Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi

11 Şubat 2026 Çarşamba

Kapitalist Toplumda İnsan Doğası ve Yabancılaşma | Bertell Ollman

MAR

1. Giriş: Marx’ın İnsan Anlayışı ve Ontolojik Temeller

Marx’ın teorik mirasında insan doğası, biyolojik bir veri ya da değişmez bir metafizik öz değil; tarihsel süreçler ve toplumsal ilişkiler tarafından sürekli yeniden üretilen dinamik bir yapıdır. Bertell Ollman’ın "yabancılaşma" okumasında merkezi bir yer tutan insan anlayışı, bireyin potansiyel kapasitelerini iki temel kategoride ele alır: Doğal Güçler (natural powers) ve Türsel Güçler (species powers). Doğal güçler, insanın diğer hayvanlarla paylaştığı biyolojik gereksinimleri (yeme, içme, üreme) kapsarken; Türsel Güçler, insanı özgül kılan bilinçli, toplumsal ve dünyayı dönüştürücü yaratıcı faaliyeti ifade eder. Kapitalist üretim ilişkileri altındaki yabancılaşma, tam da bu türsel güçlerin tıkanması ve insanın kendi özgül insani niteliklerinden koparak salt biyolojik/doğal güçlerine (hayvansal işlevlerine) indirgenmesi sürecidir. Modern çalışma hayatında işçi, özgür faaliyeti olan üretimde kendini bir hayvan gibi hissederken, sadece hayvansal işlevlerinde (yemek yeme ve uyuma gibi) kendini özgür hissetmektedir.

Marx'ın insan anlayışının bu ontolojik zeminini üç temel bileşen yapılandırır:

• İhtiyaçlar: İnsanın hem biyolojik varlığını sürdürmek hem de bir "türsel varlık" olarak potansiyellerini gerçekleştirmek için duyduğu, tarihsel olarak genişleyen gereksinimler bütünüdür.

• Yetiler: İnsanın dünyayı duyusal ve zihinsel olarak kavrama, şekillendirme ve dönüştürme kapasitesini taşıyan kuvvete dayalı imkânlarıdır.

• Etkinlikler: Yetilerin belirli ihtiyaçlar doğrultusunda dış dünyaya uygulanmasıdır; bu süreçte insan sadece doğayı değil, kendi doğasını da yeniden üretir.

İnsan doğasının bu akışkan ve bütünsel yapısı, kapitalizm altında bir "şeyleşme" sürecine girer. Bu parçalanmanın metodolojik zeminini ve toplumsal unsurların neden birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini kavramak için Ollman’ın "İçsel İlişkiler Felsefesi"ne yönelmek zorunludur.

2. İçsel İlişkiler Felsefesi: Yabancılaşmanın Metodolojik Zemini

Bertell Ollman, yabancılaşma kuramını temellendirirken "İçsel İlişkiler Felsefesi"ni sadece bir bakış açısı değil, sosyal bilimin stratejik bir yaklaşımı ve metafizik bir reddediş olarak sunar. Bu felsefe, nesneleri kendi başına var olan "kendinde şeyler" olarak görmeyi reddeder. Ollman’a göre, bir toplumsal öğenin (örneğin sermaye) tanımı, onun diğer öğelerle (emek, değer, mülkiyet) olan ilişkisini zaten kendi içinde barındırır. "Sermaye"yi içindeki "emek" ilişkisinden bağımsız tanımlamaya çalışmak, burjuva ideolojisinin bir yansıması olan ve sömürüyü gizleyen "dışsal İlişkiler" mantığına teslim olmaktır. İçsel ilişkiler felsefesinde, bir nesnenin geçmiş tarihi ve gelecekteki gelişim potansiyelleri, o nesnenin bugünkü tanımının asli parçalarıdır.

Aşağıdaki tablo, Ollman’ın diyalektik yaklaşımı ile ana akım sosyal bilimlerin atomistik yaklaşımı arasındaki uçurumu göstermektedir:

Özellik

Geleneksel "Dışsal İlişkiler" Anlayışı

Ollman’ın "İçsel İlişkiler" Felsefesi

Birim Tanımı

Nesneler, ilişkilerden bağımsız sabit bir öze sahiptir.

Nesneler, ilişkilerin bir kavşağıdır; ilişki nesnenin özüdür.

Etkileşim

Şeyler birbirini dışarıdan etkiler (bilardo topları modeli).

Şeyler birbirini içsel olarak tanımlar ve kurar.

Ontolojik Statü

Tarih ve gelecek, nesnenin dışındaki verilerdir.

Bir şeyin tarihi ve potansiyeli, onun mevcut tanımına dahildir.

Kavramsal Analiz

Emek ve sermaye, birbirine dışsal iki ayrı "şey"dir.

Sermaye, emeği kendi bünyesinde içeren bir ilişkiler bütünüdür.

Bu yaklaşım, kapitalizmin bu içsel bütünlüğü nasıl parçaladığını görmemizi sağlar. Yabancılaşma, aslında bu koparılamaz ilişkilerin yapay bir biçimde parçalanması ve insanın kendi parçalarına yabancı birer güç olarak bakmasıdır.

3. Yabancılaşmanın Dört Boyutu: Sistematik Parçalanma

Yabancılaşma, tekil bir psikolojik rahatsızlık değil, toplumsal yapının dört farklı düzlemde gerçekleşen sistematik ve eşzamanlı parçalanmasıdır. Ollman’ın vurguladığı üzere bu boyutlar birbirinden bağımsız türler değil, aynı kopukluk ilişkisinin dört farklı açısıdır: Eğer işçi ürettiği nesneye yabancıysa, bu onun üretim etkinliğinin de kendisine ait olmadığını ve dolayısıyla hem kendi türsel varlığına hem de diğer insanlara yabancılaştığını gösterir.

1. İnsanın Ürettiği Nesneye Yabancılaşması

• Teorik Tanım: İşçinin emeğinin ürünü, üretim sürecinden sonra işçiden kopmakla kalmaz; ona hükmeden, piyasa yasalarıyla onu köleleştiren yabancı ve düşman bir "özne" haline gelir.

• Kapitalist Sonuç: İşçi nesneye ne kadar çok emek verirse, o nesnenin temsil ettiği sermaye o kadar güçlenir ve işçi üzerindeki tahakkümü o denli artar.

2. İnsanın Kendi Üretim Etkinliğine Yabancılaşması

• Teorik Tanım: Üretim eyleminin, bireyin yetilerini geliştirdiği yaratıcı bir süreçten çıkıp, dışsal bir zorunluluk (ücretli emek) ve ruhsuz bir faaliyete dönüşmesidir.

• Kapitalist Sonuç: Emek, yaşamın amacı değil, sadece biyolojik varlığı sürdürmenin (doğal güçlerin) bir aracı haline gelir; işçi iş başında kendinden geçer, iş dışında ancak kendine gelir.

3. İnsanın Türsel Varlığına (Kendine) Yabancılaşması

• Teorik Tanım: İnsanın bilinçli ve özgür bir yaratıcı olma niteliğinin (türsel güçlerinin), sadece hayatta kalma güdüsüne (doğal güçlere) kurban edilmesidir.

• Kapitalist Sonuç: İnsan, kendini ancak hayvansal işlevlerinde (yeme, içme) insan gibi; insani işlevlerinde (üretim/yaratım) ise bir makine veya hayvan gibi hisseden ontolojik bir yarılma yaşar.

4. İnsanın Diğer İnsanlara Yabancılaşması

• Teorik Tanım: Türsel bir varlık olarak insanın diğerleriyle kurduğu kolektif bağın yerini, metalaşmış ilişkilerin ve piyasa rekabetinin almasıdır.

• Kapitalist Sonuç: Diğer bireyler, ortak bir yaşamın paydaşları değil; rakip işçiler, sömürü araçları veya salt değişim değeri üzerinden değerlendirilen nesneler haline gelir.

Bu dört boyutlu kopuş, emek gücünün bir meta olarak piyasaya sürülmesiyle mühürlenir ve toplumsal yaşamın her hücresini "şeyleşme" ile kuşatır.

4. Emeğin Metalaşması ve Özel Mülkiyetin Tahakkümü

Emeğin metalaşması, kapitalist birikim sürecinin merkezinde yer alan ve insan onurunu değişim değerine indirgeyen stratejik bir dönüşümdür. Ollman’ın analizinde, bu sürecin motoru İş bölümüdür. Katı ve uzmanlaşmış iş bölümü, işçiyi bütünsel bir üreticiden, devasa bir makinenin işlevsel ve ruhsuz bir parçasına indirger. Bu "şeyleşme" (reification) süreci, insanın yaratıcı gücünü ondan kopararak özel mülkiyetin emrine verir. Özel mülkiyet, sadece hukuki bir statü değil, yabancılaşmış emeğin hem sonucu hem de bu yabancılaşmayı yeniden üreten nesnel aracıdır.

Özel mülkiyet ve iş bölümünün yabancılaşma üzerindeki etkileri şunlardır:

• Üretim Araçlarından Ontolojik Kopuş: İşçinin üretim araçlarıyla ilişkisinin kesilmesi, onun yaratıcı yetilerini sermayenin iradesine teslim etmesine neden olur.

• Parçalara Ayrılmış İnsan (Reification): İş bölümü yoluyla işçi, sadece tek bir hareketi yapan "insan fragmanı" haline getirilerek bütünsel türsel yetilerinden mahrum bırakılır.

• Paranın Dolayımı ve Gücü: İnsanlar arasındaki doğrudan sosyal ilişkilerin yerini "para" alır; para, yabancılaşmış dünyada insan güçlerinin yerini alan ve ilişkileri medenileştirmek yerine nesneleştiren nihai aracıdır.

Maddi dünyadaki bu yapısal dönüşüm, bireyin bilincini ve geleceğini, nesnelerin insanlar üzerindeki egemenliği temelinde yeniden inşa eder.

5. Sonuç: Yabancılaşmanın Aşılması ve Özgürleşim

Bertell Ollman’ın sunduğu yabancılaşma kuramı, sadece kapitalizmin yıkıcılığına dair bir teşhis değil, aynı zamanda insanın "toplam insan" (total man) olarak kendini yeniden inşa etmesi için kuramsal bir yol haritasıdır. Yabancılaşmanın aşılması (de-alienation), sadece üretim araçlarının mülkiyetinin el değiştirmesi değil, insanın gasp edilmiş tüm duyularının ve yetilerinin geri kazanılmasıdır. Marx ve Ollman perspektifinden özgürleşme, "insan duyularının özgürleşmesi" anlamına gelir. Kapitalizmde nesneleri sadece "mülkiyet" olarak algılayan körelmiş duyular, yabancılaşmanın aşılmasıyla birlikte dünyayı insani bir biçimde (estetik, toplumsal ve yaratıcı olarak) algılamaya başlayacaktır.

Stratejik Kuramsal Çıkarımlar

1. Diyalektik Bütünlük Gerekliliği: Kapitalist bütünlük, atomistik ve parçacı yaklaşımlarla değil; her ekonomik kategorinin (meta, para, değer) aynı zamanda birer donmuş insan ilişkisi olduğunu gören diyalektik bir soyutlama düzeyinde kavranmalıdır.

2. Türsel Güçlerin Restorasyonu: Özgürlük, insanın sadece doğal güçlerini (geçimini) güvenceye alması değil, kapitalizm tarafından bastırılan özgün türsel güçlerini (bilinçli yaratıcılığını) yeniden toplumsal hayatın merkezine koymasıdır.

3. Ontolojik Devrim Olarak De-alienation: Yabancılaşmanın son bulması, insanın kendi üretken etkinliği, ürünü ve diğer insanlar üzerindeki kontrolünü geri alarak, nesneleşmiş dünyayı yeniden insani bir özneye dönüştürme sürecidir.

Ollman’ın titiz Marx okuması, modern bireyin yaşadığı yalıtılmışlık ve anlamsızlık duygusunun bireysel bir patoloji değil, kapitalist üretimin içsel ilişkilerindeki sistematik bir yarılma olduğunu yetkinlikle kanıtlamaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]