Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi
1871 Paris Komünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1871 Paris Komünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2026 Cuma

Paris Komünü ve Marksist Teorinin Gelişimi

MAR

Özet

Bu yazı, Paris Komünü (1871) ile Marksist teori arasındaki bağı, tarihsel deneyimlerin bilimsel sentezi çerçevesinde incelemektedir. Paris Komünü, dünya tarihinde işçi sınıfının iktidarı ele geçirdiği ve 72 gün boyunca elinde tuttuğu ilk proleter devrim örneği olarak, sosyalist rejimin kurulmasını teorik tartışmalardan pratik eylem alanına taşımıştır. Marksizm'in gücü, bu tür devrimci süreçlerin nesnel yasalarını saptamasından ve yığınların deneyimini kuramsal bir zenginliğe dönüştürmesinden kaynaklanmaktadır. Komün, özellikle "proletarya diktatörlüğü", "devlet mekanizmasının parçalanması" ve "işçi sınıfının bağımsız siyasi partisi" gibi temel doktrinlerin sınandığı ve doğrulandığı bir denek taşı işlevi görmüştür.

Paris Komünü’nün Tarihsel ve Dönüştürücü Rolü

18 Mart 1871 proleter devrimi, insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını simgelemektedir. Komün, yalnızca bir yerel ayaklanma değil, burjuva toplumunun gerilemeye başladığının ve sosyalist ideolojinin sağlamlaştığının kanıtıdır.

• Teoriden Pratiğe Geçiş: Komün ile birlikte sosyalist bir rejimin kurulması, artık yalnızca bir öngörü değil, işçi sınıfının kurtuluş savaşımının somut bir uygulaması haline gelmiştir.

• Sekterimin Çöküşü: Komün deneyimi, Proudhonculuk ve Blanquicilik gibi doktrinlerin dayanıksızlığını ortaya koymuş; bilimsel komünizmin doğruluğunu tarihsel olarak kanıtlamıştır.

• 1917'ye Giden Yol: Paris işçilerinin "göğün fethine çıkma" girişimi, 1917 Ekim Devrimi ile zafer kazanacak olan sürecin öncü aşamasını oluşturmuştur.

Marksizm: Devrimci Deneyimin Bilimsel Sentezi

Marksizm, kendiliğinden gelişen bir teori değil, emekçilerin kurtuluş savaşımı deneyiminin irdelenmesi ve buradan yola çıkılarak soyutlamalara varılmasıdır.

Deneyimin Özümlenmesi: Kendiliğindenlik ve Bilimsel Yaklaşım

Marksist yaklaşım, devrimci deneyimin kavranmasında nitel bir fark yaratır:

Özellik

Kendiliğinden Özümleme

Bilimsel (Marksist) Özümleme

Kapsam

Yüzeysel, sınırlı ve tek yanlıdır.

Derin, çok yanlı ve evrenseldir.

Yöntem

Dar bir pragmatizm ve içgüdüsel taklit.

Diyalektik ilişki ve etkileşimleri kavrama/soyutlama ve bilimsel sentez.

Sonuç

Eski yanılgıların tekrarı ve reformizm riski.

Hatalardan ders çıkarma ve stratejik ilerleme.

Uluslararasılık

Ulusal darlık ve bölünmelere takılır.

Yerel başarıları dünya proletaryasının malı yapar.

Devlet Kuramı ve Proletarya Diktatoryası

Marx ve Engels’in 1848 devrimlerinden ve Paris Komünü’nden çıkardığı en önemli derslerden biri, devletin sınıf niteliğidir.

1. Devlet Makinesinin Parçalanması: Marx, Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i yapıtında, proletaryanın mevcut bürokratik-askeri devlet makinesini devralıp kullanamayacağını, aksine bu makineyi "kırması" gerektiğini belirtmiştir.

2. Proletarya Diktatoryası: Siyasi iktidarın işçi sınıfı tarafından devralınması, sınıfsız topluma geçişin zorunlu bir evresidir. Bu iktidar, halkın çoğunluğuna dayanırken, karşı-devrimci güçleri bastırmak için devrimci zoru ve baskıyı kullanma hakkına sahiptir.

3. Yerel Yönetim ve İşçi Hükümetleri: 1850 tarihli belgelerde öngörüldüğü üzere, merkezi iktidarın devralınması öncesinde yerel düzeyde "işçi komiteleri" ve "belediye konseyleri" gibi organların kurulması, Komün ile hayat bulmuştur.

Sınıf İttifakları ve Köylülüğün Önemi (Proleterleşme Süreçleri Yeterince Yaşanmamışsa)

Devrimin zaferinde, işçi sınıfının toplumun diğer ezilen katmanlarıyla ve köylülükle kuracağı bağ önemlidir.

• Yalnızlığın Tehlikesi: Haziran 1848 yenilgisi, proletaryanın toplumsal yalnızlığının nelere yol açabileceğini göstermiştir.

• Köylü Korosu: Marx, köylülerin desteği olmadan proleter devrimin bir "cenaze şarkısına" dönüşebileceğini vurgulamıştır.

• Ortak Çıkarlar: Küçük köylü ekonomisinin kapitalizm altındaki yıkımı, köylülerin kurtuluşunu işçi sınıfının zaferine bağlamaktadır.

Birinci Enternasyonal ve Komün İlişkisi

Engels'in deyimiyle "Komün, düşünsel bakımdan Enternasyonal'in çocuğuydu." Marksist fikirlerin yayılması, Paris Komünü’nün ideolojik altyapısı kısmen etkilemiştir.

• İdeolojik Etki: Marx tarafından yazılan Enternasyonal belgeleri (Tüzük, Kuruluş Bildirgesi), işçilere sınıfsal bilinç ve strateji kazandırmıştır.

• Siyasi Bağımsızlık: Fransız işçilerinin burjuva cumhuriyetçilerinden koparak kendi bağımsız sınıf platformlarını (1869 Seçim Platformu gibi) oluşturmaları, Enternasyonal'in yürüttüğü çalışmaların bir sonucudur.

• Yurtseverlik ve Enternasyonalizm: Paris proletaryası, yönetici sınıfların ihaneti karşısında ulusu savunma görevini üstlenirken, bu yerel eyleme uluslararası devrimci bir nitelik kazandırmıştır.

Tarihsel Önem Taşıyan Alıntılar

Teorik ve pratik derinliği olan bazı önemli ifadeler şunlardır:

"Devrimler tarihin lokomotifleridir." — Karl Marx

"İşçi sınıfının kurtuluşu işçi sınıfının kendi işidir." — Enternasyonal Belgesi

"Proletaryanın o sert ama güçlendirici emek okulundan geçmesi boşuna değildir." — Marx ve Engels

"1789 devriminin burjuvazinin siyasal gelişini kutsaması gibi, 18 Mart devrimi de proletaryanın siyasal gelişini kutsamıştır." — Le Vengeur (Halkın Dostu) Gazetesi

Sonuç: Komün’ün Kalıcı Mirası

Paris Komünü, işçi sınıfının yalnızca bir direniş gücü değil, toplumu yeniden inşa edebilecek kurucu bir irade olduğunu göstermiştir. Marksistler, Komün’ün yanılgılarından (iktisadi dönüşümlerdeki duraksamalar, siyasi partinin eksikliği vb.) ve başarılarından çıkardığı derslerle, dünya devrimci sürecinin doğası ve yasalarını bilimsel bir temele oturtmuştur. Komün deneyimi, her türlü sömürüden kurtuluş yolunu yalnızca Marksist teorinin gösterdiğini tarihsel olarak teyit etmiştir.

28 Eylül 2025 Pazar

Paris Komünü: Bir İşçi Devleti Deneyimi

MAR

1.0 Komün'e Giden Yol: Tarihsel ve İdeolojik Zemin

Paris Komünü, tarihin akışında anlık bir parlama değil, 19. yüzyıl Fransa'sının siyasi çalkantılarının, derinleşen sınıf mücadelelerinin ve entelektüel arayışlarının birikimli bir sonucudur. Bu deneyimi sadece 72 günlük bir iktidar denemesi olarak görmek, onu doğuran karmaşık tarihsel ve ideolojik zemini göz ardı etmek anlamına gelir. Komün'ün karakterini, politikalarını ve nihayetinde trajik kaderini şekillendiren bu zemin, Prusya işgalinin yarattığı krizle birleşerek, Avrupa tarihinde proletaryanın ilk kez iktidarı ele geçirdiği bu cüretkâr girişime zemin hazırlamıştır. Bu temelleri anlamak, Komün'ün neden bir zaferden çok, gelecek nesillere ilham veren kanlı bir ders olduğunu kavramak için stratejik bir öneme sahiptir.

1.1 Katalizör: 1870 Fransa-Prusya Savaşı ve İmparatorluğun Çöküşü

Paris Komünü'nün fitilini ateşleyen olay, III. Napoléon'un Prusya'ya karşı başlattığı ve felaketle sonuçlanan 1870 savaşıdır. Fransız ordusunun 2 Eylül 1870'te Sedan'da uğradığı hezimet ve İmparator'un 106 bin askeriyle birlikte esir düşmesi, İkinci İmparatorluk'u bir anda çökertti. Bu yenilgi, Paris'te bir iktidar boşluğu yarattı ve bu boşluk, Ulusal Meclis'in ılımlı sol burjuva kanadından üyeler tarafından kurulan Ulusal Savunma Hükümeti tarafından dolduruldu.

Ancak bu hükümet, doğduğu andan itibaren Paris halkının gözünde meşruiyet sorunuyla karşı karşıyaydı. Alman orduları Paris'i kuşatırken, halk örnek bir cesaretle açlığa, soğuğa ve bombardımanlara katlanıyordu. Buna karşılık, Ulusal Savunma Hükümeti'nin savaşı sürdürmekteki isteksizliği ve Prusya ile teslimiyetçi bir barış arayışında olduğu kısa sürede anlaşıldı. Karl Marx'ın Fransa'da İç Savaş adlı eserinde özetlediği gibi, bu hükümetin asıl derdi ulusal savunmadan çok, silahlanmış Paris proletaryasına karşı kendi sınıf iktidarını savunmaktı. Bu durum, hükümet ile Paris halkı arasındaki uçurumu derinleştirdi ve devrimci bir durumun olgunlaşmasına yol açtı.

1.2 Fransız Proletaryasının İdeolojik Panoraması

19. yüzyıl Fransız işçi sınıfı, tek bir ideolojik çatı altında birleşmiş homojen bir yapıya sahip değildi. Aksine, farklı ve zaman zaman birbiriyle çelişen devrimci akımların etkisi altındaydı. Bu ideolojik çeşitlilik, Komün'e dinamizmini ve yaratıcılığını veren bir güç olduğu kadar, Versailles'a yürünmesi ya da Fransa Bankası'na el konulması gibi kritik anlarda ortak bir strateji oluşturmasını engelleyen temel zayıflıklarından birini de teşkil ediyordu.

1.2.1 Blanquici Gelenek: Devrimci İktidar ve Diktatörlük

Louis Auguste Blanqui ve takipçileri, Babeuf'ten miras kalan gizli örgütlenme geleneğine ve uzlaşmaz devrimci çizgiye bağlıydılar. Blanquici düşüncenin merkezinde devlet sorunu yer alıyordu. Blanqui'ye göre, çürümüş toplumsal yapıyı değiştirmek için geçici bir "devrimci iktidar", yani Marksist terminolojideki "proletarya diktatörlüğü" kavramının öncülü sayılabilecek bir proletarya diktatörlüğü zorunluydu. Bu iktidar, eski düzenin kurumlarını tasfiye ederek halkı kendi haklarını kullanabilecek bir duruma getirecekti. Blanqui şöyle diyordu:

"Halk bir süre için devrimci bir iktidar gereksinimi duyacaktır. Krallığı ve tüm aristokrasileri ortadan kaldırmak, onların yerine cumhuriyeti, yani eşitlik yönetimini geçirmek gerekir; ama bu yönetime geçmek için de, halkı haklarını kullanabilecek bir duruma getiren devrimci bir iktidara başvurmak zorunludur."

Blanqui, kapitalizmi, özellikle de "miskin hükümdar" olarak adlandırdığı paranın egemenliğini sert bir dille eleştiriyordu. Aynı zamanda, ütopyacı sosyalistleri ve işçi kooperatifleri gibi reformist çözümleri, "proletaryanın düşebileceği en kötü tuzak" olarak görerek reddediyordu. Bu radikal ve iktidar odaklı gelenek, Komün'ün en etkin ve militan gruplarından birini oluşturmuştur.

1.2.2 Proudhonculuk: Mülkiyet, Adalet ve Özerk Üretici Birlikleri

Pierre-Joseph Proudhon'un fikirleri, özellikle zanaatkârlar ve küçük üreticiler arasında yaygındı. Proudhon, üretimden çok mübadele (değişim) sorunlarına odaklanmıştı. Sermayenin sömürüsüne, yani faize karşı çıkıyor ve karşılıklılık (mutualism) ilkesine dayanan bir "Halk Bankası" aracılığıyla üreticiler arasında faizsiz kredi sisteminin kurulmasını öneriyordu.

Proudhon, merkeziyetçi devlet yapısına ve Louis Blanc gibi devlet destekli derneklere şiddetle karşıydı. Bunun yerine, madenler veya demiryolları gibi büyük işletmeleri yönetebilecek özerk ve özgür "işçi şirketleri" kurulmasını savunuyordu. Ancak Proudhon'un düşünceleri, özellikle aile ve kadın-erkek eşitliği konularında oldukça gelenekselciydi. Kadınları "ev kadını ve fahişe" olarak ikiye ayırması, onun ataerkil bakış açısını net bir şekilde ortaya koyar. Bu fikirler, Komün içindeki daha ılımlı ve merkeziyetçilik karşıtı kanadı etkilemiştir.

1.2.3 Marksist Etkinin Doğuşu

Marksist sosyalizm, Fransa'da diğer akımlar kadar köklü olmasa da, I. Enternasyonal (Uluslararası İşçi Derneği) aracılığıyla Fransız işçi sınıfını etkilemeye başlamıştı. Enternasyonal'in 1866, 1867 ve 1868'deki ilk kongrelerinde Proudhoncu düşünce egemenken, Marksist fikirler ancak 1869'daki Basel Kongresi'nden itibaren ilerleme kaydetmeye başladı. Marksizm, işçi sınıfının kendi siyasal örgütünü kurarak bağımsız bir sınıf mücadelesi yürütmesi gerektiğini savunuyordu ve Komün'e katılan Enternasyonal üyeleri aracılığıyla önemli bir etki yarattı.

Bu farklı ideolojik gelenekler, savaşın yarattığı siyasi kriz ve Paris halkının yaşadığı derin yoksullukla birleştiğinde, devrimci bir patlamanın tüm koşulları olgunlaşmış oldu. Thiers hükümetinin Paris'i silahsızlandırma girişimi ise bu patlamayı tetikleyen son kıvılcım olacaktı.

2.0 Komün'ün Doğuşu, Yapısı ve Politikaları

Ulusal Savunma Hükümeti'nin teslimiyetçi politikalarına ve Prusya kuşatmasının yarattığı dayanılmaz koşullara karşı biriken öfke, 18 Mart 1871'de patlak verdi. Paris halkı, kendi kaderini eline alarak iktidarı ele geçirdi ve tarihteki ilk işçi devleti olan Paris Komünü'nü ilan etti. Komün'ün kurduğu yeni devlet yapısı, kendinden önceki tüm burjuva devlet modellerinden radikal bir kopuşu temsil ediyordu. Bu yapı, devletin baskıcı bir aygıt olmaktan çıkıp, halkın kendi kendini yönettiği bir organa dönüşebileceğinin somut bir kanıtıydı.

2.1 18 Mart 1871 Ayaklanması ve İktidarın Ele Geçirilmesi

Her şey, Versailles'da konuşlanmış olan Adolphe Thiers hükümetinin, Paris'i savunmak için kullanılan Ulusal Muhafızlara ait topları Montmartre tepelerinden alma girişimiyle başladı. Hükümetin bu hamlesi, Paris halkını silahsızlandırma ve devrimci potansiyelini ezme niyetini açıkça ortaya koyuyordu. Ancak planları, beklenmedik bir direnişle karşılaştı. Başta Montmartre'lı kadınlar olmak üzere halk, askerlerin önüne geçerek topların alınmasını engelledi. Askerlerin bir kısmı halkla kardeşleşerek komutanlarına ateş açtı. Bu olay, bir anda tüm Paris'e yayılan bir halk ayaklanmasına dönüştü. Thiers ve hükümeti Paris'ten Versailles'a kaçmak zorunda kalırken, iktidar Ulusal Muhafız Merkez Komitesi'nin eline geçti. Kısa bir süre sonra yapılan seçimlerle Paris Komünü resmen ilan edildi.

2.2 Yeni Bir Devlet Modeli: "Çalışan Bir Kurul"

Komün, mevcut devlet aygıtını devralıp kullanmak yerine, onu parçalayarak yerine tamamen yeni bir model inşa etti. Marx'ın ifadesiyle Komün:

"...parlamenter bir örgüt değil, aynı zamanda hem yürütme ve hem de yasama gücüne sahip, etkin bir örgüt olacaktı."

Bu model, yasama ve yürütme erklerini birleştiren, yani burjuva demokrasisinin temel direği olan güçler ayrılığı ilkesini reddeden devrimci bir yapıydı. Komün Konseyi, genel oyla seçilen ve halka karşı sorumlu olan üyelerden oluşuyordu. Bu üyeler, her an görevden alınabilirdi. Konsey üyelerinin mesleki ve politik arka planları, bu yeni iktidarın sınıfsal karakterini açıkça yansıtıyordu. Komün Konseyi, Paris'in emekçi karakterini somutlaştıran bir bileşime sahipti. Üyeler arasında Varlin gibi ciltçiler, Theisz gibi metal işçileri, Trinquet gibi ayakkabıcılar ve Jourde gibi memurlar yanı sıra Vaillant gibi aydınlar ve Pottier gibi sanatçılar bulunuyordu. Bu mesleki çeşitlilik, Komün'ün tabanını ve önceliklerini anlamak için kritik bir veri sunar.

2.3 Komün'ün Kararnameleri ve Sosyal Reformları

Komün, 72 günlük kısa ömrüne rağmen, toplumun yapısını temelden değiştirmeyi hedefleyen bir dizi radikal kararname ve sosyal reformu hayata geçirdi:

• Devletin Baskı Organlarının Parçalanması: Sürekli ordu lağvedildi ve yerine, tüm Paris halkının silahlandırıldığı Ulusal Muhafız geçirildi. Polisin siyasi ayrıcalıklarına son verilerek, Komün'e karşı sorumlu ve her an görevden alınabilir bir organ haline getirildi. Adalet hizmetleri parasız hale getirildi. Yargıçların, noterlerin ve diğer adli görevlilerin satılık makamları lağvedilerek, seçimle göreve gelmeleri ve halka karşı sorumlu olmaları ilkesi benimsendi. Bu kararnameler, Komün'ün eski devletin baskı yapılarını (ordu, polis, yargı) parçalayıp yerine doğrudan halka sorumlu, demokratik organlar koyma yönündeki temel stratejisini açıkça ortaya koymaktadır.

• Din ve Devlet: Kilise ile devletin birbirinden tamamen ayrılması kararlaştırıldı. Din, kişisel bir mesele haline getirilirken, kilisenin tüm mal varlığına el konuldu.

• Maliye: Maliye Komisyonu'nun başına François Jourde getirildi. Jourde, geleneksel gelirleri toplama ve savurganlıktan kaçınma konusunda dürüst bir yönetim sergiledi. Ancak Komün'ün en büyük stratejik hatalarından biri, Versailles hükümetine mali kaynak sağlamaya devam eden Fransa Bankası'nı kamulaştırmaktan kaçınması oldu. Bu hata, Komün Konseyi içindeki, özellikle Proudhoncu geleneğin özel mülkiyete ve merkezi mali kontrole yönelik kuşkucu yaklaşımının bir yansıması olarak okunabilir.

• Kadın Hakları: Komün, kadınların toplumsal konumunu iyileştirmeye yönelik önemli adımlar attı. 9 Nisan tarihli bir kararnameyle, savaşta ölen Ulusal Muhafızların resmi olarak evli olmayan eşlerine ve çocuklarına da maaş bağlanması kabul edildi. Bu, birlikte yaşama durumunu resmi evlilikle eşdeğer sayan devrimci bir adımdı. Ayrıca, kadın ilkokul öğretmenlerinin maaşlarının erkek öğretmenlerle eşitlenmesi kararlaştırıldı.

Komün'ün bu yapısal ve yasal reformları, sadece kâğıt üzerinde kalmadı; Paris'in toplumsal yaşamında yeni aktörleri ve dinamikleri harekete geçirerek, devrimin ruhunu sokaklara, atölyelere ve kulüplere taşıdı.

3.0 Komün Toplumu: Aktörler, İdealler ve Kültürel Etki

Paris Komünü, yalnızca yeni bir siyasi yapıya değil, aynı zamanda Paris halkının, özellikle de kadınların, entelektüellerin ve sanatçıların aktif katılımıyla şekillenen canlı bir toplumsal deneyime sahne oldu. Bu aktörler, Komün'ün ideallerini somutlaştıran, onun ruhunu ve enerjisini yaratan temel unsurlardı. Komün, barikatlarda olduğu kadar, kulüplerde yapılan ateşli tartışmalarda, kurulan kooperatif atölyelerde ve sanatçıların devrime adadığı eserlerde de yaşıyordu. Bu toplumsal dinamizmi anlamak, Komün'ün tarihsel önemini kavramak için elzemdir.

3.1 Devrimin Öncüleri: Komün'de Kadınların Rolü

Komün'de kadınlar, devrimin edilgen izleyicileri değil, en ön saflardaki aktif özneleriydi. 18 Mart ayaklanmasının fitilini ateşleyen Montmartre'lı kadınlardan, barikatlardaki çatışmalara ve sosyal kurumların örgütlenmesine kadar her alanda kilit bir rol oynadılar. Birçoğu, ideolojik olarak iktidarın alınmasına hazırdı ve bu süreçte erkek devrimcilerle omuz omuza mücadele etti.

• Louise Michel: Komün'ün en sembolik figürlerinden biri olan Louise Michel (1830-1905), bir anarşist, feminist ve eğitimci olarak tüm yaşamını devrime adadı. Proudhon'un kadınları aşağılayan görüşlerinin aksine, kadınların mutlak eşitliğini savundu ve bu konuda net bir tavır sergiledi:

• Michel, Komün boyunca hem bir savaşçı hem de bir örgütleyici olarak çalıştı. Yenilgiden sonra askeri mahkemede yargılandı ve Yeni Kaledonya'ya sürgüne gönderildi. Onun mücadelesi, Komün kadınlarının devrimci ruhunun ve cüretinin en parlak örneklerinden biridir.

• Kadınlar Birliği (Union des Femmes): Komün sırasında kurulan en önemli kadın örgütlerinden biri olan Kadınlar Birliği, kadınları mahalle temelinde örgütleyerek sağlık, savunma, eğitim ve üretim gibi alanlarda etkin kıldı. Birlik, kadınlar için kooperatif atölyeler kurma gibi somut girişimlerde bulunarak, kadın emeğini sömürüden kurtarmayı ve toplumsal üretimde onlara hak ettikleri yeri vermeyi amaçladı.

Ancak, Louise Michel ve Kadınlar Birliği gibi radikal unsurların tüm çabalarına rağmen, kadınların eğitimi, çalışma koşulları ve kreşler gibi konuların Komün Konseyi'nde yeterince ele alınmaması, devrim içindeki cinsiyet eşitliği mücadelesinin kendi iç çelişkilerini ve sınırlarını da gözler önüne sermektedir.

3.2 Komün'ün Entelektüel ve Sanatsal Yansımaları

Komün deneyi, dönemin aydınları ve sanatçıları üzerinde derin izler bıraktı. Kimi bu harekete doğrudan katılırken, kimi de uzaktan tanıklık ederek eserlerinde bu tarihsel anı ölümsüzleştirdi.

• Émile Zola'nın Tanıklığı: Ünlü yazar Émile Zola, Komün'e başlangıçta tarafsız bir mesafeden yaklaştı. Ancak Versailles hükümetinin "Kanlı Hafta" sırasında sergilediği insanlık dışı vahşeti kınamaktan geri durmadı. Bu deneyim, Zola'nın egemen sınıflara, özellikle de burjuvaziye olan güvensizliğini derinleştirdi. Komün'ün izleri, daha sonra yazdığı Germinal ve Le Débacle (Bozgun) gibi büyük romanlarında, halk ayaklanmalarına yönelik karamsar ama halktan yana olan bakış açısıyla kendini gösterir. Zola'nın gözünde Komüncüler, tüm hatalarına rağmen Fransa'nın "vatansever, cumhuriyetçi, proleter geleceğini" temsil ediyorlardı. Ancak Zola'nın tanıklığı tek yönlü bir övgü değildir; Le Débacle romanında Komüncülerin rehineleri öldürürken gösterdikleri şiddeti de eleştirerek, tanık olduğu trajedinin her iki yüzünü de yansıtmaya çalışmıştır.

• Diğer Sanatçılar ve Şairler: Gerçekçi akımın öncü ressamlarından Gustave Courbet, Komün'e aktif olarak katıldı ve sanatçıların örgütlenmesinde rol aldı. Şair Eugène Pottier ise Komün barikatlarında savaştı ve yenilginin ardından, daha sonra tüm dünya işçi hareketinin marşı haline gelecek olan "Enternasyonal"i yazdı. Bu isimler, sanatın ve entelektüel birikimin devrimci bir davayla nasıl bütünleşebileceğinin en güçlü örnekleridir.

3.3 Komün'ün İlan Edilmiş Hedefleri

Komün'ün amaç ve idealleri, 19 Nisan 1871'de yayımlanan "Fransız Halkına Bildiri"de en net ifadesini bulmuştur. Bu bildiri, sadece Paris için değil, tüm Fransa ve dünya halkları için yeni bir toplumsal düzenin manifestosuydu. Bildiri, Komün'ü şu sözlerle tanımlıyordu:

"...proletaryanın köleliğine, yurdun umutsuzluk ve felaketlerine yol açan eski hükümet ve din adamları dünyasının, militarizmin, kırtasiyeciliğin, sömürünün, tekellerin ve ayrıcalıkların sonu."

Bu bildiri, Komün'ün sadece bir yerel yönetim denemesi olmadığını, aksine kapitalist ve baskıcı devlet düzenine karşı evrensel bir meydan okuma olduğunu ilan ediyordu. Komün'ün bu yüce idealleri ve yarattığı toplumsal dinamizm, ne yazık ki Versailles hükümetinin acımasız baskısıyla kanlı bir şekilde son bulacak ve tarihe "Kanlı Hafta" olarak geçecek olan trajedinin zeminini hazırlayacaktı.

4.0 "Kanlı Hafta" ve Komün'ün Düşüşü

Paris Komünü'nün 72 günlük umut ve direniş dolu varlığı, Versailles ordusunun 21 Mayıs 1871'de Paris'e girmesiyle başlayan ve tarihe "Kanlı Hafta" (La Semaine Sanglante) olarak geçen acımasız bir katliamla sona erdi. Bu hafta boyunca yaşanan vahşet, modern tarihteki sınıf savaşlarının en şiddetli anlarından birini oluşturur. Burjuvazinin, iktidarını tehdit eden bir işçi yönetimine karşı duyduğu korku ve nefreti, Paris sokaklarını kana bulayan topyekûn bir terörle gözler önüne sermiştir.

4.1 Versailles'ın Saldırısı ve Barikat Savaşları

Thiers hükümetinin ordusu, Prusya'nın da zımni desteğiyle Paris'e girdiğinde, Komüncüler sokak sokak, barikat barikat "umutsuz ama kahramanca" bir direniş gösterdiler. Jaroslaw Dombrowski gibi askeri liderler, bu savunmada büyük bir cesaret örneği sergilediler. Ancak düzenli ordu karşısında sayıca ve teçhizatça zayıf olan Ulusal Muhafızların direnişi, şehrin batısından doğusuna doğru adım adım kırıldı. Savaş, Paris'in işçi mahallelerinde yoğunlaştı ve son direniş noktalarından biri Père Lachaise mezarlığı oldu.

4.2 Kitlesel Kıyım ve Terör

Versailles birliklerinin bastırma harekâtı, bir savaştan çok, planlı bir imha operasyonuna dönüştü. Sadece savaşan Komüncüler değil, onlara destek verdiğinden şüphelenilen her yaştan kadın, erkek ve çocuk hedef alındı.

• Rakamlarla Terör: Savaşlar sırasında ve sonrasında kurulan askeri mahkemeler tarafından öldürülen Parisli sayısının tam olarak bilinmemekle birlikte 30.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu, düzenli ordunun kayıplarının katbekat üzerindeydi.

• Yargısız İnfazlar: Yakalanan Komüncüler için herhangi bir adil yargılama söz konusu değildi. Amerikalı bir görgü tanığının aktardığı gibi, "Yargı diye bir şey yoktu... Herhangi bir teğmen keyfine göre istediği mahkumların vurulmasını emredebiliyordu." 9 Haziran 1871 tarihli Paris-Journal gazetesi, mahkûm sayısının on kişiyi geçtiği durumlarda makineli tüfek kullanılacağını bildiriyordu. Yoksul ve kötü giyimli olmak, bir kadının "petroleuse" (kundakçı) olarak yaftalanıp anında kurşuna dizilmesi için yeterli bir sebep olarak görülüyordu.

• Federe'ler Duvarı (Le Mur des Fédérés): Père Lachaise mezarlığındaki son direnişçiler, yakalandıktan sonra mezarlığın duvarlarından birinin önünde kurşuna dizildiler. Bu duvar, "Federe'ler Duvarı" adıyla, Komün'ün kahramanca direnişinin ve uğradığı acımasız katliamın ölümsüz sembolü haline geldi.

4.3 Sonuç: Mahkemeler, Sürgün ve Af

"Kanlı Hafta"nın ardından sağ kalan on binlerce Komüncü tutuklandı. Kurulan askeri mahkemeler, binlerce kişiyi idama, ağır hapis cezalarına ve sürgüne mahkûm etti. Yargılananlar arasında, ayakkabıcı Trinquet gibi devrime olan inancını son ana kadar savunan ve pişmanlık göstermeyenler de vardı. Trinquet, savunmasında şöyle diyordu:

"Komün üyeliğine hemşehrilerim tarafından seçildim, bedelini kendim ödüyorum; barikatlarda çarpıştım, orada ölmediğime pişmanım... Ben bir ihtilalciyim, inkâr etmiyorum."

Mahkûmların çoğu, Louise Michel gibi, Pasifik'teki Yeni Kaledonya adası gibi uzak sömürgelere sürüldü. Ancak Komün'ün anısı halkın bilincinde yaşamaya devam etti. Nihayet 1880 yılında çıkarılan genel afla, hayatta kalan son Komüncüler Fransa'ya dönebildiler.

Komün, fiziksel olarak ezilmiş, Paris'in sokakları kanla yıkanmıştı. Ancak bu yenilgi, Komün'ün fikirlerinin ve mirasının yok olduğu anlamına gelmiyordu. Aksine, bu trajik son, Komün efsanesini daha da güçlendirecek ve onu gelecek nesiller için bir ilham kaynağına dönüştürecekti.

5.0 Komün'ün Mirası ve Tarihsel Yorumları

Paris Komünü'nün 72 günlük kısa ömrü, uluslararası sosyalist hareketin tarihinde ve teorik tartışmalarında silinmez bir iz bırakmıştır. Fiziksel yenilgisine rağmen Komün, proletaryanın iktidarı alma ve toplumu yeniden örgütleme potansiyelini gösteren ilk somut deneyim olarak bir laboratuvar işlevi gördü. Komün'den çıkarılan dersler ve ona dair yapılan farklı yorumlar, 20. yüzyılın devrimci hareketlerini derinden etkiledi ve sosyalist düşüncenin gelişimine yön verdi.

5.1 Marx ve "Proletarya Diktatörlüğü"

Marx için Paris Komünü, kendi devlet ve devrim teorisinin tarihsel bir doğrulanmasıydı. Komün'ü, işçi sınıfının devlet olarak örgütlenmesinin ilk somut örneği, yani "proletarya diktatörlüğü" olarak analiz etti. Marx'a göre Komün'ün en büyük dersi, işçi sınıfının mevcut burjuva devlet aygıtını basitçe devralıp kendi amaçları için kullanamayacağını, aksine onu parçalayıp yerine yeni bir iktidar biçimi inşa etmesi gerektiğini göstermesiydi.

Komün, işçilerin "kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olduklarını kanıtlayan" canlı bir örnekti. Marx, Komüncülerin kahramanca mücadelesini ve trajik yenilgisini selamlarken, onun tarihsel önemini şu sözlerle vurgulamıştır: Komün, şehitleriyle birlikte, "yeni bir toplumun muzaffer öncüsü olarak daima kutlanacaktır."

5.2 Anarşist Yorum: Bakunin ve Devletin Reddi

Mihail Bakunin gibi anarşist düşünürler ise Komün'ü farklı bir perspektiften yorumladılar. Bakunin için Komün, her şeyden önce "devletin gözüpek ve belirgin bir yadsınması" idi. Onu, önceden planlanmış bir devrimden çok, "yığınların, grupların ve halk topluluklarının kendiliğinden ve sürekli eylemi" olarak gördü.

Bakunin ve takipçileri için Komün'ün değeri, kurduğu yeni devlet yapısından veya çıkardığı kararnamelerden çok, otoriteye karşı isyanın kendisindeydi. Bu yorum, Komün'ün pratik derslerini ve bir devlet olma tecrübesini ikinci plana atarken, isyanın kendiliğinden ve anti-otoriter ruhunu öne çıkardı. Bu bakış açısı, daha sonraki anarşist ve anarko-sendikalist akımları derinden besledi.

5.3 Kalıcı Semboller ve Kültürel Miras

Paris Komünü, yenilgiye uğramış olmasına rağmen, uluslararası işçi ve sosyalist hareketine bir dizi kalıcı sembol ve kültürel miras bıraktı:

• Kızıl Bayrak: Komün, burjuvazinin üç renkli bayrağının karşısına işçi sınıfının enternasyonalist mücadelesini simgeleyen kızıl bayrakla çıktı. O günden sonra kızıl bayrak, dünya çapındaki sosyalist ve komünist hareketlerin evrensel sembolü haline geldi.

• Enternasyonal Marşı: Komüncü şair Eugène Pottier tarafından yazılan Enternasyonal, tüm dünya işçilerinin ortak mücadele, birlik ve dayanışma marşı olarak tarihe geçti.

• "Göğü Fethetmek": Komüncülerin bu cüretkâr girişimi, Marx'ın deyimiyle "göğü fethetmeye kalkan" insanların kahramanlığı olarak anıldı. Bu ifade, Komün'ün devrimci iradesini ve tarihsel cüretini özetleyen bir metafor haline gelerek onun efsaneleşmesine katkıda bulundu.

6.0 Sonuç

Paris Komünü, 1871 baharında kanla bastırılmış olsa da, tarihteki ilk işçi iktidarı deneyi olarak istisnai önemini korumaktadır. 72 günlük kısa ömrüne sığdırdığı radikal demokratik ve sosyalist uygulamalarla, sadece bir şehir yönetiminden ibaret olmadığını, aksine sömürüye ve baskıya dayalı eski dünyaya kökten bir meydan okuma olduğunu kanıtlamıştır.

Komün, hataları ve başarılarıyla, kendisinden sonraki tüm sosyalist ve devrimci hareketler için hem bir ilham kaynağı hem de kritik dersler sunan bir referans noktası haline gelmiştir. Devletin nasıl dönüştürüleceği, demokrasinin nasıl derinleştirileceği ve işçi sınıfının kendi kaderini nasıl eline alabileceği gibi temel sorulara somut yanıtlar üretmeye çalışmıştır. Yenilgisiyle sonuçlanan "Kanlı Hafta"nın acımasızlığı ise, sınıf mücadelesinin şiddetini ve egemen sınıfların iktidarlarını korumak için her yola başvurabileceğini acı bir şekilde göstermiştir.

Nihayetinde Paris Komünü, proletaryanın iktidarı alma ve toplumu kendi suretinde yeniden örgütleme potansiyelini gösteren, kanla yazılmış bir efsane olarak tarih sahnesindeki yerini sağlamlaştırmıştır. Onun mirası, sadece barikatlarda can veren binlerce isimsiz kahramanın anısında değil, aynı zamanda eşitlik ve özgürlük mücadelesinin evrensel hafızasında yaşamaya devam etmektedir.

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Fransa’da İç Savaş – Karl Marx

Hazırlayan: Mahmut Boyuneğmez


Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü değerlendirdiği eserin adı, Fransa’da İç Savaş’tır. Bu eseri değerlendirmeden önce, Paris Komün’üne nelerin yol açtığına ve sonrasındaki gelişmelere değinelim.

2 Aralık 1851 hükümet darbesinden doğan 2. İmparatorluk, 2 Aralık 1852’den beri iktidardadır. 1870’e gelindiğinde kapitalizmin gelişmesini sağlayan ve burjuvazinin iktisadi yükselişini kolaylaştıran imparatorluk rejimi, artık burjuvazinin gereksinimlerine uygun değildir. İmparatorluğu sürdürme ereğiyle 19 Temmuz 1870’de Prusya’ya açılan savaşta, 2 Eylül’de Sedan yenilgisi ve 3. Napoleon’un esir düşmesi gerçekleşir. Burjuva cumhuriyetçiliği yeniden belirmiştir; 1869 seçimlerinde cumhuriyetçiler yasama meclisinde 30 koltuk ve büyük kentlerde de büyük bir çoğunluk kazanır. İşçi sınıfıysa sayı, güç ve örgütlenme olarak büyümüştür.1866 yılında Fransa’da 37 milyonluk nüfusun 4 milyon 700 bini, Paris nüfusu olan 1 milyon 850 bin kişinin 442 bini işçidir. İşçilerin direnme, yardımlaşma, dayanışma dernekleri, kooperatif lokantaları, sendikaları, sendikal federasyonları bulunmaktadır. 1. Enternasyonal 28 Eylül 1864’te Londra’da kurulmuş, Fransa seksiyonu 1865 başlarında örgütlenmiştir. Enternasyonal’in 1870’e gelindiğinde 300 bin üyesi bulunmaktadır. İşçi sınıfı içerisinde Blankiciler ve Proudhoncular etkilidir; 1. Enternasyonal’in kuruluşu sonrasında Marksizm de giderek etkin olmaya başlar. Özetle Komün öncesinde işçi sınıfı hareketi belirli ölçülerde gelişmiş ve güçlenmiştir. Komün, işte bu ortamda ve bu toplumsal dinamiklerin varlığında gerçekleşir.

1870 yılındaki Fransa-Prusya arasındaki savaşta Fransa’nın yenilmesi, 2. İmparatorluk rejiminin çökmesine yol açar. 18 Mart 1871’de Paris’te bir proletarya devrimi başlar ve ilk proleter devlet olan Paris Komünü kurulur. Paris komününün “ilk tarihçisi ve vak’a nüvisi Marx”tır. Marx ve Engels ayrıca, çeşitli ülkelerdeki Komünü destekleme hareketlerinin eşgüdümünü sağlamaya çalışır, bu hareketlere yön vermeye uğraşır.

Fransa ile Prusya arasındaki savaş, 1870 Temmuz ayında başlar. Marx, Uluslararası Emekçiler Derneği (1. Enternasyonal) Genel Konsey’ine, savaş üzerine bir bildiri yayınlama önerisini getirir. 26 Temmuz 1870’te Marx’ın yazdığı “Çağrı” ya da “Tebliğ”, Genel Konsey’de okunur ve kabul edilir. Bu metin, broşür halinde ve basında da yayınlanır. Marx burada, 2. İmparatorluğun yenilgisinin Fransa’yı tekrar canlandıracağını ve Almanya’nın birliğinin önündeki engellerden birinin, bu yenilgiyle kalkacağını belirtir. Alman işçileri, Prusya militaristlerinin yönetimi altında Fransa halkına karşı savaşmamaları gerektiği konusunda uyarmaktadır. Marx, savaşın böyle bir dönüşüme uğrayabileceğini belirtir.

Louis Bonaparte 1-2 Eylül 1870’te Sedan’da esir düşer ve Fransız ordularından biri burada yenilir. Fransa’da 4 Eylül 1870’te sağ kanat cumhuriyetçilerden ve monarşistlerden oluşan bir geçici hükümet kurulur. Bu hükümet, savaşta teslimiyeti yeni kurulan cumhuriyetin üzerine yıkmak ve monarşinin yeniden inşasına yeltenmek üzere Bismack’la gizli bir anlaşma çerçevesinde uzlaşır. 2. İmparatorluğun çöküşüyle birlikte savaş yeni bir aşamaya girmiştir. Marx, Prusya’nın ilhakçı planlarını Genel Konsey’in Fransa-Prusya Savaşı Üzerine İkinci “Çağrı”sı ya da “Tebliği”nde ortaya koymuştur. İşçilerin Fransa’da kurulan cumhuriyet’in tanınmasına dönük çalışmalar yapmalarını isteyen bu çağrı, Fransa’nın parçalanmasına ve istila edilmesine karşı çıkılması gerektiğini belirtir. Marx proletaryanın bu aşamada ayaklanmasınınsa, bir çılgınlık olacağını vurgular. Bu ikinci metin, 9 Eylül 1870’te Genel Konsey tarafından onaylanır ve 11-13 Eylül’de Londra’da ayrı bir kitapçık olarak yayınlanır. Marx ve Genel Konsey’in İngiliz üyeleri İngiltere’de, Fransa’daki cumhuriyetin tanınması için bir kampanya başlatır. Bu arada Engels 20 Eylül 1870’te Londra’ya gelir ve Marx’ın evinin az ilerisindeki bir eve yerleşir. Ticaret işlerini bırakan Engels, Genel Konsey’e 4 Ekim’de kabul edilir ve Belçika, İspanya ve İtalya haberleşme sekreteri yapılır. Marx ve Engels, Fransa’da kurulan hükümetin oynadıkları haince rolü, savaşın bu hükümet tarafından haince yönetilmesini ve burjuvazinin teslimiyetçi tutumunu ortaya koyarlar.

18 Mart 1871’deki proleter ayaklanma, Paris Komünü’nün ilanına yola açar. Buna karşı olarak, Versailles’da gerici Ulusal Meclis ve Paris’ten kaçan Thiers’in hükümeti bulunmaktadır. Paris ile Versailles arasında iç savaş yaşanmaktadır. Komün’de baş aktör konumundaki işçiler arasında, 2. İmparatorluğun son yıllarında sosyalist propaganda aktif biçimde yürütülmüştür. Komün Genel Konsey’inde 90 üye içerisinde 25 işçi bulunmaktadır. Konsey çoğunluk ve azınlık olarak bölünmüştür. Çoğunluk içerisinde 5 “Jakoben”, 25-30 kadar bağımsız devrimci, 12 Blankist, azınlık içerisinde Proudhoncular ve Marx’ın düşüncelerinin etkisi altında bulunan 3 üye (Frankel, Benoit Malon, Serraillier) bulunmaktadır. Enternasyonal, komünü yaratmak için bir çabada bulunmamıştır, fakat Komünü kuran işçiler ideolojik açıdan Enternasyonal’e bağlıdır. Birçok ülkedeki işçiler de, başından itibaren Komün davasını Enternasyonal’in davası olarak benimser ve onu savunur.

26 Mart 1871’de Komün seçilinceye kadar iktidar, Ulusal Muhafızlar Merkez Komitesi’nin elindedir. Bu Merkez Komitesi ölümcül bir hata içindedir. Marx 6 Nisan’da Liebknecht’e şunları yazar: “(…) birinci olarak düşman güçlere toplanması için zaman kazandırdılar. İkinci olarak da iktidarı gasp etmiş gibi görünmemek için Versailles’ın üzerine yürüyecek yerde bir sürü değerli zamanı Komün seçimiyle harcadılar; bir yığın zamanı da Komün örgütlenmesi vb. ile kaybettiler.” (Karl Marx Biyografi, SSCB Bilimler Akademisi, Sorun Yayınları, s. 415). Oysa devrimci hareket ülke çapına yayılmalı ve diğer eyaletlerdeki devrimci unsurların desteği alınmalıdır. Resmi Gazete derhal Merkez Komite’nin yönetimi altına alınmalı, Fransız bankası ve Rothschild Banksı rezervlerine el konulmalıdır. Versailles’in üzerine mutlaka yürünmeli ve tüm karşı-devrimci unsurlar ezilmelidir. Ulusal Muhafızlar Merkez Komitesi, bunların hiçbirini yapmaya girişmez. Marx, Kugelman’a yazdığı bir mektupta, Fransa’daki Prusya işgalinin Paris işçilerinin aleyhinde tayin edici bir etken olduğunu belirtir. Şunları da ekler: “Paris’teki mücadeleyle birlikte işçi sınıfının kapitalist sınıfa ve onun devletine karşı mücadelesi yeni bir evreye girmiştir. Bunun şimdiki sonucu ne olursa olsun dünya çapında önem taşıyan yeni bir hareket noktası kazanılmıştır.” (a.g.e, s. 416).

Marx Eylül 1870’te, yani Komün’den 6 ay önce ayaklanmanın çılgınlık olacağını belirtmiştir, fakat şimdi gelişen hareketle ilişkilenmeye ve ona müdahale etmeye, komünarlarla ilişki kurmaya çalışır. 1. Enternasyonal Genel Konsey’inin kararıyla Auguste Serrailier Paris’e gönderilir. Serrailier, Marx’a mektuplar göndererek bilgi vermektedir. Versailles ve Prusya polisi Paris’i kuşatma altına aldığında, mektupların banliyölerden postalanması gerekir. Genel Konsey’in Jung ile haberleşen Yelisaveta Dmitriyeva aracılığıyla da komünarlarla ilişkisi vardır. Mektup getirme işini Lafague da üstlenmiştir. Marx ayrıca komünarlardan Frankel ve Varlin’le de temas kurmuştur. Paris’teki karşı-devrimcilere karşı daha kararlı eylem, Versailles’a saldırı, Paris’in tecridinin kırılması ve Fransız bankasının fonlarına el konulması… Bunlar Marx’ın komünarlara öğütleridir. Hatta Paris’in düşmesinden on gün kadar önce komünarlara, Bismarck ve Dışişleri bakanı Favre arasında Komün’e karşı imzalanan gizli anlaşmayı haber veren Marx, düşmanlarının 26 Mayıs dolaylarında kesin darbelerini indirmelerini beklemeleri konusunda onları uyarır.

Thiers hükümeti, Komün’ü diğer Fransa eyaletlerinden tecrit etmek için çalışmaktadır. Bütün ülkelerde, sağ basın da Komün’e dair yalan ve iftira üretimine koyulmuştur. Buna karşı Enternasyonal ve Marx’ın Komün ile dayanışma yönünde çalışmaları olur. Paris’in yarısı Prusya kuşatması altındadır. Diğer yarısıysa köylüler ve taşra küçük-burjuvazisi tarafından çevrelenmiş, tecrit edilmiştir. Bismarck, Paris’e boyun eğdirmek için 100 bin Fransız tutsağı serbest bırakmıştır. Bismarck ile Fransa burjuvazisi ve büyük toprak sahipleri ittifak halindedir. Fransa’nın Marsilya, Lyon, Saint-Etienne, Dijon gibi bazı büyük kentlerinde işçiler ayaklanıp, komün ilan etmeye yeltenseler de, bunlar bastırılmıştır. Paris yalnızdır.

Genel Konsey 18 Nisan 1871’de Komün üzerine bir tebliğ yazılmasına karar verir. Marx’tan bunu yerine getirmesini ister. Fransa’da İç Savaş adlı bu tebliğ, 30 Mayıs’ta Konsey’de Marx tarafından okunur ve oy birliğiyle kabul edilir. 1000 nüshalık ilk İngilizce baskı 13 Haziran 1871’de, 2000 nüshalık ikinci baskı Haziran sonunda çıkarılır. Ağustosta üçüncü baskısı yapılan Fransa’da İç savaş, Almanca, Fransızca, Hollandaca, Danimarkaca, Flamanca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Sırpça, Hırvatça ve öteki dillerde de yayınlanacaktır.

Şimdi, Fransa’da İç Savaş’ta yer alan saptamalara ve genel olarak Komün’den çıkarılan derslere bakabiliriz.

Bir: Paris Komünü kendiliğinden bir kalkışmayla, iktidarın işçilere ve onun yanında saf tutan küçük-burjuvaziye geçişidir. Paris Komünü, proletarya diktatörlüğünün ilk tarihsel biçimidir. Başka bir deyişle Paris Komünü, sosyalist devletin tarihsel prototipidir. Proletarya diktatörlüğü, işçi sınıfı ve emekçilerin siyasal egemenliğini, siyasi iktidarın proleter sınıf karakterini vurgular (Bu konuyu işleyen bir kitap; Hal Draper, Proletarya Diktatörlüğü Tartışması, Belge Yayınları, 1990).

İki: Komünün burjuva devlet makinesini (bu aygıt temel olarak ordu, polis ve diğer bürokrasiden oluşur) tasfiye etmeye dönük eylemleri, sosyalist devrimin zaferinin temel koşullarından biridir. Eski ordu ve polis örgütlenmesinin, eski idari ve hukuki kurumların, kısacası burjuva devletin bürokratik aygıtının tasfiyesi, Komün’ün temel tarihsel eylemidir. Marx, sosyalist devrimin, burjuva devletin bürokratik aygıtını “yıkması” gerektiği düşüncesine, Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’inde varmıştır.

Üç: Burjuva devlet aygıtını sosyalizmde, sosyalist amaçlarla olduğu gibi kullanmanın mümkün olduğu şeklindeki anlayış, Komün’le birlikte tarihsel olarak olumsuzlanmıştır. Bu aygıtın hem tasfiye edilecek hem de dönüştürülecek öğeleri bulunmaktadır. Sosyalist devrim, sosyalist tipte yeni bir devleti kurar ve örgütler. Devlet iktidarının organları olan ordu, polis, yargı ve diğer bürokratik aygıtların “yıkılması” ya da “parçalanması”ndan kastedilen, bunların yapılanma ve işleyişinin dönüştürülmesi, halkın katılımıyla yeni organların örgütlenmesidir. Bürokrasi ortadan kaldırılacak, demokratik merkeziyetçilik işleyiş mekanizması olacaktır.

Dört: Anarşistlerin devrim anlayışı da Komün tarafından olumsuzlanmıştır. Sosyalist devrim, devletin tasfiyesi ve ortadan kaldırılmasını değil; burjuva devlet işleyişinin tasfiyesi ve kurumların dönüştürülmesiyle birlikte yürüyen proletarya diktatörlüğünün, yani sosyalist devletin inşasını içerir. Emeğin kurtuluşu için proletarya diktatörlüğü=sosyalist devlet, proletaryanın örgütlenmiş siyasal egemenliği, yani iktidarı ve merkezileştirilmiş otoritesi zorunludur.

Beş: Komün’ün iktidarı, demokratiktir. İktidar araçlarındaki görevliler ve memurlar seçilmektedir ve onlardan hesap sorulabilmektedir. Sosyalist devlette, sosyalist demokrasi yürürlüktedir. Komün, parlamenter bir örgütlenme değildir. Burjuva parlamentarizmi, yozlaşmış bir kurum durumundadır. Temsil organları korunarak, bunların sorumlu ve etkin kılınması sağlandığında, sonu gelmez ve içeriği boş tartışma platformu haline gelen meclislerin çalışma ve işleyişi tasfiye edilmiş olacaktır. Meclislerin kendileri değil, ama işleyiş ve yapılanışı tasfiye edilecektir.

Altı: Sosyalist iktidar, burjuvazinin iktidarı tekrar ele geçirmesine dönük çabalarına engel olmak için yeterince sağlamlaştırılmış ve merkezileşmiş olmalıdır. Komün’ün Versailles’ın karşı-devrimci gücünü bastırması ve ezmesi, Fransa’nın diğer eyaletlerindeki devrimci güçlerle ilişki kurması ve başka devletlerden gelecek saldırılara karşı güçlü bir merkezi iktidar kurması gerekmektedir. Bu konuda yetersiz kalınmış, hata yapılmıştır. Paris’in askeri güçleri başlangıçta Versailles’in askeri güçlerinin üstündedir ve Thiers’in kaçışı sonrasında moral üstünlük de Paris’li güçlerdedir. Fakat Versailles’lı birliklerin demoralize durumda oluşu ve dağılmaya hazır durumları değerlendirilmemiştir. Beklemeci tavrı, komünün yanlışıdır. Komün kır emekçilerinin desteğini alamaz. Eşgüdümden yoksun diğer kent ayaklanmaları da başarısız kalır. Komün ulusal birliğin örgütlenmesi planında başarılı olamaz.

Yedi: İktidarın ülke çapında sağlamlaştırılması ve merkezileştirilmesi, emekçi köylülüğün ve şehir küçük-burjuvazisinin kazanılması ve çıkarlarının savunulmasıyla birlikte gerçekleşir. Komün, kira borçlarının kaldırılması, ticari kredilerin ödenmesinin ertelenmesi ve bunlardan alınan faizin kaldırılması konularında çıkardığı kararnamelerle kent küçük-burjuvazisinin çıkarlarını korur. Toplumsal ilişkilerin dönüştürülmesiyse uzun bir süreçtir, fakat toplumsal dönüşüm için yapılması gereken temel işlem, üretim araçlarının, toprağın ve sermayenin kamulaştırılmasıdır. 72 gün yaşayan Komün’ün toplumsal ilişkileri dönüştürmeye yetecek ömrü olmaz. Paris’ten kaçan kapitalistlere ait fabrika ve atölyelerin işçi derneklerine aktarılması örneğinde olduğu gibi, bu konuda üzerinde yürünülecek çizgide atılması gereken ilk örnek adımları atmasını becerir. Fakat örneğin özel fabrika ve işyerleri ile Fransız bankasının kamulaştırılması yapılmaz. Komüncülerin arasında Proudhon’un “adaletli değişim” teorisinin egemen oluşu, yani siyasal bilinç yetersizliği, bu durumun oluşmasında önemlidir. Fransız Bankası özel bir statüye sahip, kâğıt para emisyonu yapan, Rothschild ve Mallet gibi finans burjuvazisi tarafından yönetilen özel bir bankadır. Bu bankaya el koymak demek, Versailles hükümetinin kredilerini kesmek ve günlük gereksinimlerini karşılamak için gerekli tutarı bankadan istemekle yetinen Komün’ün devrimin gereksinimlerini etkinlikle karşılaması demektir. Komün ayrıca eski işgünü süresini sürdürüp, 8 saatlik işgününü getirmez ve eski vergileri de korumuştur.

Sekiz: Komün’ün yenilgisinin en temel nedeni, proleter iktidarın, bir parti olarak örgütlenmiş işçi sınıfının elinde olmamasıdır. Komün’de etkin olan politik kadrolar Blankiciler ve sol-kanat Proudhonculardır. Bunlar, aralarında uyuşmazlıklar bulunan ve “karanlıkta el yordamıyla” ilerleyen politik kadrolardır. İktidarın elde tutulması ve tutarlı toplumsal dönüşümlere girişilebilmesi için, devrimci partinin, yani öncü örgütlenmenin olması şarttır.

Komün’ün sosyalist ve demokratik uygulamaları şunlardır:

- Sürekli ordu ve polisin tasfiyesi, yerine halktan insanların silahlandırılması (bu ordunun yeniden örgütlenmesi anlamına gelir) ve polisin siyasal işlevinden ayrıştırılarak, bu kamu görevlilerinin seçimle belirlenmesi,

- Kilisenin devletten ayrılması, kilise mallarının kamulaştırılması ve din işleri bütçesinin kaldırılması (papazların devlet tarafından beslenmesinin kaldırılması),

- Öğretim kurumlarının laikleştirilmesi, zorunlu, parasız ve laik eğitim,

- Parasız adalet, yargıçların ve tüm devlet görevlilerinin toplumun ilgili kesimleri tarafından seçimi, yine bunlar tarafından görevden geri alınabilmesi,

- Kalıcı biçimde demokratik oy kullanma hakkının getirilmesi,

- Devlet memurlarının seçimle gelmeleri ve kendilerinden hesap sorulabilmesi (bürokrasinin kaldırılması),

- Yasama ve yürütmenin komünde birleştirilerek alınan kararları etkin biçimde uygulama sorumluluğunun getirilmesi,

- Yurttaşların komün işlerine kulüpler, sendikalar, gazeteler gibi araçlarla müdahalesinin tanınması, halkın iktidara katılımının sağlanması (örneğin sendikaların Komün komisyonlarında temsilcileri bulunur, halkın mahalle komiteleri, belediyeler, ilçe konseyleri, yönetim konseylerinde temsilcileri vardır),

- Hükümet üyelerinin ve devlet memurlarının maaşlarının işçi ücretleriyle eşit kılınması, makam ve ikbal avcılığına son verilmesi,

- Özel iş bulma bürolarının kaldırılması/yeniden örgütlenmesi, asgari ücret güvencesinin tanınması,

- Kadınlara çalışma hakkının tanınması, gece çalışmasının yasaklanması ve işçilere kesilen para cezaları sisteminin kaldırılmasıdır.

İşte bu uygulamalarıyla bilinen ve 72 gün süren (18 Mart-28 Mayıs 1871), tarihteki ilk işçi sınıfı iktidarı Paris Komün’ünden çıkarılan dersler, bunlardır.

Notlar:

1. Komün’ün bastırılmasında burjuvazinin “caniliği” şu şekildedir: a) idam ve infazlar, b) sıkıyönetim ve askeri mahkemelerin kararlarıyla 35 bin kişinin idamı, c) savaş konseylerinin 13 bin mahkûmiyet kararı, d) 7 bini aşkın komüncünün sürgün edilmesi. “Burjuvazi her şeye hazırdır. Bugün: liberaller, cumhuriyetçi radikaller; yarın: ihanet, kurşuna dizmeler.” (Lenin)

2. Fransa’da monarşinin yerine cumhuriyetin kalıcı biçimde geçişi, Paris Komünü’nden sonra gerçekleşir. Değişik ülkelerde işçi sınıfı partilerinin yaygın biçimde kuruluşu da, Paris Komünü sonrasında gözlenir. Komün sonrasında, 1917 Ekim Sosyalist Devrimiyle, dünya sosyalist cumhuriyetinin, dünya komününün kurulması yolunda devasa adımlar atılır. Komün’ün mirası, Sovyetler Birliği’yle devam ettirilir.

3. Komüncü Eugene Pottier’in 1871 Temmuz’unda yazdığı şarkı olan “Enternasyonal”, Komün’den doğmuştur.

4. Paris Komün’ü üzerine okunması yararlı kitaplar şunlardır:

i.      Marx, Fransa’da İç savaş, Sol yayınları
ii.     Lenin, Komün Dersleri, Sol Yayınları
iii.   Karl Marx Biyografi, SSCB Bilimler Akademisi, Sorun yayınları, 12. Bölüm: Paris Komünü, s. 407-424
iv.  Şu anda satışı olmayan bir kitap: Paris Komünü ve Marksizm, Yazarlar: B. Tartakovski, C. Galman, I. Bach, N. Y. Kolpinski, V. Gurbunov, V. Kunia, V. Yeremina, Sarmal Yayınevi, 1996
v.    Paris Komünü’nün çizgi romanı olan bir kitap: Tardi Vautrin, Halkın Çığlığı - Paris Komünü 1-2, Versus Kitap Yayınları, 2010

[MANTIK]: MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

[DEVRİM BİLİMİ]

E-KİTAP AKTÜALİTEYE MARKSİST YAKLAŞIM: PERSPEKTİFLER

MARKSİZM NEDİR? KLASİKLERİ OKURKEN

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]