
sömürgeciliğe mahkûm etti.
• Veguero
(Tütün Üreticileri) İsyanları: 1717-1723 yılları arasında İspanyol
hükümetinin tütün üzerindeki devlet tekeli (estanco) kararına karşı
çıkan üreticiler, sömürge yönetimine karşı ilk organize sınıf tepkisini
örgütlediler. İsyancıların cesetlerinin yollara asılması, sömürge yönetiminin
halkla olan duygusal kopuşunun ilk işaretidir.
4.
Bağımsızlık Yolunda 19. Yüzyıl: On Yıl Savaşı ve Jose Marti
19. yüzyıl
Küba için Reformizm, İlhakçılık ve tam Bağımsızlık akımlarının ideolojik bir
savaşıydı. 1868'de Carlos Manuel de Cespedes'in La Demajagua'da kölelerini azat
ederek başlattığı hareket, sadece bir isyan değil, "Küba Ulusu"nun
doğum sancısıydı. Bu dönemde Küba halkı, boyunduruk altındaki bir tokluktansa,
yıldızın altındaki onurlu bir savaşı seçti.
Mambiselerin
(Kurtuluş Savaşçıları) Destanı:
• On
Yıl Savaşı (1868-1878): Bölgecilik ve disiplinsizlik nedeniyle Zanjon
Paktı ile duraksasa da, Antonio Maceo'nun Baragua Reddiyesi,
bağımsızlık ve köleliğin kaldırılması olmadan barışı reddederek davanın ahlaki
üstünlüğünü korudu.
• Bayamo’nun
Yakılması (12 Ocak 1869): Küba halkının trajik kararlılığının
zirvesidir. Bayamo halkı, şehirlerini İspanyollara teslim etmektense kendi
elleriyle ateşe vermiş; küller içinde hür yaşamayı tercih etmiştir.
• Gerekli
Savaş (1895): Jose Marti'nin Küba Devrimci Partisi (PRC) aracılığıyla
tüm sınıfları ve ırkları birleştirdiği modern modeldir. Marti, "herkesle
ve herkesin iyiliği için" diyerek demokratik bir cumhuriyetin temellerini
attı.
Askeri
Deha: "Tunç
Titan" Antonio Maceo ve Başkumandan Maximo Gomez, fakirliğin içinden doğan
bir yaratıcılıkla machete (pala) saldırılarını askeri bir
dehşete dönüştürdüler. Ancak İspanya askeri olarak çökmek üzereyken, ABD
"Maine" gemisindeki karanlık patlamayı bahane ederek müdahale etti
(1898).
5.
Cumhuriyet Dönemi, ABD Müdahalesi ve Diktatörlükler
1898'de
İspanyol boyunduruğu sona erdiğinde, Küba'nın karşısında "kurtarıcı"
maskesiyle yeni bir güç belirdi. ABD, James Monroe ve John Quincy
Adams'ın "Olgun Meyve" (Ripe Fruit) teorisine sadık
kalarak, Küba'nın kendi avuçlarına düşmesini beklemiş ve tam o anda müdahale
etmiştir. 1902'de kurulan Cumhuriyet, Platt Yasası’nın prangalarıyla doğan bir
"Yarı-Sömürge" yapısıydı.
Platt
Yasası ve Egemenliğin Amputasyonu:
• ABD'nin
Küba'nın iç işlerine her an müdahale etme hakkı.
• Guantanamo
ve stratejik limanların ABD üssü olarak tahsisi.
• Küba'nın
dış borçlanma ve antlaşma yetkilerinin Washington onayına bağlanması.
Ekonomik
Krizler ve Diktatörlükler:
• "Şişman
ve Cılız İnekler": Şeker fiyatlarındaki spekülatif dalgalanmalar
halkı derin sefalete sürüklerken, ABD sermayesi adanın tüm maden ve
topraklarını ele geçirdi.
• 1933
Devrimi ve Batista: Machado tiranlığına karşı halkın yükselişi,
sivil-asker hareketini tetikledi; ancak bu süreçten ABD desteğiyle sıyrılan
Fulgencio Batista, adayı yolsuzluk ve baskının merkezi haline getirdi.
6.
1959 Devrimi ve Sosyalist İnşa
1950'lerin
ortasında, Batista'nın kanlı diktatörlüğü ve ABD hegemonyası altındaki Küba,
Marti'nin "Yüzüncü Yıl Kuşağı" tarafından uyandırıldı. Moncada
Kışlası ile başlayan ateş, Sierra Maestra'da bir halk savaşına dönüştü.
Devrimin
Kararlı Akışı:
• 26
Temmuz 1953: Moncada Baskını (Devrimin meşalesinin yakılması).
• 1956: Granma
yatının varışı ve gerilla savaşının başlaması.
• 1958: Santa
Clara Muharebesi ve Che Guevara'nın zaferi.
• 1
Ocak 1959: Diktatörlüğün çöküşü ve halk iktidarı.
Analiz: Devrim, sadece askeri bir başarı
değil, köklü bir toplumsal dönüşümdür. Tarım Reformu ve Okuma-Yazma
seferberliği rejime sarsılmaz bir halk meşruiyeti kazandırdı. ABD'nin Domuzlar
Körfezi'ndeki yenilgisi ve bitmek bilmeyen ablukası (Embargo), Küba'yı
sosyalist inşa sürecinde daha radikal bir dış politikaya ve Sovyetler Birliği
ile stratejik ortaklığa itti.
7.
Sonuç: Tarihsel Miras ve 21. Yüzyıla Bakış
Küba
tarihi, Jose Marti’nin ölümsüz şiirinde tasvir ettiği o ebedi seçimdir: İtaat
içindeki rahatlık (boyunduruk) ile özgürlük yolundaki yalnız ve onurlu parlama
(yıldız). Küba halkı, Bayamo’yu yakanların ve Baragua’da teslimiyeti
reddedenlerin torunları olarak her zaman yıldızı seçmiştir. Bugün Küba, sadece
bir coğrafi bir yer değil; emperyalizme karşı direncin, uluslararası
dayanışmanın ve insani kalkınmanın küresel bir kutup yıldızıdır.
Küba
Tarihinden 5 Kritik Ders:
1. Ulusal
Birlik ve Irk Eşitliği: Sınıflar ve ırklar arası birlik sağlanmadan
emperyalizme karşı durulamaz.
2. Egemenliğin
Tavizsizliği: Jeopolitik konum nedeniyle dış müdahalelere açık olan
Küba için tam bağımsızlık, hayatta kalmanın tek yoludur.
3. Halk
Desteğinin Meşruiyeti: Hiçbir askeri güç, halkın eğitim ve sağlık gibi
temel haklarını merkezine alan bir devrimin meşruiyetini yıkamaz.
4. Enternasyonalizm: Küba’nın
ayakta kalma mucizesi hem gördüğü hem de sunduğu (doktorlar, insani yardımlar)
dayanışma ruhundadır.
5. Düşünsel
Süreklilik: Jose Marti'den Fidel Castro'ya uzanan "onur ve
direniş" çizgisi, halkın tarihsel hafızasının ana omurgasıdır.
Küba, tarih boyunca karşılaştığı o büyük ikilemde, alnında "parlak ve öldürücü yıldızı" taşımayı, boyun eğmiş bir tokluğa tercih etmeye devam etmektedir. Şehirlerini yakan ama ruhunu satmayan bir halkın biyografisi, henüz son sözünü söylememiştir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.