MAR
1.0
Giriş: Tıbbın Tarafsızlığı Mitosu ve Marksist Analizin Zorunluluğu
Tıbbın,
değerlerden arındırılmış, nesnel ve tarafsız bir bilim olduğu yönündeki yaygın
kanı, modern toplumun temel burjuva ideolojik varsayımlarından biridir. Bu yazı,
halk sağlığı alanının önde gelen Marksist düşünürlerinden Vicente Navarro'nun
eserlerini merkeze alarak bu mitosu kökten sorgulamaktadır. Navarro, tıbbı
toplumsal ilişkilerden ve sınıf mücadelesinden yalıtılmış bir alan olarak
değil, tam aksine bu ilişkilerin hem yeniden üretildiği hem de sorgulandığı
stratejik bir alan olarak konumlandırarak Marksist analizin merkezine
yerleştirir. Bu yazının temel argümanı şudur: Navarro'ya göre tıp, kapitalist
toplumsal üretim ilişkilerinin yeniden üretildiği, ancak aynı zamanda işçi
sınıfı mücadelelerinin de şekillendirdiği çelişkili bir alandır. Dolayısıyla
tıp, nötr bir teknik disiplin değil, sermaye ve emek arasındaki temel
çatışmaların yaşandığı politik bir mücadele sahasıdır.
Navarro'nun
analizinin teorik kökenleri, Marksist tıp ve sağlık incelemesinin kurucu metni
sayılabilecek bir esere dayanır: Friedrich Engels'in İngiltere'de
Emekçi Sınıfın Durumu. Engels, bu çalışmasıyla hastalığın ve sağlığın
dağılımının politik doğasını ortaya koymuş ve sağlık sorunlarının kökenini
toplumsal üretim ilişkilerinde aramıştır. Navarro, bu tarihsel materyalist
geleneği devralarak, tıbbın modern kapitalizmdeki rolünü derinlemesine inceler.
Bu
doğrultuda, yazının ilerleyen bölümlerinde kapitalist sistemde tıbbın ideolojik
rolü ve ikili işlevi, bilimsel bilginin sınıfsal karakteri ve bu alandaki sınıf
mücadelesi ile kapitalist tıbbın eleştirisinden doğan sosyalist tıp alternatifi
Navarro'nun perspektifinden ele alınacaktır.
2.0
Kapitalist Sistemde Tıbbın İdeolojik Rolü ve İkili İşlevi
Vicente
Navarro'ya göre kapitalizm, varlığını sürdürebilmek için hâkim ve hükmedilen
sınıflar arasındaki güç ilişkilerini sürekli olarak yeniden üretmek zorundadır.
Tıp, bu yeniden üretim sürecinde merkezi bir ideolojik rol üstlenir. Bu rolü
anlamak, sağlık alanındaki mücadeleleri doğru bir zemine oturtmak için hayati
önem taşır. Tıbbın burjuva ideolojisini yeniden üretme mekanizmaları üç temel
alanda analiz edilebilir:
2.2.1.
Üretim Alanı
Kapitalist
sistemin kalbi olan üretim alanında, temel çelişki üretim sürecinin kontrolü
etrafında döner. Ancak burjuva ideolojisi, bu mücadeleyi ustalıkla üretim
alanından tüketim alanına kaydırır. Sınıf mücadelesinin odağı, işin
nasıl ve hangi koşullarda yapılacağının kontrolünden, emeğin karşılığı olarak
alınacak ücrete ve tazminata indirgenir. Gramsci'nin de belirttiği gibi,
"işçileri üretici olarak değil, ücretli olarak örgütleyen sendikacılık,
kapitalist sistemin... mantığını kabul etmiş ve boyun eğmiştir." İşyeri
hekimliği bu süreçte kilit bir işlev görür. Navarro'ya göre, işyeri
hekimliğinin tarihsel görevi, işyerinde yaratılan zararın nedenlerini ortadan
kaldırmak değil, yönetimin çıkarları doğrultusunda bu zararın niteliğini ve
boyutunu tanımlayarak ödenecek tazminatı en aza indirmek olmuştur.
Böylece tıp, zararın kaçınılmazlığını kabul ettiren ve mücadelenin zeminini
"tazminat" ile sınırlayan bir araca dönüşür.
2.2.2.
Siyaset Alanı
Üretim
alanındaki işçi / uşak ilişkisinin gizlenmesi, siyasi alanda
"egemen vatandaş" yanılsamasıyla sağlanır. Burjuva demokrasisi, tüm
vatandaşların siyasi ve hukuki olarak eşit olduğu soyut bir kategori yaratarak,
üretimdeki temel sömürü ilişkisini görünmez kılar. Navarro'ya göre devlet ve
temsili demokrasi kurumları, burjuvazinin hegemonyası altındadır. İşçi sağlığı
gibi ilerici yasalar dahi bu hegemonyanın sınırları içinde işler ve sermaye
birikiminin temel mantığına asla müdahale edemez. Sınıf mücadelesi fabrika
zemininden parlamento koridorlarına kaydırıldığında, halkın aktif katılımı
pasif bir temsile dönüşür ve mücadelenin devrimci potansiyeli zayıflatılır.
2.2.3.
Bilim Alanı
Navarro,
tıbbın kapitalist ilişkileri yeniden üreten ikili bir işleve sahip olduğunu
vurgular: Faydalı/özgürleştirici işlev ve kontrol işlevi. Bu iki işlev
birbirinden ayrı değildir. Aksine, kontrol işlevi, tıbbın etkili ve
gerekli olan faydalı işlevi aracılığıyla uygulanır. Tıp, etkili olduğu
için kontrol edebilir. Navarro için tıbbı "kapitalist" yapan şey,
onun ticarileştirilmesi veya piyasa ilişkilerine tabi olması değil, toplumsal
iş bölümü içindeki konumu gereği burjuva sınıf ilişkilerini ve toplumsal üretim
ilişkilerini yeniden üretmesidir. Millileştirilmiş bir sağlık sistemi dahi,
bilginin ve pratiğin doğası dönüşmediği sürece kapitalist karakterini
koruyabilir.
Ancak
tıp, yalnızca bir ideolojik aygıt değildir. İşçi sınıfının talepleri ve
direnişi, tıbbın doğasını ve sınırlarını sürekli olarak değiştiren bir sınıf
mücadelesi alanıdır.
3.0
Bilimsel Bilginin Sınıfsal Karakteri ve Tıp Alanındaki Sınıf Mücadelesi
Tıbbın
ideolojik rolünü anlamanın ötesinde, tıbbi bilginin kendisinin tarafsız
olmadığını, aksine hâkim sınıfın dünya görüşünü yansıttığını kabul etmek
stratejik bir öneme sahiptir. Navarro'ya göre, bilginin üretim süreci sınıf
mücadelesinin merkezinde yer alır. Bu bağlamda, birbiriyle çatışan iki farklı
bilim ve bilgi anlayışı ortaya çıkar.
3.2.1.
Burjuva Bilimi ve Pozitivist Tıp
Burjuva
bilim anlayışı, temelini bilim/ideoloji ve uzman/halk ayrımları
üzerine kurar. Bu anlayışa göre bilim; değerden bağımsız, nesnel ve yalnızca
eğitimli uzmanlar tarafından üretilebilen evrensel bir bilgi bütünüdür. Tıpta
bu anlayış, hastalığı biyolojik, bireysel ve mekanik bir olgu olarak
gören pozitivist bir yaklaşıma yol açar. İnsan vücudu bir
makine, hastalık ise bu makinedeki bir arıza olarak algılanır. Bu yaklaşım, tüm
odağını mikro-nedenselliğe (bakteri, virüs, toksik madde) kaydırarak, hastalığın
kökenindeki toplumsal güç ilişkilerini, yani makro-nedenselliği sistematik
olarak gizler. Bu bilim anlayışı, burjuva düzenini sorgulamayan, aksine onu
doğallaştıran bir bilgi üretir.
3.2.2.
İşçi Sınıfı Bilgisi ve Alternatif Yaklaşım
Buna
karşılık, işçi sınıfının günlük pratiklerinden, kolektif deneyimlerinden ve
mücadelelerinden doğan bir bilgi vardır. Örneğin, kömür madencileri,
"bilimsel" raporlar kabul etmeden çok önce, madende çalışmanın
akciğerlerini mahvettiğini biliyorlardı. Ancak burjuva bilimi, bu türden
yaşanmışlığa dayalı bilgiyi "folklor", "martaval" veya
"güvenilmez" olarak yaftalayarak değersizleştirir.
Navarro,
bu ikiliğe karşı alternatif bir bilgi üretim süreci önerir. Bu süreçte işçiler,
araştırmanın pasif nesneleri değil, kendi gerçekliklerini kolektif olarak
analiz eden aktif öznelerdir. Hakikat, bireysel anketlerle
değil, işçi meclisleri gibi kolektif tartışma organlarında üretilir.
Bilim insanları ise bu demokratik araştırma sürecinde bir "uzman"
olarak değil, işçilerin kolektif bilgisini sistematize etmeye yardımcı olan
bir "yardımcı" rolü üstlenirler.
Tıptaki
sınıf mücadelesi, tam da bu noktada somutlaşır. İşçilerin çalışma koşullarının
iyileştirilmesi ve meslek hastalıklarının tanınması için verdikleri
mücadeleler, tıbbın neyi "hastalık" olarak tanımladığını ve bilginin
sınırlarını değiştiren politik eylemlerdir. Navarro'nun vurguladığı gibi, Demokrasi
İçin Madenciler (Miners for Democracy) hareketinin kara akciğer
hastalığının tanınması için verdiği mücadele, yalnızca bir sağlık talebi değil,
aynı zamanda bilginin kontrolü için verilen bir sınıf mücadelesidir.
Kapitalist
tıbbın bu köklü eleştirisi, bizi mantıksal olarak bir sonraki adıma, yani
sosyalist bir tıp alternatifinin ne olabileceği sorusuna götürür.
4.0
Sosyalist Tıp Alternatifi ve Kitlesel Demokrasi Mücadelesi
Navarro
için sosyalist tıp, mevcut burjuva tıbbının devlet tarafından işletilmesi veya
hizmetlerin daha adil dağıtılmasından ibaret değildir. Bu, tıp bilgisinin,
pratiğinin ve kurumlarının niteliksel olarak dönüştürüldüğü, devrimci bir
projedir. Bu vizyon ve ona giden yol, birkaç temel ilke etrafında şekillenir:
1. Bir
Geçiş Biçimi Olarak Sosyalist Tıp: Marksist teoride sosyalizm, bir
üretim tarzı değil, kapitalizmden komünizme (sömürünün olmadığı, iş birliğine
dayalı bir toplum) uzanan bir geçiş sürecidir. Dolayısıyla
sosyalist tıp, kendi içinde hem kapitalist (sömürüye dayalı) hem de komünist
(iş birliğine dayalı) tıp biçimlerini barındıran çelişkili bir yapıdır. Bu
geçişin yönünü, toplumdaki sınıf mücadelesinin seyri belirler.
2. Niteliksel
Bir Dönüşüm: Sosyalist tıbbın amacı, mevcut burjuva tıbbını daha iyi
dağıtmak değil, onu niteliksel olarak dönüştürmektir. Bu, yalnızca önceliklerin
değişmesinden çok daha fazlasıdır. Bu, bilginin üretim biçiminin, sağlık ve
hastalık tanımlarının ve sağlık kurumlarındaki güç ilişkilerinin kökten
değişmesi anlamına gelir. Amaç, halkın "uzmanlar" tarafından
yönetilen pasif nesneler olmaktan çıkıp kendi sağlıklarının aktif özneleri
haline geldiği bir tıp yaratmaktır.
3. Kitlesel
Demokrasi ile Bağlantı: Sosyalist dönüşümün temel koşulu
"kitlesel demokrasi"dir. Bu kavram, belirli aralıklarla oy kullanmaya
dayalı temsili demokrasinin çok ötesine geçer. Kitlesel demokrasi; işçilerin ve
halkın çalıştıkları, ikamet ettikleri, eğitim gördükleri, eğlendikleri
ve bakıldıkları tüm kurumlara doğrudan, aktif ve kolektif
katılımını ifade eder. Tıbbın demokratikleştirilmesi, toplumun genel
demokratikleşme mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Navarro'nun
analizi, nihai olarak bilginin ve kurumların kontrolünün bir azınlığın elinden
alınıp çoğunluğa geçtiği, insanın kendi tarihinin edilgen bir nesnesi değil,
bilinçli bir öznesi olduğu bir toplum ufkuna işaret eder.
5.0
Sonuç
Vicente
Navarro'nun eserleri, sağlık ve tıp alanını anlamak için sınıf analizinin
vazgeçilmezliğini güçlü bir şekilde kanıtlamaktadır. Navarro'nun Marksist
perspektifi, tıbbın tarafsız bir teknik alan değil, sermaye ve emek arasındaki
temel çatışmaların yaşandığı politik bir mücadele alanı olduğunu
ortaya koyar. Kapitalizm altında tıp, bir yandan acıyı dindiren faydalı bir
işlev görürken, diğer yandan bu faydalı işlevi aracılığıyla sınıf ilişkilerini
yeniden üreten bir kontrol işlevi üstlenir. Bu kontrol, bilginin
sınıfsal karakteri aracılığıyla pekiştirilir; hastalığı toplumsal kökenlerinden
kopararak bireysel ve biyolojik bir soruna indirgeyen pozitivist bir
yaklaşımla burjuva ideolojisini yansıtır. Buna karşılık işçi sınıfı, kolektif
deneyimlerinden doğan alternatif bir bilgi üretir ve sınıf mücadelesi yoluyla
tıbbın ve bilginin tanımını dönüştürür. Sonuç olarak, Vicente Navarro'nun
mirası, sağlık mücadelesini dar bir "sağlık sektörü" sorunu olmaktan
çıkarıp, onu toplumun tüm kurumlarının (bilimsel kurumlar dahil) kitlesel
demokratikleşmesini hedefleyen daha geniş bir sosyalist proje ile
birleştirmektir. Bu, sağlığın yalnızca daha adil dağıtıldığı değil, halk
tarafından kolektif olarak üretildiği bir geleceğin inşası için teorik ve
pratik bir yol haritası sunar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.