MAR
Özet
Bu
yazı, Metin Çulhaoğlu'nun Komünist Manifesto’ya yönelik temel
eleştirilere dair yaptığı kapsamlı analizi sentezlemektedir. Çulhaoğlu, Manifesto'ya
yöneltilen eleştirileri, sahiplenen çevrelerden gelse dahi, üç ana başlık
altında toplamaktadır: öngörülerin gerçekleşmemesi, burjuvazinin dinamizmine
yönelik aşırı övgü içerdiği iddiası ve Lenin tarafından geliştirilen öncü örgüt
nosyonunun metinde yer almaması.
Çulhaoğlu'nun
temel karşı argümanları şunlardır:
1. Öngörüler: Bir
teorik sistemin değeri, yalnızca öngörülerinin tutup tutmamasıyla değil, aynı
zamanda kendi analiz araçlarıyla tutmayan öngörüleri de açıklayabilme
kapasitesiyle ölçülür. Manifesto, emperyalizm ve eşitsiz ve birleşik gelişme
gibi sonradan formüle edilen kavramların "nüvelerini" barındırarak,
kendi öngörülerinin neden farklı bir seyir izlediğini açıklayabilecek teorik
altyapıyı sunmaktadır.
2. Burjuvaziye
Övgü: Manifesto'daki ifadeler, bir sınıf olarak burjuvaziye
yönelik bir övgüden ziyade, bir üretim tarzı olarak kapitalizmin, kendinden
önceki durağan sistemlere kıyasla yarattığı devrimci ve dönüştürücü dinamiklere
bir selamlamadır. Bununla birlikte Çulhaoğlu, kapitalizmin bu dönüştürücü
gücünün ekonomi ve teknolojiyle sınırlı kaldığını, hukuk ve ideoloji gibi
üstyapı alanlarında ise gerici unsurlarla eklemlenebildiğini belirterek özgün
bir eleştiri ekler.
3. Öncü
Örgüt: Manifesto'nun yazıldığı 1848 koşullarında, işçi
sınıfının ekonomik ve siyasi mücadeleleri arasındaki ayrım bugünkü kadar keskin
değildi. Öncü örgüt fikri, bu iki mücadele alanı arasındaki makasın tarihsel
olarak açılmasıyla ortaya çıkan bir ihtiyacın ürünüdür ve Çarlık Rusyası gibi
spesifik bir tarihsel bağlamda geliştirilmiştir. Dolayısıyla, bu nosyonun 1848
tarihli evrensel bir metinde bulunmaması bir eksiklik olarak değerlendirilemez.
Sonuç
olarak Çulhaoğlu, Manifesto'nun yazımından 173 yıl sonra dahi
entelektüel zenginliği, siyasi rehberliği ve günümüz dünyasını anlama gücüyle
güncelliğini koruyan, hatta kapitalizmin savunucuları tarafından bile ciddiye
alınması gereken eşsiz bir tarihsel belge olduğunu vurgulamaktadır.
Komünist
Manifesto'ya Yönelik Temel Eleştiriler ve Değerlendirmeler
Metin
Çulhaoğlu, Komünist Manifesto'ya yönelik, metni reddetmeyen ancak
belirli çekinceler barındıran eleştirileri üç ana kategoride ele almaktadır. Bu
bölümde, her bir eleştiri başlığı ve Çulhaoğlu'nun bunlara getirdiği karşı
argümanlar ve açıklamalar detaylandırılmaktadır.
1.
Eleştiri: Öngörülerin Gerçekleşmemiş Olması
Manifesto'da dile getirilen bazı öngörülerin
zaman içinde gerçekleşmediği yönündeki eleştiri, en sık dile getirilen
noktalardan biridir. Çulhaoğlu, bu eleştiriye karşı çok katmanlı bir savunma
geliştirmektedir.
• Teorik
Sistemin Değer Kriterleri: Çulhaoğlu'na göre bir teorik sistemin
geçerliliği iki temel kritere dayanır:
1. Kendi
içsel öğeleri arasındaki tutarlılık ve çelişkisizlik.
2. Çözümlediği
maddi gerçeklikle olan teması ve ilişkisi. Manifesto'nun bu iki
kriter açısından ciddi bir eleştiriyle karşılaşmadığını belirtir.
• Sistemin
Açıklayıcı Gücü: Asıl önemli olan nokta, bir teorik sistemin kendi
bütünlüğü, yöntemi ve analiz araçlarıyla, tutmayan öngörülerinin neden
gerçekleşmediğini de izah edebilmesidir. Çulhaoğlu'na göre Manifesto, tam da bu
"mükemmel sistem" özelliğini taşımaktadır.
• İçkin
Kavramlar ve Potansiyeller: Manifesto'da bazı kavramlar
doğrudan adlandırılmamış olsa da, bu kavramların tohumları (nüveleri) metnin
içinde mevcuttur.
◦ Emperyalizm
ve Küreselleşme: Manifesto'da "emperyalizm" kelimesi
geçmez. Ancak, ülkelerin kendi kendine yeterli (otarşik) olmaktan çıkıp
karşılıklı bağımlı hale geldiği, rekabetin ve karşılıklı bağımlılığın küresel
bir sistem oluşturduğu çok net bir "küreselleşme" tablosu çizilir. Bu
rekabet ve bağımlılık ögeleri biraz ileri taşındığında, buradan emperyalizm
teorisine ulaşmak mümkündür.
◦ Eşitsiz
ve Birleşik Gelişme Yasası: Manifesto, devrimi en gelişmiş kapitalist
ülkelerde öngörse de, özel olarak dikkatleri Almanya'ya çeker. Bunun nedeni,
Almanya'nın sanayi olarak İngiltere ve Fransa'nın gerisinde olmasına rağmen,
proletaryasının bu ülkelerden daha gelişkin olmasıdır. Bu durum, eşitsiz ve
birleşik gelişme yasasının nüvelerini barındırır. Çulhaoğlu, bu paragrafta
"Almanya" yerine "Rusya" konulduğunda, 1917 Devrimi'ni
açıklayan bir çerçeveye ulaşılabileceğini ifade eder.
• Tarihsel
Bağlam Analojisi: Bu eleştiriyi somutlaştırmak için şu analojiyi
kullanır: "Günümüzde bir otomobil 160 km sürat yapıyor diye, 1916
yılındaki 16 km sürat yapabilen ilk otomobilin ardındaki teknik birikimi
geçersiz saymak ne kadar saçma ise, günümüzün bazı olgularına bakıp Manifesto'yu
geçersiz ilan etmek de o kadar saçmadır."
2.
Eleştiri: Burjuvaziye Yönelik "Gereksiz Övgü"
Manifesto'nun, burjuvazinin yarattığı dinamizmi
ve dönüştürücü gücü aşırı ve gereksiz bir şekilde övdüğü yönünde bir eleştiri
bulunmaktadır. Çulhaoğlu, bu noktada bir kavramsal düzeltme yaparak konuya
yaklaşır.
• Övgünün
Gerçek Niteliği: Çulhaoğlu'na göre metindeki ifadeler, bir sınıf
olarak burjuvaziye yönelik bir övgü değil, bir üretim tarzı olarak kapitalizmin
yarattığı dinamiklere bir selamlamadır. Bu vurgunun temel amacı,
kapitalizmi kendisinden önceki üretim tarzlarından ayıran temel farkı ortaya
koymaktır.
◦ Önceki
Üretim Tarzları: Mevcut olanı olduğu gibi sürdürme ve muhafaza etme
esasına dayanır.
◦ Kapitalizm: Doğası
gereği mevcut olanı koruyamaz. Sürekli olarak üretimi, teknolojiyi ve emek
üretkenliğini dönüştürmek, değiştirmek ve ileri taşımak zorundadır. Manifesto'nun
"katı olan her şey buharlaşıyor" ifadesi bu dinamiği özetler.
• Çulhaoğlu'nun
Eleştirisi: Üstyapıdaki Sınırlılık: Bu noktada Çulhaoğlu, Manifesto'ya
kendi eleştirisini de ekler. Kapitalizmin ekonomi ve teknoloji alanındaki bu
devrimci karakteri, üstyapı alanlarında (hukuk, ideoloji, devlet biçimleri,
siyaset vb.) aynı ölçüde geçerli olmamıştır.
◦ Kapitalizm,
zamanla monarşi, gerici ideolojiler ve din gibi kendinden önceki sistemlere ait
unsurlarla eklemlenebilen bir yapıya bürünmüştür.
◦ Özellikle
1848 Devrim dalgasının geri çekilmesinden sonra Marx, burjuva devrimlerinin
artık "yükselen" (ascending) bir çizgi yerine, proletarya korkusuyla
gerici güçlerle uzlaşan "alçalan" (descending) bir çizgi izlediğini
belirtmiştir.
3.
Eleştiri: "Öncü Örgüt" Nosyonunun Yokluğu
Manifesto'da, daha sonra Lenin tarafından
geliştirilecek olan "öncü örgüt" ve "dışarıdan bilinç
taşıma" gibi nosyonların bulunmaması da bir eleştiri konusudur. Çulhaoğlu,
bu eleştiriyi tarihsel bağlamına oturtarak yanıtlar.
• 1848
Koşullarının Gerçekliği: Manifesto'nun yazıldığı dönemde,
özellikle İngiltere örneğinde, işçi sınıfının ekonomik mücadeleleri (ücretler,
çalışma saatleri vb.) ile siyasi talepleri ve mücadeleleri arasındaki açı dar
idi. Ekonomik mücadeleler kolaylıkla siyasi bir karaktere bürünebiliyordu.
• Tarihsel
Gelişim ve Artan Ayrım: Kapitalizmin ilerleyen dönemlerinde, temel
emek-sermaye çelişkisine ek olarak kadın hakları, militarizm karşıtlığı gibi
yeni mücadele alanları ortaya çıktı. Bu durum, işçi sınıfının kendi dar
ekonomik çıkarları ile toplumun genel siyasi mücadelesi arasındaki açının
giderek genişlemesine yol açtı.
• Öncü
Örgütün Doğuş Sebebi: Öncü örgüt nosyonu, tam da bu genişleyen açıyı
kapatma ihtiyacından doğmuştur. Örgütün rolü, işçi sınıfına kendi ekonomik
çıkarlarının ötesinde, toplumun diğer ezilen kesimlerinin taleplerinin de
öncüsü olması için gereken "bilinci dışarıdan taşıma" işlevini
görmektir.
• Tarihsel
ve Coğrafi Özgünlük: Çulhaoğlu'na göre öncü örgüt fikri, evrensel ve
zamandan bağımsız bir formül değildir. Bu nosyon, belirli bir ülkenin
özgün tarihsel dinamikleri ışığında geliştirilebilecek bir fikirdir ve
nitekim Lenin tarafından Çarlık Rusyası koşullarında formüle edilmiştir. Bu
nedenle, Avrupa ölçeğine odaklanan 1848 tarihli bir metinde bu fikrin
bulunmaması, bir zaaf veya eksiklik olarak görülemez.
Sonuç:
Manifesto'nun Kalıcı Değeri
Metin
Çulhaoğlu, analizini Manifesto'nun tarihsel değerini vurgulayarak
tamamlamaktadır. Yazılışının üzerinden 173 yıl geçmiş olmasına rağmen Manifesto;
Machiavelli'nin Hükümdar’ı veya Hobbes'un eserleri gibi diğer büyük
metinlerle kıyaslandığında, entelektüel zenginlik, siyasi bir rehber olma ve
yaşadığımız dünyayı anlama konularında güncelliğini bu denli koruyan başka bir
tarihsel belge olmadığını belirtir. Kapitalizmin savunucularının bile zaman
zaman ciddiye almak zorunda kaldığı bu metin, bu özellikleriyle tarihsel
önemini ve kalıcı değerini kanıtlamaktadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.