MAR
1.
Giriş: Fırtınanın Öncesi (1848 Devrimleri)
Tarihsel
süreçleri anlamak için önce o süreci doğuran maddi zemine bakmamız gerekir.
1848 devrimleri, 1847 yılında Avrupa’yı sarsan derin ekonomik krizin, sanayi
iflaslarının ve kitlesel işsizliğin doğrudan bir sonucudur. 1848 devrimleri
proletarya için bir son değil, gerçek bir "başlangıç"
(prelüd) niteliğindedir. Sanayi Devrimi’nin fabrikalara hapsettiği bu
yeni sınıf, ilk kez kendi özgün talepleriyle barikatlara çıkmış; ancak
burjuvazi, proletaryanın bu yükselen gücünden korkarak kendi demokratik
hedeflerine ihanet etmiş ve gerici monarşilerle iş birliğine gitmiştir.
1848
Devrimlerinin Temel Karakteri ve Başarısızlığı:
• Temel
Hedefler: Feodal mutlakiyetçiliğin yıkılması, anayasal hakların
kazanılması, ulusal birliğin sağlanması ve burjuva-demokratik bir düzenin
inşası.
• Başarısızlık
Nedenleri: Burjuvazinin "devrimin taşmasından" korkarak
sınıfına ihanet etmesi; işçi sınıfının ise henüz kendi bağımsız, bilimsel bir
siyasi örgütlenmeden ve merkezi liderlikten yoksun olması.
Peki,
1848’in bu acı derslerinden sonra işçiler, sermayenin uluslararası gücüne karşı
nasıl bir yol izlediler?
2.
Birinci Enternasyonal (1864-1876): Temellerin Atılması
Resmi
adıyla Uluslararası İşçi Derneği (UİD), 1864’te Londra’da
kurulduğunda, kapitalizmin hızlı genişlemesine karşı işçilerin uluslararası
grev kırıcılığa ve savaş tehditlerine karşı durma ihtiyacından doğdu. Marx’ın
kaleme aldığı "Açış Seslenişi", hareketin pusulası oldu. Marx burada, On
Saat Yasası'nın kazanılmasını, "işçi sınıfı ekonomi politiğinin
burjuva ekonomi politiğine karşı kazandığı ilk büyük zafer" olarak
tanımlayarak, siyasi iktidarın kazanılmasının işçi sınıfının
en büyük görevi olduğunu ilan etti.
İdeolojik
Ayrışmalar: Bilimsel Sosyalizm vs. Anarşizm
Dernek
içindeki en keskin çatışma, Marksizmin bilimsel disiplini ile Bakuninciliğin
küçük burjuva-lümpen karakterli yaklaşımları arasında yaşandı.
|
Akım |
Marksizm
(Marx) |
Bakunincilik
(Bakunin) |
|
Devlet
Görüşü |
Devlet,
sınıf egemenliğinin aracıdır; işçi sınıfı iktidarı ele geçirmeli ve
"Proletarya Diktatörlüğü" ile sınıfsız topluma geçişi sağlamalıdır. |
Devlet
her türlü baskının kaynağıdır; bir ayaklanma ile derhal ve topyekûn
yıkılmalıdır. |
|
Mücadele
Yöntemi |
Siyasi
eylem, kitlesel sendikalar ve disiplinli, merkezi bir işçi partisi inşası. |
Siyasi
eylemin reddi, komplocu hücreler, "ateizmin dogma olarak dikte
edilmesi" ve mirası reddeden kendiliğinden ayaklanmalar. |
Dağılma
Nedeni: 1871'de
işçi sınıfının ilk iktidar denemesi olan Paris Komünü'nün yenilgisi
ve ardından gelen gericilik dalgası, Enternasyonal üzerindeki baskıları
artırdı. 1872 Lahey Kongresi'nde Bakunincilerin ihracı ve örgüt merkezinin New
York'a taşınması, Birinci Enternasyonal’in teorik bir miras bırakarak 1876’da
feshedilmesine yol açtı.
Birinci
Enternasyonal teorik bir zemin bırakırken, hareket milyonları kucaklayacak
devasa kitle partilerine nasıl evrildi?
3.
İkinci Enternasyonal (1889-1914): Kitle Partileri ve Reformizm
1889
Paris Kongresi ile başlayan bu dönem, milyonlarca işçinin modern kitle
partileri ve sendikalar bünyesinde örgütlendiği bir tarihsel kesitti. 8 saatlik
iş günü mücadelesi ve 1 Mayıs’ın uluslararası bayram ilan edilmesi bu dönemin
somut başarılarıdır. Ancak Engels’in ölümünden sonra Eduard Bernstein’ın başını
çektiği "revizyonizm" tehlikesi baş gösterdi.
Büyük
İhanetin Anatomisi: İkinci
Enternasyonal’in 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle çökmesi, basit
bir hata değil, "Büyük İhanet"tir. Foster’ın analiziyle,
emperyalizmin yükselişiyle birlikte sömürgelerden elde edilen kârların bir
kısmı, ana ülkelerdeki bir kesim işçiyi (işçi aristokrasisi) beslemek için
kullanılmış; bu kesim de kendi hükümetlerinin emperyalist savaşını "vatan
savunması" adı altında destekleyerek uluslararası dayanışmayı satmıştır.
Gelişimsel
Karşılaştırma:
• Birinci
Enternasyonal: İdeolojik temelleri attı; merkeziydi ve doğrudan
seksiyonlara dayalıydı.
• İkinci
Enternasyonal: Kitleleri örgütledi ve reformlar kazandı; ancak özerk
ulusal partilerin gevşek bir federasyonu niteliğindeydi ve oportünizme yenildi.
Savaşın
yıkımı ve 1917 Rus Devrimi, işçileri daha militan ve merkezi bir dünya
partisine nasıl yöneltti?
4.
Üçüncü Enternasyonal (Komintern) (1919-1943)
Lenin
önderliğinde kurulan Komintern, İkinci Enternasyonal'in reformizmine karşı
"yeni tipte parti" ve "dünya devrimi" perspektifini
getirdi. Kabul edilen "21 Madde", tüm üye partilerin
demir disiplinli ve homojen bir yapıya sahip olmasını şart koşuyordu.
Stratejik
Dönüşümler ve Antifaşizm: Komintern,
1935’teki 7. Kongre ile stratejik bir dönemece girerek "Halk
Cephesi" taktiğini benimsedi. Faşizm, "finans-kapitalin
en gerici unsurlarının açık terörcü diktatörlüğü" olarak
tanımlandı ve ona karşı tüm demokratik güçlerin ittifakı savunuldu.
Komintern’in
Direniş Mirası: Komintern,
faşizme karşı küresel siper oldu. İspanya İç Savaşı’nda dünyanın dört bir
yanından gelen komünistlerin oluşturduğu "Uluslararası Tugaylar"
(International Brigades) bu dayanışmanın zirvesidir. II. Dünya Savaşı sırasında
ise Nazi işgali altındaki Fransa’dan Çin’e kadar her yerde, Komintern
disipliniyle yetişmiş partizanlar ve gerilla hareketleri direnişin en ön
safında yer almıştır.
Fesih
Süreci (1943): Ulusal
partilerin kendi stratejilerini belirleyecek olgunluğa erişmesi ve savaş
dönemindeki müttefiklik ilişkilerinin diplomatik gerekleri sonucu Komintern
feshedildi.
1943'te
kurumsal yapı sona erse de, bu süreç Soğuk Savaş arifesinde dünya dengelerini
nasıl kökten değiştirdi?
5.
Sentez ve Sonuç: Tarihsel Miras
1864’ten
1943’e uzanan bu süreç, proletaryanın bir gelişim hikayesidir: Teorik
arayıştan (1.), siyasi örgütlenmeye (2.) ve oradan doğrudan iktidar
mücadelesine (3.) geçiş. Bu yolculuk, işçi sınıfının bir nesne
olmaktan çıkıp, tarihin öznesi haline gelme sürecidir.
Anahtar
Çıkarımlar
1. Kendiliğinden
Sınıf’tan Kendi İçin Sınıf’a: İşçiler 1848’de ne için dövüştüğünü tam
bilmeyen bir kitleyken, 1943’te dünyayı değiştiren bilimsel bir bilinç ve
örgütlülük kazandılar.
2. Teorinin
Maddi Gücü: Bilimsel bir doktrin (Marksizm-Leninizm) ve disiplinli bir
parti yapısı olmadan, kitle hareketlerinin emperyalizmin ve oportünizmin
değirmeninde öğütüleceği kanıtlanmıştır.
3. Tarihsel
İlerleme: Foster’ın vurguladığı gibi, Enternasyonaller tarihi,
sosyalizmin bir "bilim" haline gelişinin ve tarihin ilerleyişinin
somut kanıtıdır.
Sonuç
1848'in
barikatlarından 1943'ün antifaşist gerilla cephelerine uzanan bu yol,
sosyalizmin insanlığın tek kurtuluş seçeneği olarak tarihe damga vuruşudur. Bu
miras, tarihin tozlu sayfalarında değil, yarının dünyasını kuracak olanların
elindeki aktif bir silahtır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.