Mahmut Boyuneğmez
Mahmut Boyuneğmez'in [Mantık: MDT] adlı kitabına yazdığı yeni bölümü müstakil bir yazı olarak paylaşıyoruz:
Bağlantı adresi:
https://drive.google.com/file/d/144uLdK-e2ZCr4npDd5H2seVOYfRdEMFO/view?usp=sharing
Marksist Araştırmalar'da teorik incelemeler, pedagojik metinler ve eleştiri yazıları yer alır.
Mahmut Boyuneğmez
Mahmut Boyuneğmez'in [Mantık: MDT] adlı kitabına yazdığı yeni bölümü müstakil bir yazı olarak paylaşıyoruz:
Bağlantı adresi:
https://drive.google.com/file/d/144uLdK-e2ZCr4npDd5H2seVOYfRdEMFO/view?usp=sharing
MAR
Özet
Bu
yazı, V. İ. Lenin'in Felsefe Defterleri adlı eserindeki temel temaları,
argümanları ve eleştirel analizleri sentezlemektedir. Lenin'in bu dönemdeki
felsefi çalışmaları, Birinci Dünya Savaşı'nın emperyalist karakterini
çözümlemek, İkinci Enternasyonal'in oportünizmini ortaya koymak ve proletaryanın
devrimci stratejisini geliştirmek gibi acil siyasi hedeflere hizmet eden teorik
bir temel arayışının ürünüdür.
Ana
bulgular şunlardır:
1. Diyalektik
Materyalizmin Merkezi Rolü: Lenin, diyalektiği "nesnel dünyanın
gelişiminin ve bilgisinin en genel yasalarının bilimi" olarak tanımlar.
Felsefi çalışmalarının özünü, Hegel'in idealist kabuğundan arındırılmış
materyalist diyalektiğin incelenmesi ve geliştirilmesi oluşturur.
2. Hegel'in
Eleştirel Sahiplenilmesi: Lenin, Hegel'in idealizmini ve "ideler
mistiğini" sert bir dille eleştirirken, diyalektik mantığının devrimci
özünü ortaya çıkarır. Diyalektiğin, mantığın ve bilgi teorisinin özdeşliği
hakkındaki tezi, bu eleştirel analizin temel taşlarından biridir.
3. Felsefe
Tarihine Sınıfsal Yaklaşım: Herakleitos'tan Feuerbach'a uzanan felsefe
tarihini, materyalist ve diyalektik düşüncenin gelişim süreci olarak inceler.
Düşünürleri, kendi tarihsel ve sınıfsal bağlamları içinde değerlendirerek,
Plehanov gibi çağdaşlarının teorik hatalarını (örneğin liberal ile demokrat
arasındaki sınıf farkını görememe) ortaya koyar.
4. Pratiğin
Önceliği: Lenin, Hegel'den hareketle pratiğin teoriden üstün olduğunu
vurgular. Pratik etkinlik, insanın nesnel dünyayı değiştirmesini ve teorik
bilginin doğruluğunu sınamasını sağlayan temel unsurdur. İnsanın erekleri
nesnel dünya tarafından doğurulur ve bu dünyayı değiştirme potansiyeli taşır.
5. Marx
ve Engels'in Erken Dönem Eserlerinin Analizi: Lenin, Marx ve Engels'in
Kutsal Aile gibi erken dönem eserlerini derinlemesine inceleyerek,
Marx'ın Hegelci felsefeden sosyalizme geçişini, proletaryanın devrimci rolüne
ilişkin görüşlerinin oluşumunu ve Fransız materyalizminin tarihsel önemini
analiz eder.
Sonuç
olarak, Felsefe Defterleri, Lenin'in devrimci teori ve pratiği felsefi
bir temel üzerine oturtma çabasının en yoğun ifadesidir. Bu metinler, Marksist
diyalektiğin, dönemin tarihsel koşullarının derinlemesine bilimsel bir analizi
yapılırken ve devrimci bir strateji geliştirilirken yakalanan bir düşünce
biçimi olduğunu gösterir.
Felsefi
Çalışmaların Bağlamı ve Amacı
Lenin'in
Felsefe Defterleri’nde yer alan metinlerin büyük bir kısmı, Birinci
Dünya Savaşı'nın sürdüğü 1914-1916 dönemine aittir. Bu dönem, kapitalizmin tüm
çelişkilerinin en uç noktaya ulaştığı ve devrimci bir bunalımın olgunlaştığı
bir tarihsel kesittir. Lenin'in bu kritik dönemde felsefeye, özellikle de
Marksist diyalektiğe yoğun bir dikkat göstermesi tesadüfi değildir. Bu
çalışmaların temel amacı, dönemin siyasi ve teorik sorunlarını incelerken materyalist
diyalektik tarzı ve düşünme biçimini üretebilmektir.
Bu
çalışmaların temel hedefleri şunlardır:
• Emperyalizmin
Analizi: Emperyalizmin çelişkilerini Marksist yaklaşımla çözümlemek.
• Savaşın
Karakterinin Teşhiri: Birinci Dünya Savaşı'nın emperyalist karakterini
açığa vurmak.
• Oportünizmin
Eleştirisi: İkinci Enternasyonal liderlerinin oportünizmini ve
sosyal-şovenizmini ortaya koymak.
• Strateji
ve Taktik Geliştirme: Proletaryanın devrimci strateji ve taktiklerini
bilimsel bir temelde işlemek.
Lenin'in
bu dönemde yazdığı ve klasikleşmiş olan Kapitalizmin Son Evresi
Emperyalizm, Sosyalizm ve Savaş, Avrupa Birleşik
Devletleri Parolası Üzerine gibi temel eserler, Felsefe Defterleri’ndeki
felsefi çalışmalarla sıkı bir bağ içindedir. Lenin, yeni tarihsel dönemin
derinlemesine bir analizini yaparak ve önemli siyasi keşiflerde bulunarak, Marksist
felsefeyi ve diyalektik perspektifi yaratıcı bir şekilde yeniden üretmiştir.
Felsefe Defterleri Cildinin Kapsamı
İncelenen
cilt, Lenin'in felsefe ve doğa bilimleri üzerine daha önce yayınlanmamış
notlarını da içermektedir. Bu notlar arasında şunlar bulunmaktadır:
|
Yazar |
Eser |
Lenin'in
Çalışması |
|
G.
Plehanov |
Marksizmin
Temel Sorunları |
Notlar
ve haşiyeler |
|
V.
Şulyatikov |
Batı
Avrupa Felsefesinde Kapitalizmin Justifikasyonu |
Notlar
ve haşiyeler |
|
A.
Deborin |
Diyalektik
Maddecilik |
Haşiyeler
ve altı çizili yerler |
|
G.
Plehanov |
N.
G. Çernişevski |
Gözlem
ve uyarılar |
|
E.
Haeckel |
Hayatın
Mucizeleri ve Evrenin Muammaları |
Kontrandü
(özet) hakkında notlar |
|
Aristoteles |
Metafizik |
Özet
ve notlar |
|
Feuerbach |
Leibniz'in
Felsefesinin Açıklanması... ve Dinin Özü Üzerine
Dersler |
Özetler
ve notlar |
|
Hegel |
Mantık
Bilimi, Felsefe Tarihi Dersleri, Tarih
Felsefesi Dersleri |
Özetler
ve notlar |
Diyalektik
Materyalizmin Esasları
Lenin'in
felsefi çalışmalarının merkezinde diyalektik materyalizm yer alır. Diyalektiği,
nesnel dünyanın ve bu dünyanın bilgisinin en genel yasalarının bilimi olarak
tanımlar. Bu bağlamda, diyalektiğin, mantığın ve bilgi teorisinin özdeşliği
hakkındaki tezi merkezi bir önem taşır. Lenin'e göre, metafizik
maddeciliğin temel kusuru, diyalektiği bilgi sürecinde işleyememiş olmasıdır.
Hegel'in
Felsefi Mirasının Eleştirel İncelenmesi
Lenin,
diyalektik üzerine teorik çalışmalarında Hegel'in felsefi mirasının
incelenmesine özel bir önem verir. Hegel'in Mantık Bilimi, Felsefe
Tarihi Dersleri ve Tarih Felsefesi Dersleri üzerine
aldığı notlar, Felsefe Defterleri’nde en önemli yeri tutar.
• İdealizmin
Eleştirisi: Lenin, Hegel'in idealizmini ve "ideler
mistiğini" (Ideenmystik) sert bir dille eleştirir. Hegel
felsefesinin doğrudan benimsenemeyeceğini ve bir veri olarak alınamayacağını
belirtir.
• Diyalektik
Mantığın Değeri: Aynı zamanda, Hegelci diyalektiğin devrimci önemini
ortaya çıkarır ve bu mantığın materyalist bir tarzda nasıl değerlendirilmesi
gerektiğini gösterir. Lenin'in yaklaşımı şu sözlerle özetlenebilir: "Bu
haliyle uygulanamaz Hegel'in mantığı, bir veri olarak da alınamaz.
Ideenmystik'ten sıyırıp arıttıktan sonra, mantıksal (gnozeolojik, bilgi
teorisine değgin) nüanslarını çıkarmak gerekiyor..." (s. 217).
• Hegel'in
Sınırlılıkları: Marx'ın notlarına dayanarak Lenin, Hegel'in iki temel
yetersizliğini vurgular: 1) Felsefeyi mutlak Zihin'in varoluşu olarak kabul
etmesi ama bu Zihin için felsefi bir birey sunmaması; 2) Mutlak Zihin'i sadece
görünüşte, post festum (olaydan sonra) tarihin yaratıcısı yapması.
Felsefe
Tarihine Materyalist Yaklaşım
Lenin,
felsefe tarihini, materyalist diyalektiğin gelişim süreci olarak inceler.
• Herakleitos: Lassalle'in
Herakleitos üzerine kitabını eleştirirken, Lassalle'in Herakleitos'u Hegel
içinde boğduğunu belirtir. Filon'dan yapılan bir alıntı, Herakleitos'un
ilkesini "bir, iki karşıttan oluşan'dır" şeklinde tanımlar.
• Aristoteles: Metafizik üzerine
notlarında, Aristoteles'in diyalektik sorununu kaçınılmaz olarak her adımda
ortaya koyduğunu belirtir. Aristoteles'in mantığının "talep, arayış,
Hegel'in mantığına yaklaşma" olduğunu vurgular ve skolastiklerin bu canlı
yanı ölü bir forma dönüştürdüğünü söyler.
• Feuerbach: Lenin,
Feuerbach'ın idealizme ve dine karşı mücadelesini takdir ederken, onun 1848
devrimini anlamadığını ve felsefesinin derinlikten yoksun olduğunu belirtir.
Feuerbach'ın "antropolojik ilke"sinin, materyalizmin "uygun
düşmeyen ve güçsüz birer tasviri" olduğunu ifade eder.
Marx
ve Engels'in Kutsal Aile Eserinin Lenin Tarafından Değerlendirilmesi
Lenin'in
Kutsal Aile üzerine özeti, Marx'ın düşünsel gelişiminin erken bir
aşamasını ve materyalist tarih anlayışının temellerini anlamak için kilit bir
metindir.
Proletaryanın
Devrimci Rolü ve Yabancılaşma
Lenin,
Marx'ın bu eserde proletaryanın devrimci rolüne ilişkin görüşlerini neredeyse
tam olarak oluşturduğunu vurgular.
• Karşıtların
Birliği: Marx'a göre proletarya ve zenginlik karşıtlardır ve bir
bütünlük oluştururlar. Her ikisi de özel mülkiyet dünyasının ürünüdür. Özel
mülkiyet olumlu yanı, proletarya ise olumsuz, "kendi kendini yok
eden" yanı temsil eder.
• Yabancılaşma: "Mülkiyet
sahibi sınıfla proleter sınıf, aynı insan yabancılaşmasını temsil ederler. Ama
birincisi, kendini kendi yerinde duymaktadır bu yabancılaşmanın içinde...
İkincisi ise, kendini yok edilmiş duyar bu yabancılaşmada; bu yabancılaşmada,
kendi güçsüzlüğünü ve insan dışı bir varoluşun gerçekliğini görür."
• Tarihsel
Misyon: Proletaryanın tarihsel görevi, teorik bir kurgu değil, kendi
varoluş koşullarının ve burjuva toplumunun örgütlenmesinin bir sonucudur.
Proletarya, zaferini ancak "kendi kendini ve kendi kendisiyle birlikte
kendi karşıtını da yok ederek" kazanabilir.
Proudhon
Eleştirisi ve Marx'ın Gelişen Düşüncesi
Lenin'in
notları, Marx'ın Proudhon'a yönelik başlangıçtaki övgü dolu tavrını ve
sonrasındaki eleştirilerini gözler önüne serer.
• Proudhon'un
Katkısı: Marx, Proudhon'un ekonomik ilişkilerin "insani
görüntüsü"nü ciddiye alıp bu ilişkilerin "insan dışı
gerçekliği"ne karşı koyarak önemli bir adım attığını belirtir.
• Proudhon'un
Sınırlılığı: Ancak Marx, Proudhon'un eleştirisinin "daha henüz
ekonomi politiğin ön varsayımlarının mahpusu olmakta devam ettiğini" de
vurgular. Proudhon, ekonomik yabancılaşmayı, yine ekonomik yabancılaşmanın
çerçevesi içinde ortadan kaldırmaya çalışır.
• Sosyal
İlişkiler Fikri: Lenin, Marx'ın Proudhon eleştirisinden yola çıkarak
"sosyal üretim ilişkileri" fikrine nasıl ulaştığını gösteren şu
pasajı "son derece karakteristik" olarak niteler: "...insanın
nesnel varlığı olarak nesne, aynı zamanda, insanın öbür insan için varoluşudur,
insanın başkasına olan insani bağlantısıdır, insanın insana oranla sosyal
davranışıdır."
Fransız
Materyalizminin Tarihsel Önemi
Lenin,
Marx'ın Kutsal Aile’deki Fransız materyalizmi analizini, eserin en
değerli bölümlerinden biri olarak görür.
• İki
Eğilim: Marx, Fransız maddeciliğinde iki ana eğilim tespit eder:
1. Descartes'tan
Gelen (Mekanikçi Maddecilik): Bu eğilim, Fransız doğa bilimine temel
oluşturmuştur. La Mettrie ve Cabanis bu okulun önemli temsilcileridir.
2. Locke'tan
Gelen (Duyumculuk): Bu eğilim ise doğrudan doğruya sosyalizme ve
komünizme açılır. Condillac ve Helvetius bu geleneğin parçasıdır.
• Sosyalizmin
Kaynağı: Lenin'in özetine göre Marx, sosyalizmin materyalizmin
öncüllerinden türetilmesinin kolaylığını vurgular. Fourier'nin doğrudan Fransız
materyalistlerinden hareket ettiğini, Owen'ın ise Bentham'ın (Helvetius'un
ahlakı üzerine kurulu) sisteminden yola çıkarak İngiliz komünizmini kurduğunu
belirtir.
Çağdaş
Felsefi Akımlara ve Düşünürlere Yönelik Eleştiriler
Lenin'in
defterleri, sadece klasik filozofları değil, aynı zamanda kendi dönemindeki
düşünürleri ve felsefi akımları da eleştirel bir süzgeçten geçirdiğini
gösterir.
Plehanov'un
Sınıfsal Körlüğü
Lenin,
Plehanov'un Çernişevski üzerine yazdığı kitabı, Rus sosyal düşüncesinin
ilerici-maddeci geleneklerini değerlendirmesi açısından önemli bulur. Ancak
Plehanov'un ciddi bir kusuruna işaret eder:
• Liberal
ve Demokrat Farkı: "İdealist ve maddeci tarih görüşleri
arasındaki teorik farktan dolayı Plehanov da, liberal ile demokrat arasındaki
pratik ve siyasal farkı, sınıf farkını görememiştir." Lenin'e
göre bu, Plehanov'un Çernişevski'nin etkinliğindeki sınıf muhtevasını
anlayamamasına yol açmıştır.
Şulyatikov'un
Vulgarizasyonu
Lenin,
V. Şulyatikov'un Batı Avrupa Felsefesinde Kapitalizmin Justifikasyonu adlı
eserine ilişkin notlarında, yazarın felsefe tarihini kaba bir ekonomik
indirgemeciliğe tabi tutmasını sert bir dille eleştirir. Şulyatikov'a göre
felsefi sistemler, manüfaktürdeki örgütleyici ve örgütlenen rollerinin doğrudan
bir yansımasıdır.
• Örnekler:
◦ Descartes: "Dünya,
bir manüfaktür işletmesi gibi örgütlenmiştir."
◦ Spinoza: "Zaferden
zafere koşan, her şeyi yutan, her şeyi merkezileştiren sermayenin övgüsüne
adanmış bir türküdür."
• Lenin'in
Eleştirisi: Lenin bu yaklaşımı "saçma", "yanlış",
"vulgarizasyon" ve "Loria'vari bir açıklama" olarak
nitelendirir. Şulyatikov'un burjuvazinin feodalizme ve kiliseye karşı
mücadelesini tamamen göz ardı ettiğini ve tüm felsefi akımları (idealizm,
materyalizm, şüphecilik) aynı mekanik formüle indirgediğini belirtir.
Rey'in
Utangaç Materyalizmi ve Kafa Karışıklığı
Lenin,
Abel Rey'in Modern Felsefe adlı eserini incelerken, yazarın
idealizme ve pragmatizme karşı materyalist eğilimler göstermesine rağmen,
tutarsız ve "utangaç" bir pozisyonda kaldığını tespit eder.
• Bilimin
Nesnelliği: Rey, bilimin ulaştığı sonuçların nesnelliğinin, sayı, uzam
gibi kavramların "şeylerin özelikleri olarak, yani gerçek bağlantılar
olarak" görülmesi için bir kanıt olduğunu belirtir.
• Hakikat
ve Başarı: Rey, pragmatizmin "başarı kazandıkları için mi
hakikidirler; yoksa hakiki oldukları için mi başarı kazanmaktadırlar"
sorusunu yanlış yönde çözdüğünü, ancak "hakikat-kopya teorisi"nin de
"kabaca yüzeysel" olduğunu söyler.
• Maddecilikten
Kaçış: Lenin, Rey'in "dış dünyanın gerçekliğini tartışmak...
modası geçen ve verimsizleşen bir oyun olarak görünüyor" şeklindeki
ifadelerini ve materyalizmi "kör tesadüf" ve "beyin
salgısı" gibi kaba formüllere indirgemesini, felsefi sorunlardan bir kaçış
olarak değerlendirir.
Plenge'nin
Marksizm Karşıtı Bayağılığı
Dr.
Johann Plenge'nin Marx ve Hegel adlı kitabını ele alırken
Lenin, burjuva akademisinin Marksizmin teorik temellerini nasıl basitleştirip
tahrif ettiğine dair çarpıcı bir örnek sunar.
• Marx'ı
Anlayamama: Plenge, Marx'ı "saf ideoloji" ile suçlar ve
"gerçek proleteri" sınıfın temsilcisi olarak anladığını iddia eder.
Marx'ın tarihsel materyalizminin "derin temelinde idealist bir toplum
görüşü olan... bir teoriden başka bir şey olmadığını" ileri sürer.
• Bayağı
İthamlar: Lenin, Plenge'nin "Marx - bizim büyük
felsefemizden ödünç aldığı giysiyi kendi erekleri için yeni baştan biçmiş olan
XIX. yüzyıl Yahudi devrimcisi" gibi ifadelerini "tam bir
alçaklık" ve "bayağının da bayağısı" olarak nitelendirir ve
kitabın bilimsel değerinin sıfır olduğunu belirtir.
Mahmut Boyuneğmez
I.
Giriş: Nereden geliyor bu kafa karışıklığı?
Marksist
literatürde, ders kitaplarında, parti eğitimlerinde, hatta akademik makalelerde
yıllardır aynı cümle tekrarlanır:
“Marksizmin
yöntemi diyalektik materyalizmdir.”
Bu
cümle çok sık söylendiği için doğru sanılır. Oysa felsefi olarak yanlıştır.
Marksizm’de
“diyalektik” diye bir yöntem yoktur.
Var
olan şey, gerçekliğin (doğa, toplum, tarih) kendi diyalektik mantığıdır.
Bizim
görevimiz bu mantığı keşfetmek, soyutlamak ve okura tutarlı bir şekilde
sunmaktır. Bunun için kullandığımız araçlar ise fizikçinin, biyoloğun,
tarihçinin, kısacası bütün bilim insanlarının kullandığı araçlardır: tümevarım,
tümdengelim, analiz, sentez, analoji, karşılaştırma, modelleme, hipotez kurma
ve test etme, soyutlama vb.
Peki
bu kadar yaygın bir yanlış nereden doğdu?
Ana
kaynak, Hegel’in idealist diyalektik yönteminin Marx tarafından “ters
çevrildiği” ya da “materyalistleştirildiği” yolundaki yorumdur. Bu yorum o
kadar yerleşmiştir ki, çoğu kişi Marx’ın Hegel’i sadece “baş aşağı ettiği”ni
sanır. Oysa Marx, Hegel’in yöntemini ters çevirmemiş, onu bütünüyle
reddetmiştir. Ters çevrilen şey yöntem değil, bakış açısıdır:
Hegel:
İdea → gerçeklik
Marx:
gerçeklik → teori (gerçekliğin yansıması)
II.
Marx’ın Hegel’i karikatürize ederek eleştirmesi: “Meyve” örneği
1845’te
Kutsal Aile’de Marx, Hegel’in bütün sistemini birkaç sayfada öyle bir
karikatürleştirerek eleştirir ki, okuyan bir daha unutamaz:
Diyelim
ki pazardan elma, armut, badem, çilek aldınız. Aklınız bir soyutlama yapar:
bütün bunları “meyve” kavramı altında toplar. Bu herkesin yaptığı normal bir
soyutlamadır.
Spekülatif
filozof (yani Hegel) burada durmaz. Şöyle bir numara ya da hile yapar:
Marx
alay eder:
“Hıristiyanlıkta
tek İsa varsa, spekülatif felsefede her elma bir İsa’dır!” demeye getirir. Spekülatif
filozofun asıl marifeti, manav tezgâhına geri dönmekle övünmesidir ama döndüğü
elmalar artık aynı elmalar değildir: Mutlak Meyve’nin enkarnasyonlarıdır!
Bu
karikatür, Hegel’in tüm felsefesinin ve akıl yürütme yolunun/yönteminin özetidir:
İnsan kendi beyninde bir soyutlama üretir → bu soyutlamayı yabancılaştırır →
ona tapar → bu tapınmayı “Tin’in kendini gerçekleştirme süreci” diye
adlandırır.
Bir
yıl sonra Alman İdeolojisi’nde aynı eleştiri soğukkanlı bir otopsi
halinde tekrarlanır: Hegel önce kavramın diyalektiğini kurar, sonra tarihi ve
doğayı bu diyalektiğe zorla uydurur.
III.
Marx’ın Kapital’deki gerçek yöntemi: Araştırma ve Sunuş
Marx
kendi yöntemini 1857 Grundrisse’sinde ve Kapital’in 2. Almanca
basım Sonsöz’ünde açıkça anlatır:
Araştırma
süreci (Forschung):
Gerçek
hayattan, ampirik somuttan (pazar yeri, fabrika, istatistikler, mavi kitaplar,
gazete haberleri…) → analitik yolla gitgide daha basit, daha soyut
kategorilere (değer, artı-değer, sermaye, kâr oranı vb.)
Sunuş
süreci (Darstellung):
Okurun
zihninde bu keşfi yeniden üretmek için tersini yapar: En basit soyutlamadan
(meta) başlar → giderek daha karmaşık belirlemeler ekleyerek düşünülmüş somuta
(kapitalist üretim tarzının teorik yeniden üretimi) yükselir (sentez).
Bu
sunuş tarzı pedagojiktir, a priori bir Hegelci şablon değildir. Marx’ın kendisi
şöyle der:
“Somut,
çok sayıda belirlemenin birliğinde somuttur. Bu yüzden düşüncede bir sonuç, bir
toplama süreci olarak görünür; oysa gerçekliğin hareket noktasıdır.”
Marx’ın
kullandığı araçlar (yöntemler) şunlardır:
Bunların
hiçbiri “diyalektik yöntem” değildir. Bunlar bütün bilim insanlarının
kullandığı evrensel araçlardır (metotlardır).
IV.
Diyalektik: Ontoloji mi, yöntem mi?
Diyalektik,
gerçekliğin ontolojik (varoluşsal) niteliğidir:
Teorimiz
bu ontolojik diyalektiği ne kadar doğru yansıtırsa, o kadar “diyalektik”
karakter kazanır. Ama bu karakter, kullandığımız yöntemden değil,
soyutlamalarımızın doğruluğundan gelir.
“Diyalektik
yöntem” demek, ontolojiyi epistemolojiyle karıştırmaktır ve idealist
kalıntıdır. Marx’ın Kapital Sonsözü’nde söylediği “meine dialektische
Methode” ifadesi Türkçe ve başka dillere genellikle yanlış çevrilir. Bu ifade
İngilizceye genellikle “my dialectical method” diye çevrilir ve yanlış
anlaşılır. Oysa Marx burada “Hegel’in idealist yöntemine karşı benim
geliştirdiğim materyalist yaklaşım/tarz” demektedir; ayrı bir “diyalektik akıl
yürütme tekniği”nden bahsetmez. Marx burada Hegel’in idealist yöntemine, eş
deyişle yaklaşımına (“Meyve” örneğindeki yaklaşım) karşıt olarak geliştirdiği
materyalist yaklaşımını, materyalist araştırma ve sunuş tarzını kastetmektedir,
ayrı bir “diyalektik akıl yürütme şablonu”nu değil.
V.
Holizm, Diyalektik, Tarihsellik: A posteriori kazanımlar
Kapitalizmi
yıllarca inceledikten sonra Marx’ın (ve okurun) zihnine yerleşen üç temel bakış
açısı vardır:
Bu
üç özellik a priori şablonlar değil, kapitalizmin somut maddi hareketinin
analistte bıraktığı a posteriori izlerdir. İnceleme bittikten sonra zihne
yerleşirler, incelemeye başlamadan önce değil.
VI.
“Diyalektik Materyalizm” (Diamat) ve tarihsel serüveni
Engels’in
Anti-Dühring ve Doğanın Diyalektiği kitapları, 19. yüzyılın
mekanik materyalizmine ve pozitivizme karşı diyalektiği savunmak için
yazılmıştır. Tarihsel olarak vazgeçilmezdir. Ama Engels’in diyalektiği
“doğanın, toplumun ve düşüncenin en genel yasaları” şeklinde formüle etmesi,
sonraki dogmatik yorumlara kapı aralamıştır.
1930’larda
Sovyetler Birliği’nde Diamat şekillenmiştir. Böylelikle diyalektik gerçekliğe
dışarıdan uygulanan bir “doğrulama cetveli” haline gelmiştir. Ünlü buğday-başak
örneği gibi karikatürize uygulamalar doğmuştur. 1960-70’lerde Evald İlyenkov’un
öncülüğündeki Moskova Okulu ise diyalektiği yeniden kurtarmaya çalışmıştır.
İlyenkov’un
formülü çok nettir:
“Diyalektik,
nesnel gerçekliğin genel yasaları değil, nesnel gerçekliği ideal olarak yeniden
üreten düşüncenin hareket yasalarıdır.”
VII.
Sonuç: Elma gerçektir
Ne
“Meyve” kendini elma yapar, ne “Tin” tarihi yazar.
Gerçek
elmalar vardır çünkü ağaçlar tohum verir, köylüler çalışır, güneş ısıtır,
yağmur yağar.
Tarih
vardır çünkü insanlar açlıkla mücadele eder, sınıflar çatışır, üretir, yıkar,
yeniden kurar.
Marksizm’de
“diyalektik yöntem” yoktur.
Var
olan şunlardır:
Diyalektiği
“yöntem” sanan, eninde sonunda Hegel’in kapısına geri döner. Diyalektiği
gerçekliğin kendi mantığı olarak kavrayan ise Marx’ın yolunda yürümeye devam
eder.
Diyalektik,
bizim bulduğumuz bir yöntem değil; gerçekliğin bize dayattığı mantığın ta
kendisidir.
İleri
okuma önerisi:
https://drive.google.com/file/d/1pGO77UCKS6mBVbIoFlOst0jhG8auofUv/view?usp=sharing
1. Diyalektik ve yöntem arasındaki doğru ilişki nedir?
A.
Diyalektik yöntem, tümevarım ve tümdengelimi birleştiren özel bir Marksist
düşünme biçimidir.
B.
Diyalektik ve yöntem eş anlamlıdır; ikisi de gerçekliği analiz etme sürecini
ifade eder.
C.
Diyalektik, gerçekliğin ontolojik niteliğidir (mantığıdır); yöntem ise bu
diyalektiği keşfetmek için kullanılan bilimsel araçlardır.
D.
Diyalektik, bir akıl yürütme şablonu olan Hegelci üçlemedir; yöntem ise bu
şablonu uygulamaktır.
2.
“Yadsımanın yadsınması” ilkesi nasıl değerlendirilmelidir?
A.
Marx'ın Kapital'de kullandığı en temel analiz aracıdır ve tüm tarihsel
ilerleme bu şemayla anlaşılabilir.
B.
Engels tarafından yanlış anlaşılmıştır ve Marksizm'de hiçbir geçerliliği yoktur,
tamamen terk edilmesi gerekir.
C.
Hegel'in idealist bir akıl yürütme yöntemidir, nesnel gerçekliğe mekanik olarak
uygulandığında sorunlar yaratır.
D.
Doğadaki döngüsel süreçleri ve toplumsal gelişimi açıklayan evrensel bir doğa
ve toplum yasasıdır.
3.
Klasik mantıkta p => q ("ise" bağlacı) ile
oluşturulan bir koşullu önerme yalnızca hangi durumda yanlış olur?
A.
Hem p hem de q doğru olduğunda.
B.
Hem p hem de q yanlış olduğunda.
C.
p yanlış iken q doğru olduğunda.
D.
p doğru iken q'nun yanlış olması durumunda.
4.
“Diyalektik yöntem” teriminin kullanılmasının temel sakıncası nedir?
A.
Varlığın işleyiş mantığını (diyalektiği) barındıran ontoloji ile bilgiyi edinme
araçları olan epistemolojiyi birbirine karıştırmasıdır.
B.
Klasik mantığın (tümevarım, tümdengelim) kurallarını tamamen reddederek
bilimsellikten uzaklaşmasıdır.
C.
Marx'ın bu terimi hiçbir zaman kullanmamış olması ve sonradan Engels tarafından
hatalı bir şekilde eklenmesidir.
D.
Diyalektiğin yalnızca toplumsal olaylara uygulanabilen, doğa bilimlerinde
geçerli olmayan bir yöntem olmasıdır.
5.
Marx’ın kapitalizm analizinin a posteriori (sonradan edinilmiş) sonuçları
olarak ortaya çıkan üç temel perspektif hangileridir?
A.
Ekonomi, Siyaset ve İdeoloji
B.
Analiz, Sentez ve Soyutlama
C.
Holizm (Bütünlük), Diyalektik ve Tarihsellik
D.
Tez, Antitez ve Sentez
6.
Marx ve Engels’in Kutsal Aile adlı eserinde verilen “Meyve” örneğinde,
Hegelci spekülatif felsefenin yaptığı temel hile nedir?
A.
Somut nesnelerden soyutlanan “Meyve” fikrini, bu nesnelerin asıl yaratıcısı ve
“Tözü” olarak baş aşağı çevirmesi.
B.
Gerçek meyvelerden (elma, armut) yola çıkarak tümevarımsal bir genelleme ile
“Meyve” kavramına ulaşması.
C.
Farklı meyveler arasındaki duyusal farklılıkların önemsiz olduğunu ve hepsinin
aynı tada sahip olduğunu iddia etmesi.
D.
Meyvelerin biyolojik evrim sürecini, Mutlak Tin'in kendini gerçekleştirmesi
olarak yanlış bir şekilde yorumlaması.
7.
“Çelişki” kavramının tanımı hangisidir?
A.
Çelişki, yalnızca düşünsel düzlemde var olan mantıksal bir tutarsızlıktır.
B.
Çelişki, karşıtların mücadelesinde dinamik dengenin bozulduğu ve bir krizin
ortaya çıktığı durumlardır.
C.
Karşıtların olduğu her durumda çelişki vardır.
D.
Doğada çelişki yoktur, çelişki sadece toplumsal olaylara özgüdür.
8.
“Karşıtlık” ile “çelişki” arasındaki ilişki nasıldır?
A.
Karşıtlıklar düşünsel düzlemde, çelişkiler ise sadece toplumsal sınıflar
arasında bulunur.
B.
Her karşıtlık aynı zamanda bir çelişkidir ve değişimin temelini oluşturur.
C.
Çelişki, karşıtlığın çözüme ulaştığı son aşamadır ve her zaman ilerlemeyle
sonuçlanır.
D.
Karşıtlık, süreçler arasındaki dinamik denge durumunu ifade ederken; çelişki,
bu dengenin bozulduğu kriz anında ortaya çıkar.
9.
Alman İdeolojisi’ne göre spekülatif felsefe ile gerçek dünya arasındaki
ilişki hangi benzetmeyle eleştirilmiştir?
A.
Manavdaki meyveler ile “Meyve” fikri arasındaki ilişki.
B.
Onanizm ile cinsel üreme arasındaki ilişki.
C.
Fotoğraf makinesi ile kamera arasındaki ilişki.
D.
İnsan anatomisi ile maymun anatomisi arasındaki ilişki.
10.
Fotoğraf makinesi gerçekliğin bir anını yansıtan klasik mantığa karşılık
gelirse, kamera (film) neyi temsil ediyor olabilir?
A.
Hegel'in idealist felsefesinin, tarihin bir film şeridi gibi aktığını
düşünmesini.
B.
Marx'ın Kapital'i yazarken kullandığı tümdengelimsel bilimsel yöntemi.
C.
Postmodernizmin, her şeyin göreli ve akışkan olduğunu savunan hakikat
anlayışını.
D.
Gerçekliğin akış, süreç ve çelişki içeren diyalektik doğasını yansıtan
materyalist perspektifi.
11.
“Tez-antitez-sentez” üçlemesini sistematik olarak ilk formüle eden filozof
kimdir?
A.
Fichte
B.
Aristoteles
C.
Hegel
D.
Marx
12.
Klasik mantıkta "Bazı kediler kuyruksuzdur" önermesinin değili
(olumsuzu) nedir?
A.
Her kedi kuyruksuzdur.
B.
Bazı kediler kuyrukludur.
C.
Her kedi kuyrukludur.
D.
Hiçbir kedi kuyruksuz değildir.
13.
Klasik mantıkta bir önermenin “karşıt tersi” (contrapositive) nasıl
oluşturulur?
A.
Önermelerin değilleri alınarak (¬p => ¬q).
B.
Önermeler 've' bağlacı ile birleştirilerek (p ve q).
C.
Önermelerin yerleri değiştirilerek (q => p).
D.
Önermelerin yerleri değiştirilip değilleri alınarak (¬q => ¬p).
14.
“Beliriş” (emergence) kavramı ne anlama gelmektedir?
A.
Doğadaki rastlantısal olayların, zorunlu bir yasanın işlemesiyle yeni bir düzen
oluşturmasıdır.
B.
Niceliksel birikimlerin kaçınılmaz olarak daha üst bir niteliğe sıçramasıdır.
C.
Tarihsel süreçte daha önce var olan bir özelliğin daha gelişmiş bir düzeyde
yeniden ortaya çıkmasıdır.
D.
Bir bütünün veya sistemin, onu oluşturan parçaların özelliklerine
indirgenemeyen yeni nitelikler kazanmasıdır.
15.
Kuantum fiziğindeki çift yarık deneyinde, elektronların tek tek fırlatılmasına
rağmen ekranda dalga benzeri bir girişim deseni oluşmasının nedeni nedir?
A.
Elektronun süperpozisyon durumunda olması ve her iki yarıktan aynı anda geçme
olasılığına sahip olmasıdır.
B.
Heisenberg belirsizlik ilkesi nedeniyle elektronun konumunun tam olarak
bilinememesidir.
C.
Yarıklardan birinin elektronu saptırması ve diğerinin düz geçirmesidir.
D.
Elektronların birbirleriyle çarpışarak deseni oluşturmasıdır.
16.
Marx'ın Hegel'den aldığı diyalektik ile kendi kullandığı diyalektik arasındaki
temel fark nedir?
A.
Marx, Hegel'in tez-antitez-sentez üçlemesini doğrudan toplumsal sınıflara
uygulamıştır.
B.
Hegel diyalektiği felsefede kullanırken, Marx onu yalnızca siyasi eylem için
bir rehber olarak görmüştür.
C.
Marx, Hegel'in idealist diyalektiğini baş aşağı çevirerek, onu gerçek maddi
dünyanın hareketinde ve çelişkilerindeki bir mantık olarak görmüştür.
D.
Marx, Hegel'in diyalektiğini tamamen reddederek yerine klasik mantığı ve
pozitivist bilimsel yöntemi koymuştur.
17.
Klasik mantığa göre aşağıdakilerden hangisi bir "önerme"
(proposition) değildir?
A.
Cinler ve periler vardır.
B.
Saat kaç?
C.
2025 yılında kurşun altına dönüştürülmüştür.
D.
Dünya yuvarlaktır.
18.
p => q önermesinin
karşıt tersi nedir ve doğruluk değeri açısından asıl önerme ile ilişkisi
nasıldır?
A.
Karşıt tersi p ve ¬q'dur ve asıl önermenin değili olduğu için zıt doğruluk değerine sahiptir.
B.
Karşıt tersi ¬p => ¬q'dur ve her zaman asıl önerme ile aynı doğruluk değerine sahiptir.
C.
Karşıt tersi ¬q => ¬p 'dir ve her zaman asıl önerme ile mantıksal olarak denktir.
D.
Karşıt tersi q => p'dir ve genellikle asıl önerme ile aynı doğruluk değerine sahip değildir.
19.
Marx'ın Felsefenin Sefaleti’nde Proudhon'u eleştirmesinin temel nedeni
nedir?
A.
Proudhon'un Hegelci diyalektiği bir "reçete" gibi mekanik bir şekilde
ekonomik kategorilere uygulaması.
B.
Proudhon'un Fransız Devrimi'ne karşı çıkması.
C.
Proudhon'un özel mülkiyeti savunması.
D.
Proudhon'un materyalizmi reddedip idealizmi benimsemesi.
20.
Holizm, Diyalektik ve Tarihsellik, Marx'ın analizinde nasıl bir rol oynar?
A.
Engels'in doğa bilimlerinden ödünç alıp toplumsal analize aktardığı evrensel
yasalardır.
B.
Analize başlamadan önce zihne yerleştirilmiş, gerçekliğe uygulanan a priori
şablonlardır.
C.
Kapitalizmin somut incelemesinden sonra keşfedilen, gerçekliğin kendisine ait a
posteriori perspektiflerdir.
D.
Yalnızca sunuş (Darstellung) aşamasında kullanılan, okuyucuyu ikna etmeye
yönelik retorik araçlardır.
21.
Klasik mantıkta p V q ("veya" bağlacı) ile oluşturulmuş bir
bileşik önermenin değili (olumsuzu) De Morgan kuralına göre nedir?
A.
¬p V ¬q
B.
¬(p => q)
C.
p ve q
D.
¬p ve ¬q
22.
Bilimsel yasalar ile felsefi örüntüler arasındaki temel fark nedir?
A.
Bilimsel yasalar kesin, evrensel ve öngörülebilirken; felsefi örüntüler daha
soyut, genel ve yorumlayıcıdır.
B.
Bilimsel yasalar matematiksel olarak ifade edilirken, felsefi örüntüler
yalnızca sözel olarak anlatılabilir.
C.
Bilimsel yasalar deneylerle kanıtlanabilirken, felsefi örüntüler hiçbir şekilde
test edilemez.
D.
Bilimsel yasalar doğa için, felsefi örüntüler ise toplum için geçerlidir.
23.
Marx’ın “İnsan anatomisi maymun anatomisine bir anahtardır” aforizması hangi
ilkeyi ifade eder?
A.
En basit formdan en karmaşık forma doğru kronolojik bir inceleme yapılması
gerektiği ilkesini.
B.
İnsan toplumlarının hayvan toplumları gibi doğal yasalara tabi olduğu ilkesini.
C.
Tarihsel analizin, en gelişmiş formdan yola çıkarak daha önceki formları
anlamlandırması gerektiği ilkesini.
D.
Tüm canlıların ortak bir atadan geldiği evrimsel ilkeyi.
24.
Kuantum Fiziği ile ilgili olarak yapılan açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A.
Çift yarık deneyi, elektron gibi parçacıkların hem tanecik hem de dalga
özelliği gösterebildiğini ve gözlem (ölçüm) eyleminin parçacığın davranışını
değiştirdiğini ortaya koyar.
B.
Kuantum dolanıklık, iki parçacık arasındaki mesafeye rağmen birinin durumunun
diğerini anında etkilediğini ve bunun ışık hızından hızlı bir bilgi aktarımı
olduğunu gösterir.
C.
Kuantum süperpozisyon, bir parçacığın ölçülmeden önce birden fazla durumda
bulunma potansiyelini (olasılığını) aynı anda barındırmasıdır.
D.
Heisenberg belirsizlik ilkesi, bir parçacığın konum ve momentumunun aynı anda
tam kesinlikle ölçülemeyeceğini, bunun doğanın bir özelliği olduğunu belirtir.
25.
Marksizm’in “diyalektik yöntemi” yoksa ve bilimsel/realist düşünme yöntemleri
varsa, hangi nitelikte bir diyalektiğe sahiptir?
A.
Gerçekliğin kendisinde var olan ve soyutlamalarla yakalanan diyalektik bir
mantığa.
B.
Pozitivist bir bilim anlayışına.
C.
Hegel’in idealist yönteminin materyalist bir versiyonuna.
D.
Sadece klasik mantık kurallarına dayanan bir akıl yürütme sistemine.
26.
“Hakikat” ve “doğruluk” ayrımını hangi örnekle açıklamak uygundur?
A.
Bir olayın yasalara uygun olması (doğruluk) ile ahlaki olarak doğru olması
(hakikat) arasındaki farkla.
B.
Farklı yarım kürelerde aynı ayın farklı mevsimlere denk gelmesi (doğruluklar)
ve bunun nedeninin Dünya'nın eksen eğikliği olması (hakikat).
C.
Bilimsel bir teorinin o anki verilerle desteklenmesi (doğruluk) ile mutlak ve
değişmez bir gerçeği ifade etmesi (hakikat) arasındaki ayrımla.
D.
Bir nesnenin fiyatının (doğruluk) ardındaki emek-değerini (hakikat) bularak.
27.
Klasik mantıkta “her” niceleyicisi hangi sembolle gösterilir ve ne anlama
gelir?
A. ∃, bir kümenin en az bir elemanı için önermenin doğru olduğu.
B.
∃!, bir kümenin yalnızca bir elemanı için
önermenin doğru olduğu.
C.
≡, iki önermenin mantıksal olarak denk olduğu.
D.
∀, bir kümenin tüm elemanları için
önermenin doğru olduğu.
28.
Niceliksel birikimlerin niteliksel dönüşümlere yol açtığı süreçlerde, dönüşümün
gerçekleştiği sınıra ne ad verilir?
A.
Beliriş (Emergence)
B.
Sentez
C.
Dolayım
D.
Ölçü (Eşik değeri)
29.
Kuantum dolanıklık (quantum entanglement) nedir?
A.
Bir parçacığın ölçülmeden önce aynı anda birden fazla durumda bulunma
olasılığıdır.
B.
Bir parçacığın hem dalga hem de tanecik gibi davranabilme özelliğidir.
C.
Bir parçacığın konumunu ve momentumunu aynı anda tam kesinlikle ölçmenin imkânsız
olmasıdır.
D.
İki veya daha fazla parçacığın, aralarındaki mesafe ne kadar büyük olursa
olsun, özelliklerinin birbirine anında bağlı olmasıdır.
30.
Marx'ın Grundrisse'de bahsettiği 'soyuttan somuta yükselme yöntemi' nedir?
A.
Yalnızca analiz (çözümleme) yöntemini kullanarak bir bütünü parçalarına ayırma
sürecidir.
B.
Ampirik gerçeklikten (somut) yola çıkarak yapılan soyutlamaların, zihinde
yeniden birleştirilerek düşünülmüş somuta (zengin bir bütünlüğe) ulaşılmasıdır.
C.
Marx'ın Kapital'de kullandığı ve 'diyalektik yöntem' olarak adlandırdığı
özel bir akıl yürütme şablonudur.
D.
Hegel'in İdea'dan yola çıkarak gerçekliği türettiği idealist yönteminin
aynısıdır.
31.
“Yadsımanın yadsınması” ilkesinin doğadaki döngüsel süreçlere
(tohum-ağaç-tohum) uygulanmasını nasıl değerlendirmek gerekir?
A.
Doğadaki diyalektiğin en mükemmel örneğidir.
B.
Sadece tarihsel süreçlerde geçerlidir, doğada bu örüntü bulunmaz.
C.
Engels'in bu konudaki örnekleri hatasızdır ve günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.
D.
Bu süreçlere "yadsıma" nitelemesini atfetmek günümüzde keyfidir ve
bilimsel değildir.
32.
Materyalizmin iki temel aksiyomu (postulatı) hangileridir?
A.
1) Evrenin bir başlangıcı olduğu (Büyük Patlama), 2) Tüm olayların nedensellik
ilkesine bağlı olduğu.
B.
1) Toplumsal varlığın toplumsal bilinci belirlediği, 2) Tarihin sınıf
mücadeleleri tarihi olduğu.
C.
1) Varlığın bilinçten bağımsız ve nesnel olduğu, 2) Bu nesnel gerçekliğin insan
aklı tarafından kavranabilir olduğu.
D.
1) Maddenin sürekli hareket halinde olduğu, 2) Her şeyin karşıtların
birliğinden oluştuğu.
33.
Klasik mantıkta tüm doğruluk değerlerinde doğru olan bileşik önermeye ne ad
verilir?
A.
Aksiyom
B.
Totoloji
C.
Çelişki
D.
Gerektirme
34.
Marx’ın analizlerinde kullandığı “gelişmiş formdan geriye doğru inceleme”
ilkesi nedir?
A.
Geçmişteki tüm üretim tarzlarının kaçınılmaz olarak kapitalizme evrileceğini
kanıtlayan teleolojik bir yaklaşımdır.
B.
Kapitalizmin tüm özelliklerinin, antik toplumlarda bile embriyonik halde
bulunduğunu gösteren bir soyutlama tekniğidir.
C.
Tarihsel analizin odak noktasını belirleyen materyalist bir perspektiftir; en
gelişmiş form olan kapitalizm, önceki formları anlamak için bir anahtar sunar.
D.
Tarihi sondan başa doğru okuyarak geçmişi bugünün gözüyle yargılayan bir
yöntemdir.
35.
Bertell Ollman'a göre Marx'ın kullandığı soyutlama yöntemleri arasında
aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
A.
Olumlama-yadsıma-yadsımanın yadsınması şeklindeki üçlemeyi kullanmak.
B.
Konumlanma noktasını (perspektifi) değiştirerek aynı ilişkiye farklı
taraflardan bakmak.
C.
Farklı genellik düzeyleri arasında geçiş yaparak analiz yapmak.
D.
Bir süreci farklı "uğrak"larını ve "biçim"lerini dikkate
alarak incelemek.
36.
Klasik mantığın “üçüncü halin imkânsızlığı” ilkesi hangi sembolik ifadeyle
gösterilir ve ne anlama gelir?
A.
¬(A ve ¬A); bir önermenin aynı anda hem doğru hem yanlış
olamayacağı anlamına gelir.
B.
A ∨ ¬A; bir
önermenin ya doğru ya da yanlış olduğu, üçüncü bir seçeneğin olmadığı anlamına
gelir.
C.
A <=> B; iki önermenin mantıksal olarak birbirine denk olduğu
anlamına gelir.
D.
A = A; bir şeyin kendisi olduğu anlamına
gelir.
37.
“Hakikat” ve “doğruluk” arasındaki ilişki nasıldır?
A.
Hakikat ve doğruluk eş anlamlıdır.
B.
Hakikat nesnel, doğruluk ise tamamen özneldir.
C.
Doğruluk bilime, hakikat ise felsefeye aittir.
D.
Hakikat, bir fenomenin özünü ve temel nedenini açıklayan bilimsel bilgiyken;
doğruluk, belirli bir konumlanma noktasından yapılan gözlemin geçerliliğidir.
38.
Engels'in diyalektiği “evrensel yasalar” şeklinde formüle etme çabasının
yarattığı en önemli sorun nedir?
A.
Diyalektiği Hegel'in idealist sistemine çok fazla benzeterek materyalist
temelini zayıflatmıştır.
B.
Marx'ın yalnızca toplumsal analize odaklanan yaklaşımını, doğayı da kapsayacak
şekilde gereksiz yere genişletmiştir.
C.
Doğa bilimlerinden verdiği örneklerin (örneğin matematik) hatalı olması
nedeniyle diyalektiğin bilimsel itibarını zedelemiştir.
D.
Diyalektiği bir akıl yürütme şablonu veya reçete gibi algılama hatasına kapı
açarak ontoloji ile epistemolojinin karışmasına neden olmuştur.
39.
Heisenberg belirsizlik ilkesine göre bir parçacığın konumu çok hassas bir
şekilde ölçülürse, momentumu hakkında ne söylenebilir?
A.
Momentumu da aynı hassasiyetle ölçülebilir.
B.
Momentumu sıfır olur.
C.
Momentumundaki belirsizlik artar.
D.
Parçacık hem dalga hem de tanecik özelliğini kaybeder.
40.
“Eşitsiz ve bileşik gelişim” örüntüsü ne anlama gelmektedir?
A.
Tüm toplumların aynı tarihsel aşamalardan geçtiğini ancak farklı hızlarda
ilerlediğini ifade eder.
B.
Süreçlerin farklı hızlarda gelişmesi (eşitsizlik) ile eski ve yeni, ilkel ve
gelişkin olanın aynı anda bir arada bulunması (bileşiklik) anlamına gelir.
C.
Yalnızca kapitalizme özgü bir yasa olup, emperyalist ülkeler ile sömürgeler
arasındaki gelişim farkını açıklar.
D.
Bir sistemin bazı parçalarının ilerlerken diğer parçalarının zorunlu olarak
gerilemesi gerektiğini belirten bir denge yasasıdır.
41.
Marksizm'deki “yöntem konfüzyonu” (yöntem konusundaki kafa karışıklığı) nasıl
çözülebilir?
A.
“Diyalektik yöntem” diye özel bir Marksist yöntem olmadığını; bunun yerine
gerçekliğin diyalektik bir mantığı olduğunu ve Marksistlerin bunu
realist/bilimsel yöntemlerle incelediğini kabul ederek.
B.
Diyalektiğin bir yöntem olduğunu ancak bunun kurallarının henüz tam olarak
formüle edilmediğini belirterek.
C.
Marx’ın kullandığı yöntemin aslında Hegel’in üçlemesinin materyalist bir
versiyonu olduğunu kabul ederek.
D.
Yöntem tartışmasını bir kenara bırakıp yalnızca Marx’ın ekonomik analizlerine
odaklanarak.
42.
“Öz” ve “görüngü (fenomen)” arasındaki ilişki nedir?
A.
Öz, varlıkların doğrudan gözlemlenemeyen, zorunlu ve görece istikrarlı
özellikleriyken; görüngü, bu özün doğrudan gözlemlenebilen, değişebilir
dışavurumlarıdır.
B.
Öz ve görüngü aslında aynı şeydir; aralarındaki fark sadece gözlemcinin
perspektifine bağlıdır.
C.
Öz, bir şeyin değişmez ve kalıcı olan tek gerçeğidir; görüngü ise tamamen bir
yanılsamadır.
D.
Öz, bilimsel olarak kanıtlanmış gerçekleri, görüngü ise henüz kanıtlanmamış
hipotezleri ifade eder.
43.
Marx'ın Hegel'den ayrıldığı en temel nokta nedir?
A.
Hegel için Fikir'in (düşüncenin) gerçekliği yaratması, Marx için ise maddi
dünyanın düşünceyi yansıtması.
B.
Marx'ın diyalektiği reddetmesi, Hegel'in ise kabul etmesi.
C.
Hegel'in devleti savunması, Marx'ın ise devlete karşı olması.
D.
Marx'ın tarihle ilgilenmesi, Hegel'in ise sadece mantıkla ilgilenmesi.
44.
Marx'ın kullandığı soyutlama yöntemlerinin Bertell Ollman tarafından saptanan
özelliklerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?
A.
İncelenen olguyu tarihsel bağlamından kopararak evrensel bir model oluşturmak.
B.
Yalnızca niceliksel verileri kullanarak matematiksel modeller kurmak.
C.
Tez-antitez-sentez üçlemesini kullanarak çelişkileri zihinsel olarak çözüme
kavuşturmak.
D.
Farklı genellik düzeyleri arasında geçiş yapmak ve konumlanma noktasını
(perspektifi) değiştirmek.
45.
“Araştırma” (Forschung) ve “sunuş” (Darstellung) arasındaki ayrım nedir?
A.
Araştırma objektif ve bilimsel olmak zorundayken, sunuş politik amaçlara göre
şekillendirilen öznel bir anlatımdır.
B.
Araştırma gerçeklikten (somut) soyuta doğru giderken, sunuş bu sürecin tersine
çevrilmiş bir yansıması olarak en basit soyutlamadan düşünülmüş somuta doğru
ilerler.
C.
Araştırma bireysel bir çabayken, sunuş kolektif bir faaliyet olarak
gerçekleştirilir.
D.
Araştırma süreci diyalektik, sunuş süreci ise klasik mantık kurallarına göre
yapılır.
46.
Tarihçesi aşağıda açıklanan Biston betularia (Biberli Güve) örneği, hangi
diyalektik örüntüyü sergiler?
19. yüzyılda, özellikle İngiltere'nin
sanayi bölgelerinde (Manchester, Birmingham, Yorkshire gibi) biberli güve
(Biston betularia) çarpıcı bir evrim örneği sergilemiştir. Sanayi Devrimi ile
kömür dumanı ve is, açık renkli likenlerle kaplı ağaç gövdelerini karartınca,
açık renkli (typica) güveler avcı kuşlar tarafından kolayca fark edilip
yenirken, nadir görülen koyu renkli (carbonaria) melanik form hızla
çoğalmıştır. 1850'lerde Manchester civarında melanik form oranı %5'in altında
iken, 1890'lara gelindiğinde %95'in üzerine çıkmıştır. Bu, Bernard
Kettlewell'in 1950'lerdeki ünlü deneyleriyle doğrulanmış, doğal seçilim yoluyla
endüstriyel melanizm olarak bilinen klasik bir evrim vakasıdır; hava kirliliği
azaldıkça (Temiz Hava Yasaları sonrası) açık renkli form tekrar baskın hâle
gelmiştir.
A.
Karşıtlığın, çevresel koşulların değişmesiyle bir çelişkiye dönüşmesi ve yeni
bir formun evrimleşmesiyle çözülmesi.
B.
Eşitsiz ve bileşik gelişimin canlıların evrimindeki rolü.
C.
Yadsımanın yadsınması ilkesinin, eski bir özelliğin yeni bir düzeyde tekrar
ortaya çıkması.
D.
Niceliksel birikimlerin niteliksel dönüşüme yol açması.
47.
Klasik mantıkta “olmayana ergi” (reductio ad absurdum) yöntemi nasıl işler?
A.
Bir önermenin doğru olduğunu varsayıp, bu varsayımın mantıksal sonuçlarının
geçerliliğini test eder.
B.
Bir önermenin doğruluğunu, çok sayıda örnek üzerinden tümevarım yaparak
kanıtlar.
C.
Bir önermenin yanlış olduğunu varsayarak başlar ve bu varsayımın bir çelişkiye
yol açtığını göstererek asıl önermenin doğru olduğunu kanıtlar.
D.
Bir önermenin doğruluğunu, ona denk olan karşıt ters önermenin doğruluğunu
göstererek kanıtlar.
48.
Marksist felsefede 'zorunluluk' ve 'rastlantı' arasındaki diyalektik ilişki
nasıl yorumlanmalıdır?
A.
Zorunluluk doğa olaylarında, rastlantı ise insan iradesinin ve eylemlerinin
olduğu toplumsal olaylarda geçerlidir.
B.
Tarih tamamen rastlantısal olayların bir birikimidir ve 'zorunluluk' ya da
'tarihsel yasa' gibi kavramlar birer kurgudan ibarettir.
C.
Tarihteki her olay mutlak bir zorunluluğun ürünüdür ve rastlantı sadece bir
yanılsamadır.
D.
Zorunluluk, genel tarihsel eğilimleri ve yasaları ifade ederken; rastlantı, bu
yasaların işlediği süreçte ortaya çıkan ve sonucu hızlandırıp yavaşlatabilen
tekil olaylardır.
CEVAP ANAHTARI
1.C 8.D 15.A 22.A 29.D 36.B 43.A
2.C 9.B 16.C 23.C 30.B 37.D 44.D
3.D 10.D 17.B 24.B 31.D 38.D 45.B
4.A 11.A 18.C 25.A 32.C 39.C 46.A
5.C 12.C 19.A 26.B 33.B 40.B 47.C
6.A 13.D 20.C 27.D 34.C 41.A 48.D
7.B 14.D 21.D 28.D 35.A 42.A
Sınav sorularını indirmek için bağlantı adresi:
https://drive.google.com/file/d/1t2GfM2yba6qefrmaR-v6rjTxVZA4eCdD/view?usp=sharing
Konuları hızlıca gözden geçirmek için slayt sunusu:
https://drive.google.com/file/d/1YhoVS-QQZfT0cJGVSXdeO6zoxoGvncSa/view?usp=sharing