Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi
Paris Komünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paris Komünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2026 Cuma

Paris Komünü ve Marksist Teorinin Gelişimi

MAR

Özet

Bu yazı, Paris Komünü (1871) ile Marksist teori arasındaki bağı, tarihsel deneyimlerin bilimsel sentezi çerçevesinde incelemektedir. Paris Komünü, dünya tarihinde işçi sınıfının iktidarı ele geçirdiği ve 72 gün boyunca elinde tuttuğu ilk proleter devrim örneği olarak, sosyalist rejimin kurulmasını teorik tartışmalardan pratik eylem alanına taşımıştır. Marksizm'in gücü, bu tür devrimci süreçlerin nesnel yasalarını saptamasından ve yığınların deneyimini kuramsal bir zenginliğe dönüştürmesinden kaynaklanmaktadır. Komün, özellikle "proletarya diktatörlüğü", "devlet mekanizmasının parçalanması" ve "işçi sınıfının bağımsız siyasi partisi" gibi temel doktrinlerin sınandığı ve doğrulandığı bir denek taşı işlevi görmüştür.

Paris Komünü’nün Tarihsel ve Dönüştürücü Rolü

18 Mart 1871 proleter devrimi, insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını simgelemektedir. Komün, yalnızca bir yerel ayaklanma değil, burjuva toplumunun gerilemeye başladığının ve sosyalist ideolojinin sağlamlaştığının kanıtıdır.

• Teoriden Pratiğe Geçiş: Komün ile birlikte sosyalist bir rejimin kurulması, artık yalnızca bir öngörü değil, işçi sınıfının kurtuluş savaşımının somut bir uygulaması haline gelmiştir.

• Sekterimin Çöküşü: Komün deneyimi, Proudhonculuk ve Blanquicilik gibi doktrinlerin dayanıksızlığını ortaya koymuş; bilimsel komünizmin doğruluğunu tarihsel olarak kanıtlamıştır.

• 1917'ye Giden Yol: Paris işçilerinin "göğün fethine çıkma" girişimi, 1917 Ekim Devrimi ile zafer kazanacak olan sürecin öncü aşamasını oluşturmuştur.

Marksizm: Devrimci Deneyimin Bilimsel Sentezi

Marksizm, kendiliğinden gelişen bir teori değil, emekçilerin kurtuluş savaşımı deneyiminin irdelenmesi ve buradan yola çıkılarak soyutlamalara varılmasıdır.

Deneyimin Özümlenmesi: Kendiliğindenlik ve Bilimsel Yaklaşım

Marksist yaklaşım, devrimci deneyimin kavranmasında nitel bir fark yaratır:

Özellik

Kendiliğinden Özümleme

Bilimsel (Marksist) Özümleme

Kapsam

Yüzeysel, sınırlı ve tek yanlıdır.

Derin, çok yanlı ve evrenseldir.

Yöntem

Dar bir pragmatizm ve içgüdüsel taklit.

Diyalektik ilişki ve etkileşimleri kavrama/soyutlama ve bilimsel sentez.

Sonuç

Eski yanılgıların tekrarı ve reformizm riski.

Hatalardan ders çıkarma ve stratejik ilerleme.

Uluslararasılık

Ulusal darlık ve bölünmelere takılır.

Yerel başarıları dünya proletaryasının malı yapar.

Devlet Kuramı ve Proletarya Diktatoryası

Marx ve Engels’in 1848 devrimlerinden ve Paris Komünü’nden çıkardığı en önemli derslerden biri, devletin sınıf niteliğidir.

1. Devlet Makinesinin Parçalanması: Marx, Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i yapıtında, proletaryanın mevcut bürokratik-askeri devlet makinesini devralıp kullanamayacağını, aksine bu makineyi "kırması" gerektiğini belirtmiştir.

2. Proletarya Diktatoryası: Siyasi iktidarın işçi sınıfı tarafından devralınması, sınıfsız topluma geçişin zorunlu bir evresidir. Bu iktidar, halkın çoğunluğuna dayanırken, karşı-devrimci güçleri bastırmak için devrimci zoru ve baskıyı kullanma hakkına sahiptir.

3. Yerel Yönetim ve İşçi Hükümetleri: 1850 tarihli belgelerde öngörüldüğü üzere, merkezi iktidarın devralınması öncesinde yerel düzeyde "işçi komiteleri" ve "belediye konseyleri" gibi organların kurulması, Komün ile hayat bulmuştur.

Sınıf İttifakları ve Köylülüğün Önemi (Proleterleşme Süreçleri Yeterince Yaşanmamışsa)

Devrimin zaferinde, işçi sınıfının toplumun diğer ezilen katmanlarıyla ve köylülükle kuracağı bağ önemlidir.

• Yalnızlığın Tehlikesi: Haziran 1848 yenilgisi, proletaryanın toplumsal yalnızlığının nelere yol açabileceğini göstermiştir.

• Köylü Korosu: Marx, köylülerin desteği olmadan proleter devrimin bir "cenaze şarkısına" dönüşebileceğini vurgulamıştır.

• Ortak Çıkarlar: Küçük köylü ekonomisinin kapitalizm altındaki yıkımı, köylülerin kurtuluşunu işçi sınıfının zaferine bağlamaktadır.

Birinci Enternasyonal ve Komün İlişkisi

Engels'in deyimiyle "Komün, düşünsel bakımdan Enternasyonal'in çocuğuydu." Marksist fikirlerin yayılması, Paris Komünü’nün ideolojik altyapısı kısmen etkilemiştir.

• İdeolojik Etki: Marx tarafından yazılan Enternasyonal belgeleri (Tüzük, Kuruluş Bildirgesi), işçilere sınıfsal bilinç ve strateji kazandırmıştır.

• Siyasi Bağımsızlık: Fransız işçilerinin burjuva cumhuriyetçilerinden koparak kendi bağımsız sınıf platformlarını (1869 Seçim Platformu gibi) oluşturmaları, Enternasyonal'in yürüttüğü çalışmaların bir sonucudur.

• Yurtseverlik ve Enternasyonalizm: Paris proletaryası, yönetici sınıfların ihaneti karşısında ulusu savunma görevini üstlenirken, bu yerel eyleme uluslararası devrimci bir nitelik kazandırmıştır.

Tarihsel Önem Taşıyan Alıntılar

Teorik ve pratik derinliği olan bazı önemli ifadeler şunlardır:

"Devrimler tarihin lokomotifleridir." — Karl Marx

"İşçi sınıfının kurtuluşu işçi sınıfının kendi işidir." — Enternasyonal Belgesi

"Proletaryanın o sert ama güçlendirici emek okulundan geçmesi boşuna değildir." — Marx ve Engels

"1789 devriminin burjuvazinin siyasal gelişini kutsaması gibi, 18 Mart devrimi de proletaryanın siyasal gelişini kutsamıştır." — Le Vengeur (Halkın Dostu) Gazetesi

Sonuç: Komün’ün Kalıcı Mirası

Paris Komünü, işçi sınıfının yalnızca bir direniş gücü değil, toplumu yeniden inşa edebilecek kurucu bir irade olduğunu göstermiştir. Marksistler, Komün’ün yanılgılarından (iktisadi dönüşümlerdeki duraksamalar, siyasi partinin eksikliği vb.) ve başarılarından çıkardığı derslerle, dünya devrimci sürecinin doğası ve yasalarını bilimsel bir temele oturtmuştur. Komün deneyimi, her türlü sömürüden kurtuluş yolunu yalnızca Marksist teorinin gösterdiğini tarihsel olarak teyit etmiştir.

28 Eylül 2025 Pazar

Paris Komünü: Bir İşçi Devleti Deneyimi

MAR

1.0 Komün'e Giden Yol: Tarihsel ve İdeolojik Zemin

Paris Komünü, tarihin akışında anlık bir parlama değil, 19. yüzyıl Fransa'sının siyasi çalkantılarının, derinleşen sınıf mücadelelerinin ve entelektüel arayışlarının birikimli bir sonucudur. Bu deneyimi sadece 72 günlük bir iktidar denemesi olarak görmek, onu doğuran karmaşık tarihsel ve ideolojik zemini göz ardı etmek anlamına gelir. Komün'ün karakterini, politikalarını ve nihayetinde trajik kaderini şekillendiren bu zemin, Prusya işgalinin yarattığı krizle birleşerek, Avrupa tarihinde proletaryanın ilk kez iktidarı ele geçirdiği bu cüretkâr girişime zemin hazırlamıştır. Bu temelleri anlamak, Komün'ün neden bir zaferden çok, gelecek nesillere ilham veren kanlı bir ders olduğunu kavramak için stratejik bir öneme sahiptir.

1.1 Katalizör: 1870 Fransa-Prusya Savaşı ve İmparatorluğun Çöküşü

Paris Komünü'nün fitilini ateşleyen olay, III. Napoléon'un Prusya'ya karşı başlattığı ve felaketle sonuçlanan 1870 savaşıdır. Fransız ordusunun 2 Eylül 1870'te Sedan'da uğradığı hezimet ve İmparator'un 106 bin askeriyle birlikte esir düşmesi, İkinci İmparatorluk'u bir anda çökertti. Bu yenilgi, Paris'te bir iktidar boşluğu yarattı ve bu boşluk, Ulusal Meclis'in ılımlı sol burjuva kanadından üyeler tarafından kurulan Ulusal Savunma Hükümeti tarafından dolduruldu.

Ancak bu hükümet, doğduğu andan itibaren Paris halkının gözünde meşruiyet sorunuyla karşı karşıyaydı. Alman orduları Paris'i kuşatırken, halk örnek bir cesaretle açlığa, soğuğa ve bombardımanlara katlanıyordu. Buna karşılık, Ulusal Savunma Hükümeti'nin savaşı sürdürmekteki isteksizliği ve Prusya ile teslimiyetçi bir barış arayışında olduğu kısa sürede anlaşıldı. Karl Marx'ın Fransa'da İç Savaş adlı eserinde özetlediği gibi, bu hükümetin asıl derdi ulusal savunmadan çok, silahlanmış Paris proletaryasına karşı kendi sınıf iktidarını savunmaktı. Bu durum, hükümet ile Paris halkı arasındaki uçurumu derinleştirdi ve devrimci bir durumun olgunlaşmasına yol açtı.

1.2 Fransız Proletaryasının İdeolojik Panoraması

19. yüzyıl Fransız işçi sınıfı, tek bir ideolojik çatı altında birleşmiş homojen bir yapıya sahip değildi. Aksine, farklı ve zaman zaman birbiriyle çelişen devrimci akımların etkisi altındaydı. Bu ideolojik çeşitlilik, Komün'e dinamizmini ve yaratıcılığını veren bir güç olduğu kadar, Versailles'a yürünmesi ya da Fransa Bankası'na el konulması gibi kritik anlarda ortak bir strateji oluşturmasını engelleyen temel zayıflıklarından birini de teşkil ediyordu.

1.2.1 Blanquici Gelenek: Devrimci İktidar ve Diktatörlük

Louis Auguste Blanqui ve takipçileri, Babeuf'ten miras kalan gizli örgütlenme geleneğine ve uzlaşmaz devrimci çizgiye bağlıydılar. Blanquici düşüncenin merkezinde devlet sorunu yer alıyordu. Blanqui'ye göre, çürümüş toplumsal yapıyı değiştirmek için geçici bir "devrimci iktidar", yani Marksist terminolojideki "proletarya diktatörlüğü" kavramının öncülü sayılabilecek bir proletarya diktatörlüğü zorunluydu. Bu iktidar, eski düzenin kurumlarını tasfiye ederek halkı kendi haklarını kullanabilecek bir duruma getirecekti. Blanqui şöyle diyordu:

"Halk bir süre için devrimci bir iktidar gereksinimi duyacaktır. Krallığı ve tüm aristokrasileri ortadan kaldırmak, onların yerine cumhuriyeti, yani eşitlik yönetimini geçirmek gerekir; ama bu yönetime geçmek için de, halkı haklarını kullanabilecek bir duruma getiren devrimci bir iktidara başvurmak zorunludur."

Blanqui, kapitalizmi, özellikle de "miskin hükümdar" olarak adlandırdığı paranın egemenliğini sert bir dille eleştiriyordu. Aynı zamanda, ütopyacı sosyalistleri ve işçi kooperatifleri gibi reformist çözümleri, "proletaryanın düşebileceği en kötü tuzak" olarak görerek reddediyordu. Bu radikal ve iktidar odaklı gelenek, Komün'ün en etkin ve militan gruplarından birini oluşturmuştur.

1.2.2 Proudhonculuk: Mülkiyet, Adalet ve Özerk Üretici Birlikleri

Pierre-Joseph Proudhon'un fikirleri, özellikle zanaatkârlar ve küçük üreticiler arasında yaygındı. Proudhon, üretimden çok mübadele (değişim) sorunlarına odaklanmıştı. Sermayenin sömürüsüne, yani faize karşı çıkıyor ve karşılıklılık (mutualism) ilkesine dayanan bir "Halk Bankası" aracılığıyla üreticiler arasında faizsiz kredi sisteminin kurulmasını öneriyordu.

Proudhon, merkeziyetçi devlet yapısına ve Louis Blanc gibi devlet destekli derneklere şiddetle karşıydı. Bunun yerine, madenler veya demiryolları gibi büyük işletmeleri yönetebilecek özerk ve özgür "işçi şirketleri" kurulmasını savunuyordu. Ancak Proudhon'un düşünceleri, özellikle aile ve kadın-erkek eşitliği konularında oldukça gelenekselciydi. Kadınları "ev kadını ve fahişe" olarak ikiye ayırması, onun ataerkil bakış açısını net bir şekilde ortaya koyar. Bu fikirler, Komün içindeki daha ılımlı ve merkeziyetçilik karşıtı kanadı etkilemiştir.

1.2.3 Marksist Etkinin Doğuşu

Marksist sosyalizm, Fransa'da diğer akımlar kadar köklü olmasa da, I. Enternasyonal (Uluslararası İşçi Derneği) aracılığıyla Fransız işçi sınıfını etkilemeye başlamıştı. Enternasyonal'in 1866, 1867 ve 1868'deki ilk kongrelerinde Proudhoncu düşünce egemenken, Marksist fikirler ancak 1869'daki Basel Kongresi'nden itibaren ilerleme kaydetmeye başladı. Marksizm, işçi sınıfının kendi siyasal örgütünü kurarak bağımsız bir sınıf mücadelesi yürütmesi gerektiğini savunuyordu ve Komün'e katılan Enternasyonal üyeleri aracılığıyla önemli bir etki yarattı.

Bu farklı ideolojik gelenekler, savaşın yarattığı siyasi kriz ve Paris halkının yaşadığı derin yoksullukla birleştiğinde, devrimci bir patlamanın tüm koşulları olgunlaşmış oldu. Thiers hükümetinin Paris'i silahsızlandırma girişimi ise bu patlamayı tetikleyen son kıvılcım olacaktı.

2.0 Komün'ün Doğuşu, Yapısı ve Politikaları

Ulusal Savunma Hükümeti'nin teslimiyetçi politikalarına ve Prusya kuşatmasının yarattığı dayanılmaz koşullara karşı biriken öfke, 18 Mart 1871'de patlak verdi. Paris halkı, kendi kaderini eline alarak iktidarı ele geçirdi ve tarihteki ilk işçi devleti olan Paris Komünü'nü ilan etti. Komün'ün kurduğu yeni devlet yapısı, kendinden önceki tüm burjuva devlet modellerinden radikal bir kopuşu temsil ediyordu. Bu yapı, devletin baskıcı bir aygıt olmaktan çıkıp, halkın kendi kendini yönettiği bir organa dönüşebileceğinin somut bir kanıtıydı.

2.1 18 Mart 1871 Ayaklanması ve İktidarın Ele Geçirilmesi

Her şey, Versailles'da konuşlanmış olan Adolphe Thiers hükümetinin, Paris'i savunmak için kullanılan Ulusal Muhafızlara ait topları Montmartre tepelerinden alma girişimiyle başladı. Hükümetin bu hamlesi, Paris halkını silahsızlandırma ve devrimci potansiyelini ezme niyetini açıkça ortaya koyuyordu. Ancak planları, beklenmedik bir direnişle karşılaştı. Başta Montmartre'lı kadınlar olmak üzere halk, askerlerin önüne geçerek topların alınmasını engelledi. Askerlerin bir kısmı halkla kardeşleşerek komutanlarına ateş açtı. Bu olay, bir anda tüm Paris'e yayılan bir halk ayaklanmasına dönüştü. Thiers ve hükümeti Paris'ten Versailles'a kaçmak zorunda kalırken, iktidar Ulusal Muhafız Merkez Komitesi'nin eline geçti. Kısa bir süre sonra yapılan seçimlerle Paris Komünü resmen ilan edildi.

2.2 Yeni Bir Devlet Modeli: "Çalışan Bir Kurul"

Komün, mevcut devlet aygıtını devralıp kullanmak yerine, onu parçalayarak yerine tamamen yeni bir model inşa etti. Marx'ın ifadesiyle Komün:

"...parlamenter bir örgüt değil, aynı zamanda hem yürütme ve hem de yasama gücüne sahip, etkin bir örgüt olacaktı."

Bu model, yasama ve yürütme erklerini birleştiren, yani burjuva demokrasisinin temel direği olan güçler ayrılığı ilkesini reddeden devrimci bir yapıydı. Komün Konseyi, genel oyla seçilen ve halka karşı sorumlu olan üyelerden oluşuyordu. Bu üyeler, her an görevden alınabilirdi. Konsey üyelerinin mesleki ve politik arka planları, bu yeni iktidarın sınıfsal karakterini açıkça yansıtıyordu. Komün Konseyi, Paris'in emekçi karakterini somutlaştıran bir bileşime sahipti. Üyeler arasında Varlin gibi ciltçiler, Theisz gibi metal işçileri, Trinquet gibi ayakkabıcılar ve Jourde gibi memurlar yanı sıra Vaillant gibi aydınlar ve Pottier gibi sanatçılar bulunuyordu. Bu mesleki çeşitlilik, Komün'ün tabanını ve önceliklerini anlamak için kritik bir veri sunar.

2.3 Komün'ün Kararnameleri ve Sosyal Reformları

Komün, 72 günlük kısa ömrüne rağmen, toplumun yapısını temelden değiştirmeyi hedefleyen bir dizi radikal kararname ve sosyal reformu hayata geçirdi:

• Devletin Baskı Organlarının Parçalanması: Sürekli ordu lağvedildi ve yerine, tüm Paris halkının silahlandırıldığı Ulusal Muhafız geçirildi. Polisin siyasi ayrıcalıklarına son verilerek, Komün'e karşı sorumlu ve her an görevden alınabilir bir organ haline getirildi. Adalet hizmetleri parasız hale getirildi. Yargıçların, noterlerin ve diğer adli görevlilerin satılık makamları lağvedilerek, seçimle göreve gelmeleri ve halka karşı sorumlu olmaları ilkesi benimsendi. Bu kararnameler, Komün'ün eski devletin baskı yapılarını (ordu, polis, yargı) parçalayıp yerine doğrudan halka sorumlu, demokratik organlar koyma yönündeki temel stratejisini açıkça ortaya koymaktadır.

• Din ve Devlet: Kilise ile devletin birbirinden tamamen ayrılması kararlaştırıldı. Din, kişisel bir mesele haline getirilirken, kilisenin tüm mal varlığına el konuldu.

• Maliye: Maliye Komisyonu'nun başına François Jourde getirildi. Jourde, geleneksel gelirleri toplama ve savurganlıktan kaçınma konusunda dürüst bir yönetim sergiledi. Ancak Komün'ün en büyük stratejik hatalarından biri, Versailles hükümetine mali kaynak sağlamaya devam eden Fransa Bankası'nı kamulaştırmaktan kaçınması oldu. Bu hata, Komün Konseyi içindeki, özellikle Proudhoncu geleneğin özel mülkiyete ve merkezi mali kontrole yönelik kuşkucu yaklaşımının bir yansıması olarak okunabilir.

• Kadın Hakları: Komün, kadınların toplumsal konumunu iyileştirmeye yönelik önemli adımlar attı. 9 Nisan tarihli bir kararnameyle, savaşta ölen Ulusal Muhafızların resmi olarak evli olmayan eşlerine ve çocuklarına da maaş bağlanması kabul edildi. Bu, birlikte yaşama durumunu resmi evlilikle eşdeğer sayan devrimci bir adımdı. Ayrıca, kadın ilkokul öğretmenlerinin maaşlarının erkek öğretmenlerle eşitlenmesi kararlaştırıldı.

Komün'ün bu yapısal ve yasal reformları, sadece kâğıt üzerinde kalmadı; Paris'in toplumsal yaşamında yeni aktörleri ve dinamikleri harekete geçirerek, devrimin ruhunu sokaklara, atölyelere ve kulüplere taşıdı.

3.0 Komün Toplumu: Aktörler, İdealler ve Kültürel Etki

Paris Komünü, yalnızca yeni bir siyasi yapıya değil, aynı zamanda Paris halkının, özellikle de kadınların, entelektüellerin ve sanatçıların aktif katılımıyla şekillenen canlı bir toplumsal deneyime sahne oldu. Bu aktörler, Komün'ün ideallerini somutlaştıran, onun ruhunu ve enerjisini yaratan temel unsurlardı. Komün, barikatlarda olduğu kadar, kulüplerde yapılan ateşli tartışmalarda, kurulan kooperatif atölyelerde ve sanatçıların devrime adadığı eserlerde de yaşıyordu. Bu toplumsal dinamizmi anlamak, Komün'ün tarihsel önemini kavramak için elzemdir.

3.1 Devrimin Öncüleri: Komün'de Kadınların Rolü

Komün'de kadınlar, devrimin edilgen izleyicileri değil, en ön saflardaki aktif özneleriydi. 18 Mart ayaklanmasının fitilini ateşleyen Montmartre'lı kadınlardan, barikatlardaki çatışmalara ve sosyal kurumların örgütlenmesine kadar her alanda kilit bir rol oynadılar. Birçoğu, ideolojik olarak iktidarın alınmasına hazırdı ve bu süreçte erkek devrimcilerle omuz omuza mücadele etti.

• Louise Michel: Komün'ün en sembolik figürlerinden biri olan Louise Michel (1830-1905), bir anarşist, feminist ve eğitimci olarak tüm yaşamını devrime adadı. Proudhon'un kadınları aşağılayan görüşlerinin aksine, kadınların mutlak eşitliğini savundu ve bu konuda net bir tavır sergiledi:

• Michel, Komün boyunca hem bir savaşçı hem de bir örgütleyici olarak çalıştı. Yenilgiden sonra askeri mahkemede yargılandı ve Yeni Kaledonya'ya sürgüne gönderildi. Onun mücadelesi, Komün kadınlarının devrimci ruhunun ve cüretinin en parlak örneklerinden biridir.

• Kadınlar Birliği (Union des Femmes): Komün sırasında kurulan en önemli kadın örgütlerinden biri olan Kadınlar Birliği, kadınları mahalle temelinde örgütleyerek sağlık, savunma, eğitim ve üretim gibi alanlarda etkin kıldı. Birlik, kadınlar için kooperatif atölyeler kurma gibi somut girişimlerde bulunarak, kadın emeğini sömürüden kurtarmayı ve toplumsal üretimde onlara hak ettikleri yeri vermeyi amaçladı.

Ancak, Louise Michel ve Kadınlar Birliği gibi radikal unsurların tüm çabalarına rağmen, kadınların eğitimi, çalışma koşulları ve kreşler gibi konuların Komün Konseyi'nde yeterince ele alınmaması, devrim içindeki cinsiyet eşitliği mücadelesinin kendi iç çelişkilerini ve sınırlarını da gözler önüne sermektedir.

3.2 Komün'ün Entelektüel ve Sanatsal Yansımaları

Komün deneyi, dönemin aydınları ve sanatçıları üzerinde derin izler bıraktı. Kimi bu harekete doğrudan katılırken, kimi de uzaktan tanıklık ederek eserlerinde bu tarihsel anı ölümsüzleştirdi.

• Émile Zola'nın Tanıklığı: Ünlü yazar Émile Zola, Komün'e başlangıçta tarafsız bir mesafeden yaklaştı. Ancak Versailles hükümetinin "Kanlı Hafta" sırasında sergilediği insanlık dışı vahşeti kınamaktan geri durmadı. Bu deneyim, Zola'nın egemen sınıflara, özellikle de burjuvaziye olan güvensizliğini derinleştirdi. Komün'ün izleri, daha sonra yazdığı Germinal ve Le Débacle (Bozgun) gibi büyük romanlarında, halk ayaklanmalarına yönelik karamsar ama halktan yana olan bakış açısıyla kendini gösterir. Zola'nın gözünde Komüncüler, tüm hatalarına rağmen Fransa'nın "vatansever, cumhuriyetçi, proleter geleceğini" temsil ediyorlardı. Ancak Zola'nın tanıklığı tek yönlü bir övgü değildir; Le Débacle romanında Komüncülerin rehineleri öldürürken gösterdikleri şiddeti de eleştirerek, tanık olduğu trajedinin her iki yüzünü de yansıtmaya çalışmıştır.

• Diğer Sanatçılar ve Şairler: Gerçekçi akımın öncü ressamlarından Gustave Courbet, Komün'e aktif olarak katıldı ve sanatçıların örgütlenmesinde rol aldı. Şair Eugène Pottier ise Komün barikatlarında savaştı ve yenilginin ardından, daha sonra tüm dünya işçi hareketinin marşı haline gelecek olan "Enternasyonal"i yazdı. Bu isimler, sanatın ve entelektüel birikimin devrimci bir davayla nasıl bütünleşebileceğinin en güçlü örnekleridir.

3.3 Komün'ün İlan Edilmiş Hedefleri

Komün'ün amaç ve idealleri, 19 Nisan 1871'de yayımlanan "Fransız Halkına Bildiri"de en net ifadesini bulmuştur. Bu bildiri, sadece Paris için değil, tüm Fransa ve dünya halkları için yeni bir toplumsal düzenin manifestosuydu. Bildiri, Komün'ü şu sözlerle tanımlıyordu:

"...proletaryanın köleliğine, yurdun umutsuzluk ve felaketlerine yol açan eski hükümet ve din adamları dünyasının, militarizmin, kırtasiyeciliğin, sömürünün, tekellerin ve ayrıcalıkların sonu."

Bu bildiri, Komün'ün sadece bir yerel yönetim denemesi olmadığını, aksine kapitalist ve baskıcı devlet düzenine karşı evrensel bir meydan okuma olduğunu ilan ediyordu. Komün'ün bu yüce idealleri ve yarattığı toplumsal dinamizm, ne yazık ki Versailles hükümetinin acımasız baskısıyla kanlı bir şekilde son bulacak ve tarihe "Kanlı Hafta" olarak geçecek olan trajedinin zeminini hazırlayacaktı.

4.0 "Kanlı Hafta" ve Komün'ün Düşüşü

Paris Komünü'nün 72 günlük umut ve direniş dolu varlığı, Versailles ordusunun 21 Mayıs 1871'de Paris'e girmesiyle başlayan ve tarihe "Kanlı Hafta" (La Semaine Sanglante) olarak geçen acımasız bir katliamla sona erdi. Bu hafta boyunca yaşanan vahşet, modern tarihteki sınıf savaşlarının en şiddetli anlarından birini oluşturur. Burjuvazinin, iktidarını tehdit eden bir işçi yönetimine karşı duyduğu korku ve nefreti, Paris sokaklarını kana bulayan topyekûn bir terörle gözler önüne sermiştir.

4.1 Versailles'ın Saldırısı ve Barikat Savaşları

Thiers hükümetinin ordusu, Prusya'nın da zımni desteğiyle Paris'e girdiğinde, Komüncüler sokak sokak, barikat barikat "umutsuz ama kahramanca" bir direniş gösterdiler. Jaroslaw Dombrowski gibi askeri liderler, bu savunmada büyük bir cesaret örneği sergilediler. Ancak düzenli ordu karşısında sayıca ve teçhizatça zayıf olan Ulusal Muhafızların direnişi, şehrin batısından doğusuna doğru adım adım kırıldı. Savaş, Paris'in işçi mahallelerinde yoğunlaştı ve son direniş noktalarından biri Père Lachaise mezarlığı oldu.

4.2 Kitlesel Kıyım ve Terör

Versailles birliklerinin bastırma harekâtı, bir savaştan çok, planlı bir imha operasyonuna dönüştü. Sadece savaşan Komüncüler değil, onlara destek verdiğinden şüphelenilen her yaştan kadın, erkek ve çocuk hedef alındı.

• Rakamlarla Terör: Savaşlar sırasında ve sonrasında kurulan askeri mahkemeler tarafından öldürülen Parisli sayısının tam olarak bilinmemekle birlikte 30.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu, düzenli ordunun kayıplarının katbekat üzerindeydi.

• Yargısız İnfazlar: Yakalanan Komüncüler için herhangi bir adil yargılama söz konusu değildi. Amerikalı bir görgü tanığının aktardığı gibi, "Yargı diye bir şey yoktu... Herhangi bir teğmen keyfine göre istediği mahkumların vurulmasını emredebiliyordu." 9 Haziran 1871 tarihli Paris-Journal gazetesi, mahkûm sayısının on kişiyi geçtiği durumlarda makineli tüfek kullanılacağını bildiriyordu. Yoksul ve kötü giyimli olmak, bir kadının "petroleuse" (kundakçı) olarak yaftalanıp anında kurşuna dizilmesi için yeterli bir sebep olarak görülüyordu.

• Federe'ler Duvarı (Le Mur des Fédérés): Père Lachaise mezarlığındaki son direnişçiler, yakalandıktan sonra mezarlığın duvarlarından birinin önünde kurşuna dizildiler. Bu duvar, "Federe'ler Duvarı" adıyla, Komün'ün kahramanca direnişinin ve uğradığı acımasız katliamın ölümsüz sembolü haline geldi.

4.3 Sonuç: Mahkemeler, Sürgün ve Af

"Kanlı Hafta"nın ardından sağ kalan on binlerce Komüncü tutuklandı. Kurulan askeri mahkemeler, binlerce kişiyi idama, ağır hapis cezalarına ve sürgüne mahkûm etti. Yargılananlar arasında, ayakkabıcı Trinquet gibi devrime olan inancını son ana kadar savunan ve pişmanlık göstermeyenler de vardı. Trinquet, savunmasında şöyle diyordu:

"Komün üyeliğine hemşehrilerim tarafından seçildim, bedelini kendim ödüyorum; barikatlarda çarpıştım, orada ölmediğime pişmanım... Ben bir ihtilalciyim, inkâr etmiyorum."

Mahkûmların çoğu, Louise Michel gibi, Pasifik'teki Yeni Kaledonya adası gibi uzak sömürgelere sürüldü. Ancak Komün'ün anısı halkın bilincinde yaşamaya devam etti. Nihayet 1880 yılında çıkarılan genel afla, hayatta kalan son Komüncüler Fransa'ya dönebildiler.

Komün, fiziksel olarak ezilmiş, Paris'in sokakları kanla yıkanmıştı. Ancak bu yenilgi, Komün'ün fikirlerinin ve mirasının yok olduğu anlamına gelmiyordu. Aksine, bu trajik son, Komün efsanesini daha da güçlendirecek ve onu gelecek nesiller için bir ilham kaynağına dönüştürecekti.

5.0 Komün'ün Mirası ve Tarihsel Yorumları

Paris Komünü'nün 72 günlük kısa ömrü, uluslararası sosyalist hareketin tarihinde ve teorik tartışmalarında silinmez bir iz bırakmıştır. Fiziksel yenilgisine rağmen Komün, proletaryanın iktidarı alma ve toplumu yeniden örgütleme potansiyelini gösteren ilk somut deneyim olarak bir laboratuvar işlevi gördü. Komün'den çıkarılan dersler ve ona dair yapılan farklı yorumlar, 20. yüzyılın devrimci hareketlerini derinden etkiledi ve sosyalist düşüncenin gelişimine yön verdi.

5.1 Marx ve "Proletarya Diktatörlüğü"

Marx için Paris Komünü, kendi devlet ve devrim teorisinin tarihsel bir doğrulanmasıydı. Komün'ü, işçi sınıfının devlet olarak örgütlenmesinin ilk somut örneği, yani "proletarya diktatörlüğü" olarak analiz etti. Marx'a göre Komün'ün en büyük dersi, işçi sınıfının mevcut burjuva devlet aygıtını basitçe devralıp kendi amaçları için kullanamayacağını, aksine onu parçalayıp yerine yeni bir iktidar biçimi inşa etmesi gerektiğini göstermesiydi.

Komün, işçilerin "kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olduklarını kanıtlayan" canlı bir örnekti. Marx, Komüncülerin kahramanca mücadelesini ve trajik yenilgisini selamlarken, onun tarihsel önemini şu sözlerle vurgulamıştır: Komün, şehitleriyle birlikte, "yeni bir toplumun muzaffer öncüsü olarak daima kutlanacaktır."

5.2 Anarşist Yorum: Bakunin ve Devletin Reddi

Mihail Bakunin gibi anarşist düşünürler ise Komün'ü farklı bir perspektiften yorumladılar. Bakunin için Komün, her şeyden önce "devletin gözüpek ve belirgin bir yadsınması" idi. Onu, önceden planlanmış bir devrimden çok, "yığınların, grupların ve halk topluluklarının kendiliğinden ve sürekli eylemi" olarak gördü.

Bakunin ve takipçileri için Komün'ün değeri, kurduğu yeni devlet yapısından veya çıkardığı kararnamelerden çok, otoriteye karşı isyanın kendisindeydi. Bu yorum, Komün'ün pratik derslerini ve bir devlet olma tecrübesini ikinci plana atarken, isyanın kendiliğinden ve anti-otoriter ruhunu öne çıkardı. Bu bakış açısı, daha sonraki anarşist ve anarko-sendikalist akımları derinden besledi.

5.3 Kalıcı Semboller ve Kültürel Miras

Paris Komünü, yenilgiye uğramış olmasına rağmen, uluslararası işçi ve sosyalist hareketine bir dizi kalıcı sembol ve kültürel miras bıraktı:

• Kızıl Bayrak: Komün, burjuvazinin üç renkli bayrağının karşısına işçi sınıfının enternasyonalist mücadelesini simgeleyen kızıl bayrakla çıktı. O günden sonra kızıl bayrak, dünya çapındaki sosyalist ve komünist hareketlerin evrensel sembolü haline geldi.

• Enternasyonal Marşı: Komüncü şair Eugène Pottier tarafından yazılan Enternasyonal, tüm dünya işçilerinin ortak mücadele, birlik ve dayanışma marşı olarak tarihe geçti.

• "Göğü Fethetmek": Komüncülerin bu cüretkâr girişimi, Marx'ın deyimiyle "göğü fethetmeye kalkan" insanların kahramanlığı olarak anıldı. Bu ifade, Komün'ün devrimci iradesini ve tarihsel cüretini özetleyen bir metafor haline gelerek onun efsaneleşmesine katkıda bulundu.

6.0 Sonuç

Paris Komünü, 1871 baharında kanla bastırılmış olsa da, tarihteki ilk işçi iktidarı deneyi olarak istisnai önemini korumaktadır. 72 günlük kısa ömrüne sığdırdığı radikal demokratik ve sosyalist uygulamalarla, sadece bir şehir yönetiminden ibaret olmadığını, aksine sömürüye ve baskıya dayalı eski dünyaya kökten bir meydan okuma olduğunu kanıtlamıştır.

Komün, hataları ve başarılarıyla, kendisinden sonraki tüm sosyalist ve devrimci hareketler için hem bir ilham kaynağı hem de kritik dersler sunan bir referans noktası haline gelmiştir. Devletin nasıl dönüştürüleceği, demokrasinin nasıl derinleştirileceği ve işçi sınıfının kendi kaderini nasıl eline alabileceği gibi temel sorulara somut yanıtlar üretmeye çalışmıştır. Yenilgisiyle sonuçlanan "Kanlı Hafta"nın acımasızlığı ise, sınıf mücadelesinin şiddetini ve egemen sınıfların iktidarlarını korumak için her yola başvurabileceğini acı bir şekilde göstermiştir.

Nihayetinde Paris Komünü, proletaryanın iktidarı alma ve toplumu kendi suretinde yeniden örgütleme potansiyelini gösteren, kanla yazılmış bir efsane olarak tarih sahnesindeki yerini sağlamlaştırmıştır. Onun mirası, sadece barikatlarda can veren binlerce isimsiz kahramanın anısında değil, aynı zamanda eşitlik ve özgürlük mücadelesinin evrensel hafızasında yaşamaya devam etmektedir.

11 Ocak 2022 Salı

10 Ocak 1870’ten 28 Mayıs 1871’e Fransa’da İç Savaş’ın Kronolojisi-Çeviren: Tahir Emre Kalaycı

Çeviren: Tahir Emre Kalaycı

1870

10 Ocak: Cumhuriyetçi gazeteci Victor Noir’nın, imparatorun kuzeni Pierre Bonaparte tarafından öldürülmesinden sonra yaklaşık 100 bin kişi Bonaparte’ın İkinci İmparatorluğuna karşı gösteri düzenledi.

8 Mayıs: İmparatorluğa güvenin oylandığı bir ulusal halk oylamasında oyların %84’ü lehteydi. Halk oylaması arifesinde Paris Federasyonu üyeleri III. Napolyon’a komplo düzenleme suçlamasıyla tutuklandılar. Hükümet, daha sonra Fransa çapında Enternasyonal üyelerine yönelik bir zulüm kampanyası yürütmek için de bu bahaneyi kullandı.

19 Temmuz: Louis Bonaparte, Prusya’nın İspanya tahtına yönelik girişimi karşısında verdiği diplomatik mücadeleden sonra Prusya’ya savaş açtı.[1]

23 Temmuz: Marx “Birinci Çağrı”[2] olarak bilinecek olan çalışmasını bitirdi.

26 Temmuz: “Birinci Çağrı”, Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyi tarafından kabul edildi ve uluslararası olarak dağıtıldı.

4-6 Ağustos: Fransa’yı işgal eden üç Prusya ordusundan birinin komutanı olan Veliaht Frederick, Fransız Mareşalı MacMahon’ı Worth ve Weissenburg’ta yendi, onu Alsace (Kuzeydoğu Fransa) dışına attı, Strasbourg’u kuşattı ve Nancy’ye doğru ilerledi. Diğer iki Prusya ordusu Mareşal Bazaine’in güçlerini Metz’de yalıttı.

16-18 Ağustos: Fransız Komutan Bazaine’in askerleriyle Alman hatlarını aşmaya çalışması, Mars-la-Tour ve Gravelotte’te kanlı bir şekilde engellendi. Prusyalılar Chalons’a ilerledi.

1 Eylül: Sedan Savaşı. MacMahon ve Bonaparte, Metz’deki Bazaine’i rahatlatmaya çabalarken, yolun kapandığını görünce savaşa girdiler ve Sedan’da yenilgiye uğradılar.

2 Eylül: İmparator III. Napolyon ve Mareşal MacMahon Sedan’da 83 binden fazla askerle birlikte teslim oldular.

4 Eylül: Sedan haberleri üzerine, Parisli işçiler Bourbon Sarayı’nı işgal ettiler ve Yasama Meclisi’nden İmparatorluğun yıkıldığını duyurmasını istediler. Akşam, Paris Hotel de Ville’de (Belediye Binası) Üçüncü Cumhuriyet ilan edildi. Almanya’nın Fransa’dan atılmasına yönelik savaşı sürdürmek üzere geçici Ulusal Savunma Hükümeti (USH) kuruldu.

5 Eylül: Londra ve diğer büyük şehirlerde, Britanya Hükümeti’nin Fransa Cumhuriyeti’ni derhal tanımasını talep eden önergeler ve dilekçelerin dile getirildiği toplantılar ve gösteriler düzenlenmeye başlandı. Birinci Enternasyonal Genel Konseyi bu hareketin düzenlenmesinde doğrudan görev almıştır.

6 Eylül: USH bir demeç yayımladı: savaş için İmparatorluk hükümetini suçlarken şimdi barış istediğini belirtiyor ancak “topraklarımızdaki tek bir inçten, kalelerimizdeki tek bir taştan vazgeçmeyeceğiz” de diyordu. Prusya’nın Alsace-Lorraine işgalinin sürmesi nedeniyle, savaş durmadı.

19 Eylül: İki Alman ordusu uzun Paris kuşatmasına başladı. Bismarck, “yumuşak ve çökmüş” Fransız işçilerinin çabucak teslim olacağını hesapladı. USH, vilayetlerde direniş örgütlemek üzere, Tours’a, kısa bir süre sonra (Paris’ten bir balonla kaçan) Gambetta’nın da katılacağı bir heyet gönderdi.

27 Ekim: Bazaine liderliğindeki 140-180 bin kişiden oluşan Metz’deki Fransız ordusu teslim oldu.

30 Ekim: Fransız Ulusal Muhafızları Le Bourget’de yenilgiye uğradılar.

31 Ekim: Ulusal Savunma Hükümetinin Prusyalılarla görüşmelere başlama kararına ilişkin haberlerin ulaşmasıyla, Paris işçileri ve Ulusal Muhafızlardaki devrimci gruplar Blanqui önderliğinde bir ayaklanma başlattılar. Hôtel de Ville’i (Belediye Binası) ele geçirdiler ve Blanqui’nin yönetimindeki devrimci hükümetlerini, Kamu Güvenliği Komitesi’ni kurdular. Flourens, 31 Ekim’de, Ulusal Savunma Hükümeti’nin herhangi bir üyesinin vurulmasını engelledi; bu, isyancılardan biri tarafından talep edilmişti.

1 Kasım: İşçilerden gelen baskı altında Ulusal Savunma Hükümeti, Komün’e istifa etme ve ulusal seçim planlaması yapma sözü verir; bunlar, yerine getirmeye hiç niyetinin olmadığı sözlerdir. İşçilerin “yasal” maskaralıkla pasifize edilmesiyle, hükümet, şiddet kullanarak Hôtel de Ville’i ele geçirdi ve kuşatma altındaki şehirde egemenliğini tekrar kurdu. Paris’te görevli Blanqui vatana ihanet suçlamasıyla tutuklandı.

1871

22 Ocak: Paris proletaryası ve Ulusal Muhafızlar, Blanquicilerin önayak olduğu bir devrimci gösteri düzenlediler. Hükümetin devrilmesini ve bir Komün kurulmasını talep ettiler. Ulusal Savunma Hükümeti’nin emriyle, Hôtel de Ville’i savunmakta olan Breton Gezici Muhafızı eylemcilere ateş açtı. Silahsız işçilerin katledilmesinden sonra, hükümet Paris’i Almanlara teslim etmenin hazırlıklarına başladı.

28 Ocak: İşçilerin dört aylık uzun direnişinden sonra, Paris, Prusyalılara teslim edildi. Bütün düzenli ordu silahsızlandırılsa da, Ulusal Muhafızların silah taşımaya devam etmelerine izin verildi. Böylece kalabalık Paris silahlı kalmaya devam ederken, şehrin yalnızca küçük bir bölümü işgal ordularına verilmiş oldu.

8 Şubat: Fransa’da ülke çoğunluğunun haberinin olmadan seçimler gerçekleştirildi.

12 Şubat: Yeni Ulusal Meclis Bordeaux’da açıldı, üyelerin üçte ikisi muhafazakârlardan oluşuyordu ve savaşın bitmesini istiyorlardı.

16 Şubat: Meclis Adolphe Thiers’i başkan olarak seçti.

26 Şubat: Fransa ve Almanya arasındaki ilk barış antlaşması Versay’da imzalandı; bir yanda Thiers ve Jules Favre, diğer yanda Bismarck vardı. Fransa, Alsace ve Doğu Lorraine’i Almanya’ya teslim etti ve 5 milyar frank tutarındaki tazminatları ödedi. Alman işgal ordusu, tazminat ödemeleri yapıldıkça yavaşça geri çekildi. Son barış antlaşması 10 Mayıs 1871’de Frankfort-on-Main’de imzalandı.

1-3 Mart: Paris işçileri, aylarca süren mücadele ve eziyetten sonra, Alman askerlerinin şehre girişine ve hükümetin sonu gelmeyen şartlı teslim olmasına öfkeyle tepki gösterdiler. Ulusal Muhafızlar ayrıldılar ve bir Merkezi Komite örgütlediler.

10 Mart: Ulusal Meclis vadesi geçmiş borçların ödenmesine yönelik bir yasa çıkardı. Bu yasaya göre 13 Ağustos ve 12 Kasım 1870 tarihleri arasındaki zorunluluklara ilişkin borçların ödenmesi ertelenebilecekti. Böylece, bu yasa, birçok küçük burjuvanın iflasıyla sonuçlandı.

11 Mart: Ulusal Meclis görevini tamamladı. Paris, sorunlara rağmen, hükümetini 20 Mart tarihinde Versay’da kurdu.

18 Mart: Adolphe Thiers, Paris’i silahsızlandırmaya ve Fransız askerlerini (düzenli ordu) göndermeye kalkıştı, ancak askerler Paris işçileriyle kardeşliklerinden dolayı emirlere uymayı reddettiler. Generaller Claude Martin Lecomte ve Jacques Leonard Clément Thomas kendi askerleri tarafından öldürüldüler. Çoğu asker barışçı bir şekilde geri çekilirken, kimileri Paris’te kaldı. Thiers çok öfkelendi, İç Savaş başladı.

26 Mart: Parisli yurttaşlar tarafından bir kent meclisi, Paris Komünü seçildi. Komün, aralarında Birinci Enternasyonal üyeleriyle, Proudhon ve Blanqui destekçilerinin de olduğu işçilerden oluşuyordu.

28 Mart: Bugüne kadar hükümet olarak görev yapan Ulusal Muhafızlar Merkez Komitesi, “Ahlak Polisi”nin daimi ortadan kaldırılmasına ilişkin bir karar verdikten sonra istifa etti.

30 Mart: Komün düzenli orduyu ve mecburi askerlik hizmetini feshetti. Eli silah tutan bütün yurttaşların katılabildiği Ulusal Muhafızlar yegâne silahlı kuvvet oldu. Komün, Ekim 1870’ten Nisan 1871’e kadarki konut kira ödemelerini affetti. Aynı gün, Komün’e seçilen yabancıların konumu da “Komün’ün bayrağı Dünya Cumhuriyeti’nin bayrağıdır” düşüncesiyle onaylandı.

1 Nisan: Komün, herhangi bir üyenin alabileceği en yüksek maaşın 6 bin frankı geçemeyeceği kararını aldı.

2 Nisan: Thiers, Paris Komünü’nü bastırmak amacıyla, Versay Ordusu’nu, birçoğu Sedan ve Metz’de teslim olan ordularda görev almış olan Fransız savaş tutsaklarıyla desteklemek için Bismarck’a izin başvurusunda bulundu. Bismarck, 5 milyar frank tazminat ödemesi karşılığında izin verdi. Fransız ordusu Paris kuşatmasına başladı. Paris düzenli olarak bombalandı, üstelik tam da Prusyalıların aynı şehri bombalamasını kutsal şeylere saygısızlık olarak damgalayanlar tarafından.

Komün, kilisenin devletten ayrılmasına, dinsel amaçlı bütün devlet ödemelerinin iptaline ve bütün Kilise mülkiyetinin ulusal mülkiyete dönüştürülmesine ilişkin bir karar verdi. Din tamamen özel bir mesele ilan edildi.

5 Nisan: Komünarların Fransız hükümeti tarafından infazını önlemek için Komün rehinelere ilişkin bir karar aldı. Bu karara göre, Fransız Hükümeti’yle bağlantılı olmaktan hüküm giyen bütün kişiler rehine ilan edildi. Bu karar hiçbir zaman uygulanmadı.

6 Nisan: Ulusal Muhafızların 137. taburu tarafından getirilen giyotin, halkın yoğun sevinci altında, halka açık olarak yakıldı.

7 Nisan: Fransız ordusu 7 Nisan’da, Paris’in batı cephesindeki Neuilly-sur-Seine’i ele geçirdi.

Fransız hükümetinin ele geçirdiği Komünarları infaz etmesine tepki olarak, Komün, misilleme tehdidinde bulunduğu “kısasa kısas” politika beyanını yayımladı. Blöf çabucak ortaya çıktı; Paris işçileri hiç kimseyi infaz etmedi.

8 Nisan: Hiçbir dini simgenin, resmin, dogmanın, duanın, kısacası “bireyin vicdan alanına ait olan hiçbir şeyin” okullara alınmamasına yönelik bir karar alındı. Karar yavaş yavaş uygulandı.

11 Nisan: Fransız ordusu, Güney Paris’e yönelik bir saldırıda General Eudes tarafından yoğun kayıplar verdirilerek geri püskürtüldü.

12 Nisan: Komün, Vendôme Meydanı’nda yer alan ve 1809 savaşı sonrasında Napolyon tarafından ele geçirilen silahlardan dökülen Zafer Sütunu’nun, ulusal nefreti teşvik ve şovenizmin bir simgesi olduğu gerekçesiyle yıkılması gerektiğine karar verdi. [Bu karar 16 Mayıs’ta yerine getirildi.]

16 Nisan: Komün, bütün borç yükümlülüklerinin üç yıl boyunca ertelendiğini ve faizlerinin iptal edildiğini ilan etti.

Komün, imalatçılar tarafından kapatılan fabrikaların istatistiksel listelemesini ve önceden oralarda çalışan işçiler tarafından tekrar işler hale getirilmesine ilişkin olarak planlar yapılmasını emretti, bu işçiler kooperatif toplulukları şeklinde örgütlenecekti, dolayısıyla bu kooperatiflerin bir sendikada bir arada örgütlenmesine ilişkin planlara yönelik olarak çalışılmasını da istedi.

20 Nisan: Komün fırıncıların gece çalışmasını ve işçi kayıt kartlarını yasakladı. Bu kartlar İkinci İmparatorluk’tan beri, birinci sınıf sömürücüler olan polis adayları tarafından bir tekel olarak kullanılıyordu. Bu kayıt kartlarının verilmesi yetkisi Paris’in 20 bölgesinin belediye başkanlarına devredildi.

23 Nisan: Thiers, Komün’ün, Paris Başpiskoposu’nun (Georges Darboy) ve Paris’te rehin tutulan diğer bazı rahiplerin, yalnızca bir kişiyle, Komün’e iki kez seçilen ancak Clairvaux’ta tutsak olan Blanqui ile takas edilmesi önerisi üzerinden yürütülen müzakereleri durdurdu.

27 Nisan: 30 Nisan’da gerçekleştirilecek olan yerel seçimlerin arifesinde Thiers büyük uzlaşma sahnelerinden birini sergiledi. Meclis kürsüsünde şu şekilde bağırdı: “Bizi Fransız kanı dökmeye mecbur bırakan Paris’teki komplo dışında, cumhuriyete yönelik başka hiçbir komplo yok. Tekrar ve tekrar söylüyorum…”. Birleşmiş olan Meşrutiyetçiler, Orleancılar ve Bonapartistler (Düzen Partisi), 700 bin yerel konsey üyesinden 8 binini bile kazanamadı.

30 Nisan: Komün, özel emek sömürücüleri oldukları ve işçilerin kendi emek araçlarına ve ödemelerine ilişkin haklarıyla çeliştiği gerekçesiyle rehin dükkânlarının kapanmasını emretti.

5 Mayıs: Komün, 5 Mayıs günü, XVI. Louis’nin idam cezasını çekmesi için inşa edilen Kefaret Şapeli’nin yıkılmasını emretti.

9 Mayıs: Kesintisiz Fransız bombardımanı ve silah ateşiyle tamamen harabe haline gelmiş olan Issy Kalesi, Fransız ordusunca ele geçirildi.

10 Mayıs: Şubat ayında görüşmeleri tamamlanan, Frankfurt Antlaşması olarak bilinen barış antlaşması imzalandı. (Ulusal Meclis tarafından 18 Mayıs tarihinde onaylandı.)

16 Mayıs: Vendôme Sütunu yıkıldı. Vendôme Sütunu 1806 ve 1810 tarihleri arasında, Napolyoncu Fransa’nın zaferlerinin onuruna dikilmişti; ele geçirilen düşman silahlarındaki bronzdan üretilmişti ve Napolyon’un bir heykeliyle süslenmişti.

21-28 Mayıs: Versay askerleri 21 Mayıs’ta Paris’e girdiler. Kuzey ve doğu kalelerini elinde tutan Prusyalılar, aslında ateşkes şartları altında geçmeleri yasaklanmış olan şehrin kuzeyindeki arazilerden Versay askerlerinin ilerleyişlerine izin verdiler. Paris işçileri kanatları oldukça zayıf güçlerle savunuyorlardı. Bunun bir sonucu olarak, Paris’in batı yarısında, lüks şehirde, yalnızca zayıf bir direniş sergilenebildi; Versay askerlerinin gittikçe yaklaştığı doğu yarısında, işçi sınıfı şehrinde, daha güçlü ve daha kararlı bir direniş sergileniyordu.

Fransız ordusu sekiz gün boyunca işçileri katletti, sivilleri gördüğü yerde öldürdü. Operasyon, daha sonra Fransa başkanı olacak olan Mareşal MacMahon tarafından yönetiliyordu. Özet olarak, on binlerce Komünar ve işçi infaz edildi (neredeyse 30 bin kişi); diğer 38 bin kişi hapse atıldı ve 7 bin kişi zorla sürüldü.

Dipnotlar:

[1] 2 Temmuz 1870’te Prusya kralının akrabası olan bir Hohenzollern prensinin İspanya tahtına aday olduğu duyulmuştu. Fransa, diplomasi ile prensin adaylıktan vazgeçmesini sağladı. Ancak işi burada bırakmadan daha da ileri götürerek savaş açtı (e.n.)

[2] Marx tarafından 19-23 Temmuz 1870 tarihleri arasında yazılan Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyinin Fransız-Alman Savaşı Üzerine Birinci Çağrısı (ç.n.)

Kaynak:https://sendika.org/2021/03/fransada-ic-savasin-zaman-cizelgesi-savastan-gokyuzunun-fethine-611611/

Orijinal kaynak: https://www.marxists.org/history/france/paris-commune/timeline.htm

[MANTIK]: MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

[DEVRİM BİLİMİ]

E-KİTAP AKTÜALİTEYE MARKSİST YAKLAŞIM: PERSPEKTİFLER

MARKSİZM NEDİR? KLASİKLERİ OKURKEN

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]