Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi

10 Ocak 2026 Cumartesi

Vicente Navarro'nun Perspektifinden Marksizm, Tıp ve Sınıf Mücadelesi

MAR

1.0 Giriş: Tıbbın Tarafsızlığı Mitosu ve Marksist Analizin Zorunluluğu

Tıbbın, değerlerden arındırılmış, nesnel ve tarafsız bir bilim olduğu yönündeki yaygın kanı, modern toplumun temel burjuva ideolojik varsayımlarından biridir. Bu yazı, halk sağlığı alanının önde gelen Marksist düşünürlerinden Vicente Navarro'nun eserlerini merkeze alarak bu mitosu kökten sorgulamaktadır. Navarro, tıbbı toplumsal ilişkilerden ve sınıf mücadelesinden yalıtılmış bir alan olarak değil, tam aksine bu ilişkilerin hem yeniden üretildiği hem de sorgulandığı stratejik bir alan olarak konumlandırarak Marksist analizin merkezine yerleştirir. Bu yazının temel argümanı şudur: Navarro'ya göre tıp, kapitalist toplumsal üretim ilişkilerinin yeniden üretildiği, ancak aynı zamanda işçi sınıfı mücadelelerinin de şekillendirdiği çelişkili bir alandır. Dolayısıyla tıp, nötr bir teknik disiplin değil, sermaye ve emek arasındaki temel çatışmaların yaşandığı politik bir mücadele sahasıdır.

Navarro'nun analizinin teorik kökenleri, Marksist tıp ve sağlık incelemesinin kurucu metni sayılabilecek bir esere dayanır: Friedrich Engels'in İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu. Engels, bu çalışmasıyla hastalığın ve sağlığın dağılımının politik doğasını ortaya koymuş ve sağlık sorunlarının kökenini toplumsal üretim ilişkilerinde aramıştır. Navarro, bu tarihsel materyalist geleneği devralarak, tıbbın modern kapitalizmdeki rolünü derinlemesine inceler.

Bu doğrultuda, yazının ilerleyen bölümlerinde kapitalist sistemde tıbbın ideolojik rolü ve ikili işlevi, bilimsel bilginin sınıfsal karakteri ve bu alandaki sınıf mücadelesi ile kapitalist tıbbın eleştirisinden doğan sosyalist tıp alternatifi Navarro'nun perspektifinden ele alınacaktır.

2.0 Kapitalist Sistemde Tıbbın İdeolojik Rolü ve İkili İşlevi

Vicente Navarro'ya göre kapitalizm, varlığını sürdürebilmek için hâkim ve hükmedilen sınıflar arasındaki güç ilişkilerini sürekli olarak yeniden üretmek zorundadır. Tıp, bu yeniden üretim sürecinde merkezi bir ideolojik rol üstlenir. Bu rolü anlamak, sağlık alanındaki mücadeleleri doğru bir zemine oturtmak için hayati önem taşır. Tıbbın burjuva ideolojisini yeniden üretme mekanizmaları üç temel alanda analiz edilebilir:

2.2.1. Üretim Alanı

Kapitalist sistemin kalbi olan üretim alanında, temel çelişki üretim sürecinin kontrolü etrafında döner. Ancak burjuva ideolojisi, bu mücadeleyi ustalıkla üretim alanından tüketim alanına kaydırır. Sınıf mücadelesinin odağı, işin nasıl ve hangi koşullarda yapılacağının kontrolünden, emeğin karşılığı olarak alınacak ücrete ve tazminata indirgenir. Gramsci'nin de belirttiği gibi, "işçileri üretici olarak değil, ücretli olarak örgütleyen sendikacılık, kapitalist sistemin... mantığını kabul etmiş ve boyun eğmiştir." İşyeri hekimliği bu süreçte kilit bir işlev görür. Navarro'ya göre, işyeri hekimliğinin tarihsel görevi, işyerinde yaratılan zararın nedenlerini ortadan kaldırmak değil, yönetimin çıkarları doğrultusunda bu zararın niteliğini ve boyutunu tanımlayarak ödenecek tazminatı en aza indirmek olmuştur. Böylece tıp, zararın kaçınılmazlığını kabul ettiren ve mücadelenin zeminini "tazminat" ile sınırlayan bir araca dönüşür.

2.2.2. Siyaset Alanı

Üretim alanındaki işçi / uşak ilişkisinin gizlenmesi, siyasi alanda "egemen vatandaş" yanılsamasıyla sağlanır. Burjuva demokrasisi, tüm vatandaşların siyasi ve hukuki olarak eşit olduğu soyut bir kategori yaratarak, üretimdeki temel sömürü ilişkisini görünmez kılar. Navarro'ya göre devlet ve temsili demokrasi kurumları, burjuvazinin hegemonyası altındadır. İşçi sağlığı gibi ilerici yasalar dahi bu hegemonyanın sınırları içinde işler ve sermaye birikiminin temel mantığına asla müdahale edemez. Sınıf mücadelesi fabrika zemininden parlamento koridorlarına kaydırıldığında, halkın aktif katılımı pasif bir temsile dönüşür ve mücadelenin devrimci potansiyeli zayıflatılır.

2.2.3. Bilim Alanı

Navarro, tıbbın kapitalist ilişkileri yeniden üreten ikili bir işleve sahip olduğunu vurgular: Faydalı/özgürleştirici işlev ve kontrol işlevi. Bu iki işlev birbirinden ayrı değildir. Aksine, kontrol işlevi, tıbbın etkili ve gerekli olan faydalı işlevi aracılığıyla uygulanır. Tıp, etkili olduğu için kontrol edebilir. Navarro için tıbbı "kapitalist" yapan şey, onun ticarileştirilmesi veya piyasa ilişkilerine tabi olması değil, toplumsal iş bölümü içindeki konumu gereği burjuva sınıf ilişkilerini ve toplumsal üretim ilişkilerini yeniden üretmesidir. Millileştirilmiş bir sağlık sistemi dahi, bilginin ve pratiğin doğası dönüşmediği sürece kapitalist karakterini koruyabilir.

Ancak tıp, yalnızca bir ideolojik aygıt değildir. İşçi sınıfının talepleri ve direnişi, tıbbın doğasını ve sınırlarını sürekli olarak değiştiren bir sınıf mücadelesi alanıdır.

3.0 Bilimsel Bilginin Sınıfsal Karakteri ve Tıp Alanındaki Sınıf Mücadelesi

Tıbbın ideolojik rolünü anlamanın ötesinde, tıbbi bilginin kendisinin tarafsız olmadığını, aksine hâkim sınıfın dünya görüşünü yansıttığını kabul etmek stratejik bir öneme sahiptir. Navarro'ya göre, bilginin üretim süreci sınıf mücadelesinin merkezinde yer alır. Bu bağlamda, birbiriyle çatışan iki farklı bilim ve bilgi anlayışı ortaya çıkar.

3.2.1. Burjuva Bilimi ve Pozitivist Tıp

Burjuva bilim anlayışı, temelini bilim/ideoloji ve uzman/halk ayrımları üzerine kurar. Bu anlayışa göre bilim; değerden bağımsız, nesnel ve yalnızca eğitimli uzmanlar tarafından üretilebilen evrensel bir bilgi bütünüdür. Tıpta bu anlayış, hastalığı biyolojik, bireysel ve mekanik bir olgu olarak gören pozitivist bir yaklaşıma yol açar. İnsan vücudu bir makine, hastalık ise bu makinedeki bir arıza olarak algılanır. Bu yaklaşım, tüm odağını mikro-nedenselliğe (bakteri, virüs, toksik madde) kaydırarak, hastalığın kökenindeki toplumsal güç ilişkilerini, yani makro-nedenselliği sistematik olarak gizler. Bu bilim anlayışı, burjuva düzenini sorgulamayan, aksine onu doğallaştıran bir bilgi üretir.

3.2.2. İşçi Sınıfı Bilgisi ve Alternatif Yaklaşım

Buna karşılık, işçi sınıfının günlük pratiklerinden, kolektif deneyimlerinden ve mücadelelerinden doğan bir bilgi vardır. Örneğin, kömür madencileri, "bilimsel" raporlar kabul etmeden çok önce, madende çalışmanın akciğerlerini mahvettiğini biliyorlardı. Ancak burjuva bilimi, bu türden yaşanmışlığa dayalı bilgiyi "folklor", "martaval" veya "güvenilmez" olarak yaftalayarak değersizleştirir.

Navarro, bu ikiliğe karşı alternatif bir bilgi üretim süreci önerir. Bu süreçte işçiler, araştırmanın pasif nesneleri değil, kendi gerçekliklerini kolektif olarak analiz eden aktif öznelerdir. Hakikat, bireysel anketlerle değil, işçi meclisleri gibi kolektif tartışma organlarında üretilir. Bilim insanları ise bu demokratik araştırma sürecinde bir "uzman" olarak değil, işçilerin kolektif bilgisini sistematize etmeye yardımcı olan bir "yardımcı" rolü üstlenirler.

Tıptaki sınıf mücadelesi, tam da bu noktada somutlaşır. İşçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve meslek hastalıklarının tanınması için verdikleri mücadeleler, tıbbın neyi "hastalık" olarak tanımladığını ve bilginin sınırlarını değiştiren politik eylemlerdir. Navarro'nun vurguladığı gibi, Demokrasi İçin Madenciler (Miners for Democracy) hareketinin kara akciğer hastalığının tanınması için verdiği mücadele, yalnızca bir sağlık talebi değil, aynı zamanda bilginin kontrolü için verilen bir sınıf mücadelesidir.

Kapitalist tıbbın bu köklü eleştirisi, bizi mantıksal olarak bir sonraki adıma, yani sosyalist bir tıp alternatifinin ne olabileceği sorusuna götürür.

4.0 Sosyalist Tıp Alternatifi ve Kitlesel Demokrasi Mücadelesi

Navarro için sosyalist tıp, mevcut burjuva tıbbının devlet tarafından işletilmesi veya hizmetlerin daha adil dağıtılmasından ibaret değildir. Bu, tıp bilgisinin, pratiğinin ve kurumlarının niteliksel olarak dönüştürüldüğü, devrimci bir projedir. Bu vizyon ve ona giden yol, birkaç temel ilke etrafında şekillenir:

1. Bir Geçiş Biçimi Olarak Sosyalist Tıp: Marksist teoride sosyalizm, bir üretim tarzı değil, kapitalizmden komünizme (sömürünün olmadığı, iş birliğine dayalı bir toplum) uzanan bir geçiş sürecidir. Dolayısıyla sosyalist tıp, kendi içinde hem kapitalist (sömürüye dayalı) hem de komünist (iş birliğine dayalı) tıp biçimlerini barındıran çelişkili bir yapıdır. Bu geçişin yönünü, toplumdaki sınıf mücadelesinin seyri belirler.

2. Niteliksel Bir Dönüşüm: Sosyalist tıbbın amacı, mevcut burjuva tıbbını daha iyi dağıtmak değil, onu niteliksel olarak dönüştürmektir. Bu, yalnızca önceliklerin değişmesinden çok daha fazlasıdır. Bu, bilginin üretim biçiminin, sağlık ve hastalık tanımlarının ve sağlık kurumlarındaki güç ilişkilerinin kökten değişmesi anlamına gelir. Amaç, halkın "uzmanlar" tarafından yönetilen pasif nesneler olmaktan çıkıp kendi sağlıklarının aktif özneleri haline geldiği bir tıp yaratmaktır.

3. Kitlesel Demokrasi ile Bağlantı: Sosyalist dönüşümün temel koşulu "kitlesel demokrasi"dir. Bu kavram, belirli aralıklarla oy kullanmaya dayalı temsili demokrasinin çok ötesine geçer. Kitlesel demokrasi; işçilerin ve halkın çalıştıkları, ikamet ettikleri, eğitim gördükleri, eğlendikleri ve bakıldıkları tüm kurumlara doğrudan, aktif ve kolektif katılımını ifade eder. Tıbbın demokratikleştirilmesi, toplumun genel demokratikleşme mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Navarro'nun analizi, nihai olarak bilginin ve kurumların kontrolünün bir azınlığın elinden alınıp çoğunluğa geçtiği, insanın kendi tarihinin edilgen bir nesnesi değil, bilinçli bir öznesi olduğu bir toplum ufkuna işaret eder.

5.0 Sonuç

Vicente Navarro'nun eserleri, sağlık ve tıp alanını anlamak için sınıf analizinin vazgeçilmezliğini güçlü bir şekilde kanıtlamaktadır. Navarro'nun Marksist perspektifi, tıbbın tarafsız bir teknik alan değil, sermaye ve emek arasındaki temel çatışmaların yaşandığı politik bir mücadele alanı olduğunu ortaya koyar. Kapitalizm altında tıp, bir yandan acıyı dindiren faydalı bir işlev görürken, diğer yandan bu faydalı işlevi aracılığıyla sınıf ilişkilerini yeniden üreten bir kontrol işlevi üstlenir. Bu kontrol, bilginin sınıfsal karakteri aracılığıyla pekiştirilir; hastalığı toplumsal kökenlerinden kopararak bireysel ve biyolojik bir soruna indirgeyen pozitivist bir yaklaşımla burjuva ideolojisini yansıtır. Buna karşılık işçi sınıfı, kolektif deneyimlerinden doğan alternatif bir bilgi üretir ve sınıf mücadelesi yoluyla tıbbın ve bilginin tanımını dönüştürür. Sonuç olarak, Vicente Navarro'nun mirası, sağlık mücadelesini dar bir "sağlık sektörü" sorunu olmaktan çıkarıp, onu toplumun tüm kurumlarının (bilimsel kurumlar dahil) kitlesel demokratikleşmesini hedefleyen daha geniş bir sosyalist proje ile birleştirmektir. Bu, sağlığın yalnızca daha adil dağıtıldığı değil, halk tarafından kolektif olarak üretildiği bir geleceğin inşası için teorik ve pratik bir yol haritası sunar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]