Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi

1 Şubat 2026 Pazar

Evrim Kuramı Üzerine Sorular

MAR

Özet

Bu yazı, Charles Devillers ve Henri Tintant'ın Evrim Kuramı Üzerine Sorular adlı eserindeki temel temaları, merkezi argümanları ve epistemolojik yaklaşımları sentezlemektedir. Kitap, evrim düşüncesinin tarihsel gelişimini ele alırken, 20. yüzyıl bilimsel devrimlerinin ışığında evrim kuramının kendisini ve dayandığı bilimsel çerçeveyi sorgulamaktadır.

Yazarlar, evrimin artık bir olgu olarak kabul edildiğini ancak işleyişini açıklayan mekanizmaların hala yoğun tartışmalara konu olduğunu vurgulamaktadır. Klasik bilimin determinist, öngörülebilir ve yasalara dayalı dünya görüşünün, özellikle evrim gibi tarihsel ve olgusal bir süreç için yetersiz kaldığını savunurlar. Einstein, Popper, Kuhn’un ve kaos teorisi gibi gelişmelerin, biyolojiye "zayıf bilim" olarak bakmak yerine, kendine özgü yaklaşımları olan tarihsel bir bilim olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini belirtirler.

Kitabın ana argümanları şunlardır:

1. Evrim Tarihsel Bir Süreçtir: Evrim, yinelenemez, tekil olayların (olguların) bir zinciridir ve bu nedenle fizik bilimlerindeki gibi evrensel, öngörücü "yasalarla" açıklanamaz. Boy uzaması, gelişen özelleşme veya özetleme gibi öne sürülen "yasalar", istisnaları olan eğilimlerden ibarettir.

2. Rastlantı ve Zorunluluğun Diyalektiği: Evrim, ne tamamen kör bir rastlantının ürünüdür ne de önceden belirlenmiş bir zorunluluğun sonucudur. Genetik değişimlerin kökenindeki kestirilemezlik (rastlantı) ile organizmanın yapısından, tarihinden ve çevreden kaynaklanan kısıtlamalar ve yönelimler (zorunluluk/yönlenebilirlik) arasında sürekli bir etkileşim vardır.

3. Doğal Ayıklanmanın Karmaşık Rolü: Darwin'in temel taşı olan doğal ayıklanma, her şeye gücü yeten yaratıcı bir kuvvet değildir. Daha çok, popülasyonların genetik mirası üzerinde çalışan, uyarlanmayı sağlayan ancak yenilik yaratmayan bir düzenleyici süreçtir. Etkisi, tutucu, yönlendirici veya farklılaştırıcı olabilir ve her zaman rastlantısal yok oluşlarla dengelenir.

4. Panadaptasyonizmin Eleştirisi: Bir organizmanın her özelliğinin bir uyarlanma ürünü olduğu fikri (panadaptasyonizm) eleştirilir. Evrim, mükemmel tasarımlar değil, mevcut tarihsel ve yapısal malzemelerle "elden geçirilmiş" (F. Jacob) çözümler üretir.

5. Sentetik Kuramın Gelişimi ve Sınırları: Darwinciliğin genetikle birleşmesiyle ortaya çıkan Sentetik Evrim Kuramı, alana büyük bir ivme kazandırmış olsa da bitmiş bir dogma değildir. Sürekli yeni verilerle (moleküler genetik, embriyoloji vb.) zenginleşen ve eleştirilere açık bir referans sistemidir.

Sonuç olarak eser, evrimi, kesin yasalara indirgenemeyecek kadar karmaşık, kestirilemezliğin ve tarihsel zorunlulukların iç içe geçtiği, sürekli devam eden ve olasılıklar kadar kısıtlamalarla da şekillenen dinamik bir süreç olarak sunmaktadır.

1. Evrim Düşüncesinin Gelişimi ve Modern Sentez

Kitap, evrim düşüncesinin doğuşundan günümüzdeki tartışmalara kadar olan tarihsel süreci ana hatlarıyla ortaya koymaktadır. Bu süreç, bir dizi fikrin çatışması, birleşmesi ve dönüşümüyle karakterize edilir.

Evrim Fikrinin Doğuşu

Evrimsel değişim fikri, Darwin'den önce de mevcuttu ancak sistematik bir kuramdan yoksundu.

• Maupertuis (1751): "Rastlantısal ürünler" ve "sürekli yinelenen sapmalar" yoluyla ortak bir kökenden türlerin çeşitlendiği fikrini ilk dile getirenlerdendir.

• Buffon (1753): Türler arası geçiş olasılığını düşünmüş ancak evrimi sadece "dejenerasyon" (bozulma) olarak gördüğü ve soyaçekim anlayışı nedeniyle bu fikri reddetmiştir.

• Lamarck (1809): En önemli başarısı, varlıkların statik derecelenmesini (doğadaki varlıklar merdiveni) zamana ve soya yansıtması olmuştur. Çevresel koşulların yarattığı ihtiyaçların organların kullanımını değiştirdiğini ve bu "kazanılmış karakterlerin" sonraki nesillere aktarıldığını öne sürmüştür.

• Charles Darwin (1859): Evrim kuramını tutarlı bir sisteme oturtmuştur. Temel önermeleri şunlardır:

    ◦ Değişebilirlik: Aynı türün bireyleri arasında farklılıklar vardır ve bu, türün temel özelliğidir.

    ◦ Topluluk Düşüncesi: Tür, her biri tek olan bireylerden oluşan bir bütündür.

    ◦ Üreme Kapasitesi: Canlılar, kaynakların taşıma kapasitesinden çok daha fazla yavru üretme eğilimindedir (Malthus'tan alınan fikir).

    ◦ Doğal Ayıklanma: Kaynaklar sınırlı olduğu için bireyler arasında bir "yaşam mücadelesi" ortaya çıkar. Çevreye daha uygun özelliklere sahip olanlar hayatta kalır ve ürer.

    ◦ Uyarlanma: Ayıklanma, türlerin çevrelerine sürekli uyum sağlamasını organize eder.

    ◦ Derecelilik (Gradualism): Evrim, zaman içinde çok küçük dönüşümlerin birikmesiyle yavaş yavaş ilerler.

    ◦ Ortak Köken: Farklı türler, ortak bir atadan karakter ayrılığıyla türemiştir.

Darwincilik-Genetik Çatışması ve Sentetik Kuram

20. yüzyılın başında Mendel genetiğinin yeniden keşfi, başlangıçta Darwincilik ile bir çatışmaya yol açmıştır.

• Çatışmanın Nedenleri:

    ◦ Değişinimcilik (Mutationism): H. de Vries gibi bilim insanları, türlerin küçük, birikimli değişimlerle değil, büyük ve ani sıçramalarla (mutasyonlarla) ortaya çıktığını savunuyordu.

    ◦ Kesintili vs. Sürekli Değişim: Genetik mutasyonlar kesintili bir doğaya sahipken, doğabilimciler evrimde süreklilik gözlemliyordu.

    ◦ Ayıklanmanın Rolü: İlk genetikçiler, evrimin itici gücünün mutasyonların sıklığı ("baskıları") olduğunu düşünüyor ve doğal ayıklanmanın rolünü küçümsüyordu.

• Çözüm ve Sentetik Kuramın Doğuşu: 1920-1930'larda popülasyon genetiğinin gelişmesi, bu iki alanı birleştirmiştir. Bu yeni yaklaşım, evrimin birimini bireyden popülasyona kaydırmıştır.

    ◦ Sentetik Evrim Kuramı: Th. Dobzhansky, J. Huxley, E. Mayr ve G. G. Simpson gibi isimlerin öncülüğünde, Darwincilik, genetik, sistematik ve paleontoloji bir araya getirilmiştir. Bu kuram, evrimin temel mekanizmasını, bir popülasyon içindeki gen frekanslarının doğal ayıklanma, genetik sürüklenme, mutasyon ve gen akışı gibi etkenlerle zaman içinde değişmesi olarak tanımlar.

Güncel Sorunlar ve Tartışmalar

Sentetik kuram bir dogma değildir ve günümüzde de tartışılan birçok konu bulunmaktadır.

• Derececilik vs. Kesintili Denge: Darwin'in yavaş ve sürekli değişim fikrine (derececilik) karşılık, N. Eldredge ve S. J. Gould, türlerin uzun durağanlık dönemleri geçirdiğini ve türleşmenin jeolojik olarak kısa süren hızlı değişim dönemleriyle kesintiye uğradığını öne süren "kesintili dengeler" (punktüalizm) modelini geliştirmiştir.

• Üniter Tez vs. Düalist Tez: Evrimdeki tüm değişimlerin (küçük ve büyük ölçekli) aynı mekanizmalarla mı (üniter tez) yoksa farklı süreçlerle mi (tür içi mikro-evrim ve türler arası makro-evrim ayrımı - düalist tez) gerçekleştiği tartışılmaktadır.

• Yönlenebilirlik ve Kestirilemezlik: Kitap, evrimin hem kestirilemez (rastlantısal) unsurlar hem de organizmanın yapısından ve çevreden kaynaklanan zorlayıcı, yönlendirici unsurlar içerdiğini ve bu ikisinin bir diyalektiği olduğunu vurgular.

2. Biyolojide Klasik Bilimsel Paradigmanın ve "Yasa" Kavramının Eleştirisi

Yazarlar, evrim kuramını anlamak için klasik bilimin postulatlarının ve sınırlarının anlaşılması gerektiğini savunur. Evrim, tarihsel bir bilim olduğu için, fizik gibi "kesin" bilimlerin çerçevesiyle tam olarak kavranamaz.

Klasik Bilimsel Çerçevenin Sarsılması

Klasik bilim, evrenin insan beyni tarafından tam olarak anlaşılabileceği, matematiksel yasalarla öngörülebileceği ve basit parçalara indirgenerek analiz edilebileceği varsayımlarına dayanır. Ancak 20. yüzyıldaki gelişmeler bu postulatları temelden sarsmıştır:

• Fizikteki Devrimler: Kuantum teorisi ve Heisenberg'in belirsizlik/kesinsizlik ilkesi, evrenin basit ve açık seçik denklemlerle tam olarak bilinebileceği fikrini sona erdirmiştir.

• Karmaşıklık ve Kaos: B. Mandelbrot'un parçalı yapı (fraktal) çalışmaları ve E. Lorenz'in kaos bilimi, basit sistemlerde bile başlangıç koşullarındaki çok küçük değişikliklerin öngörülemez ve çok büyük sonuçlara yol açabileceğini göstermiştir. Lorenz'in "Brezilya'da kanat çırpan bir kelebek Teksas'ta bir fırtınaya yol açabilir!" sözü bu "kelebek etkisini" özetler.

(Bu fikirler hatalıdır. Birincisi: Kuantum fiziği mikrokozmosta insan beyni tarafından tam olarak anlaşılamayan bir şeyler olduğunu göstermemiştir. Heisenberg’in kesinsizlik ilkesindeki momentum ile konumun aynı anda yüksek kesinlikle saptanamazlığı, gerçekliğin bu katmanındaki özsel bir niteliktir, insanların bilgi eksikliğinden ya da kavrayış yetersizliğinden kaynaklanmaz. Bu ölçekte de gerçeklik tam olarak anlaşılmaktadır ve gelecekte daha fazla anlaşılacaktır. Fakat gerçekliğin yapısı bu ölçekte makrokozmostakinden farklı özellikler göstermektedir. İkincisi: Her bilim dalında matematiksel dille ifadelendirilmiş yasalar bulunmaz. Tarih bilimi ve biyoloji buna örnektir. Kuantum fiziğinde ya da görelilik teorisindeyse, matematiksel formüllerle dillendirilen nesnel yasalar incelenir ve bunların ön deyileri/öngörüleri doğrulanmıştır. Üçüncüsü: Sistemlerin, ögelerinin toplamından büyük olduğu doğrudur. Sistemlerde yeni organizasyonla ortaya yeni nitelikler çıkar ve buna belirme denmektedir. Fakat sistemleri anlamak için yapı taşlarını incelemek, öğelerini analiz etmek de gerekir.-Mahmut Boyuneğmez)

Epistemoloji ve Biyoloji

Bu bilimsel devrim, bilim felsefesinde (epistemoloji) de önemli değişikliklere yol açmıştır:

• Karl Popper: Bilimin tümevarımcı mantıkla değil, tümdengelimli-varsayımsal yöntemle ilerlediğini savunur. Bir kuramın bilimsel olabilmesi için "çürütülebilir" olması gerekir.

(Oysa Popper’in bu önermesi hatalıdır. Bir kuramın bilimsel olabilmesi için test edilebilir ve geliştirilebilir olması gerekir. Görelilik teorisi, klasik fiziğin pabucunu dama atmamıştır, onu kapsayarak aşmıştır/geliştirmiştir. Dünya üzerinde roketlerin hareketi de dahil olmak üzere Newtoncu klasik fiziğin yasalarıyla sorun olmadan çalışılmaktadır. Fakat evren ölçeğinde ışık hızına yakın hızlarda bu fiziksel yasalar geçersizleşmekte ve göreliliğin formülasyonları işlerlik kazanmaktadır -Mahmut Boyuneğmez)

• Thomas Kuhn: Bilimin, belirli bir "paradigma" (inançlar ve değerler bütünü) içinde yapılan "normal bilim" dönemleri ve bu paradigmayı sarsan "anomaliler" biriktiğinde yaşanan "bilimsel devrimler" ile ilerlediğini öne sürer. Evrimin tarihi, Linne'nin değişmezci paradigmasından Darwin'in evrimci paradigmasına geçişle bu modele iyi bir örnek oluşturur.

Biyolojide "Yasaların" Geçersizliği

Kitap, paleontolojide öne sürülen evrim "yasalarının" neden evrensel yasalar olmadığını örneklerle açıklar:

• Boy Uzaması Yasası: Birçok soyda (memeliler gibi) boyun zamanla arttığı gözlemlense de, bu genel bir kural değildir. Birçok soyda duraklama, hatta küçülme (cüce filler) görülür. Bu, bir yasadan çok, çevre koşullarına bağlı bir eğilimdir.

• Gelişen Özelleşme Yasası: Evrimin sürekli olarak daha karmaşık ve özelleşmiş biçimlere doğru ilerlediği fikri de yanıltıcıdır. Graptolitler gibi bazı gruplar zamanla basitleşmiş, çift akciğerli balıklar gibi aşırı özelleşmiş gruplar ise evrimsel bir çıkmaz sokağa girmiştir.

• Tersinmezlik Yasası (Dollo Yasası): Belli bir değeri olan tek "yasa" budur. Tekil karakterler tersine dönebilse de (ammonitlerin kavkılarının yeniden düzleşmesi gibi), bir organizmanın tüm karakterlerinin eş zamanlı olarak önceki bir duruma dönmesi istatistiksel olarak imkansızdır. Evrim, tarihsel ve geri döndürülemez bir zamana aittir.

• Özet Yasası (Haeckel'in Biyogenetik Yasası): "Ontogenez (birey oluş), filogenezin (soy oluş) bir özetidir" şeklindeki bu yasa, bir memeli embriyosunun gelişim sırasında "balık" ve "sürüngen" evrelerinden geçtiğini iddia eder. Kitap, bunun yerine von Baer'in, gelişmenin en genel karakterlerden en özel karakterlere doğru ilerlediği görüşünü ve Garstang'ın "Ontogenez filogenezi özetlemez, onu yaratır" tezini öne çıkararak konunun karmaşıklığını vurgular.

Sonuç olarak evrim, "Nasıl çalışır?" sorusunu soran işlevsel biyolojiden farklı olarak, "Bu noktaya nasıl gelindi?" sorusunu soran tarihsel bir bilimdir. Bu nedenle, yinelenemez olgularla ilgilenir, öngörü sağlayan yasalarla değil.

3. Doğal Ayıklanmanın Doğası ve Rolü

Doğal ayıklanma, Darwinci sistemin temel taşıdır ancak rolü ve işleyişi sıklıkla basitleştirilmiş veya yanlış anlaşılmıştır. Kitap, ayıklanmanın karmaşık, çok yönlü ve mutlak olmayan doğasını vurgular.

Darwin ve Ayıklanma Kavramı

"Uygun değişimlerin korunması ve zararlı değişimlerin reddedilmesine doğal ayıklanma diyorum ben. Zararlı ve yararlı olmayan değişimler ayıklanmadan etkilenmezler ve dalgalanan unsurlar olarak kalırlar..." (Türlerin Kökeni)

Darwin'in ayıklanma anlayışı, popülasyonların üreme potansiyeli ile çevrenin sınırlı kaynakları arasındaki gerilimden kaynaklanır. Bu, bireyler arasında bir rekabete ("yaşam için mücadele") yol açar ve sonuç olarak farklı üreme başarısı ortaya çıkar. Spencer'ın "en yetenekli olanın hayatta kalması" ifadesi, ayıklanmanın basit bir totoloji ("kim hayatta kalır? en yetenekli olan; kim en yeteneklidir? hayatta kalan") olarak yanlış yorumlanmasına yol açmıştır. Oysa ayıklanma, gözlemlenebilir ve analiz edilebilir bir süreçtir.

Modern Anlayış ve Kanıtlar

• Sınai Melanizm: Doğal ayıklanmanın işleyişine dair en klasik örnek, İngiltere'deki gece kelebeği Biston betularia'dır. Sanayi devrimiyle ağaç gövdelerinin islenmesi, açık renkli (typica) kelebekleri avcı kuşlar için kolay hedef haline getirirken, koyu renkli (carbonaria) mutantların hayatta kalma şansını artırmıştır. Bu, ayıklayıcı değerin çevre koşullarına ne kadar bağlı olduğunu gösteren güçlü bir kanıttır.

• Ayıklanmanın Özellikleri: Ayıklanma tek bir mekanizma değildir; farklı etkileri olan çeşitli tipleri vardır:

    ◦ Sabitleştirici Ayıklanma: Aşırı uçları eleyerek türün ortalama özelliklerini korur (fırtına sonrası ölen serçeler örneği).

    ◦ Yönlendirici Ayıklanma: Bir popülasyonu belirli bir yönde değiştirir (Biston betularia örneği).

    ◦ Farklılaştırıcı (Bozucu) Ayıklanma: Ortalama bireyleri eleyip iki ucu destekleyerek farklılaşmaya ve yeni türlerin oluşumuna yol açabilir.

• Çokbiçimlilik (Polimorfizm): Ayıklanma, popülasyonları tek tipleştirmez. Aksine, Cepaea nemoralis salyangozlarının kabuk renkleri gibi istikrarlı çokbiçimlilikleri sürdürerek, bir türün değişen çevre koşullarına uyum sağlama potansiyelini artırır.

Ayıklanma, Uyarlanma ve Sınırlar

• Panadaptasyonizm Eleştirisi: Bir organizmanın her özelliğinin mükemmel bir uyarlanma ürünü olduğu fikri reddedilir. Çin pandasının bambu yemek için özelleşmiş dişlerine rağmen sindirim sisteminin bir etoburunki gibi kısa olması, uyarlanmanın tarihsel kısıtlamalarla sınırlı, "topal" bir süreç olduğunu gösterir. Evrim, mükemmellik değil, "elden geçirilmiş" çözümler üretir.

• Hiperteli Sorunu: Megaloceros geyiğinin devasa boynuzları gibi "abartılı" yapıların, ayıklanmanın denetiminden kaçan ve türün yok oluşuna neden olan süreçler olduğu fikri eleştirilir. Bu yapıların, çoğu zaman bedenin geri kalanıyla orantılı (alometrik) olduğu ve yok oluşun doğrudan nedeni olarak gösterilemeyeceği belirtilir.

• Rekabet ve İş birliği: Ayıklanma genellikle rekabetle ilişkilendirilse de, evrimde iş birliğinin de önemli bir rolü vardır. En çarpıcı örnek, ökaryot hücrenin farklı prokaryot hücrelerin bir araya gelmesiyle (sembiyoz) ortaya çıktığı tezidir. Bu iş birliği, yaşam tarihinde devrimsel bir yenilik yaratmıştır.

4. Rastlantı, Zorunluluk ve Kestirilmezlik

Evrim kuramına yöneltilen en yaygın eleştirilerden biri, her şeyi "kör bir rastlantıya" bağladığı iddiasıdır. Kitap, bu eleştirinin bir yanlış anlamadan kaynaklandığını ve evrimin, rastlantı (kestirilmezlik) ile zorunluluk (yapısal ve tarihsel kısıtlamalar) arasındaki bir diyalog olduğunu savunur.

Evrimde "Rastlantı" Ne Anlama Gelir?

"Şimdiye kadar bunlar sanki rastlantıya (chance) bağlıymış gibi değişmelerden söz ettim... Bu kesinlikle çok yanlış bir ifadedir; bununla birlikte, bunun belki de, her özel değişmenin nedenleriyle ilgili mutlak cahilliğimizi gösterme gibi bir avantajı vardır." (Charles Darwin, The Origin)

• Darwin'in Anlamı: Darwin, "rastlantı" kelimesini "nedenini bilmediğimiz" anlamında kullanmıştır. Onun dünya görüşü deterministti ve evreni kör bir rastlantının ürünü olarak görmüyordu.

• Modern Tanım: Evrimci için rastlantı, felsefi bir ilke değil, işlevsel bir kavramdır. Genellikle Cournot'nun tanımıyla açıklanır: "birbirinden bağımsız iki nedensel dizinin kesişmesi." Örneğin, bir genin elektromanyetik bir ışınla mutasyona uğraması, ışının yörüngesi ile organizmanın yörüngesi gibi iki bağımsız olayın kesişmesidir.

Kestirilmezliğin ve Zorlayıcılıkların Rolü

Evrim, tamamen rastlantısal olamaz çünkü eğer öyle olsaydı canlılar dünyası bir kaos olurdu. Ancak tamamen deterministik de olamaz çünkü bu da tarihin ve yeniliğin reddi olurdu. Süreç, bu iki gücün etkileşimiyle şekillenir:

• Kestirilmezliğin (Rastlantısallığın) Kaynakları:

    ◦ Genetik Düzey: Mutasyonların ne zaman, nerede olacağı kestirilemez.

    ◦ Döllenme: Hangi gametin hangisiyle birleşeceği rastlantısaldır.

    ◦ Ekolojik Olaylar: Bir bataklığın kuruması veya bir avcının belirli bir av sürüsüne denk gelmesi gibi olaylar, bireysel ayıklanma değerlerinden bağımsız olarak toplulukları etkiler.

    ◦ Tarihsel Olaylar: Kıtasal kaymalar gibi jeolojik olaylar, canlı gruplarının kaderini belirleyebilir. Güney Amerika memeli faunasının, diğer kıtalardan yalıtıldıktan sonra kendine özgü bir evrimsel yol izlemesi buna örnektir.

• Zorlayıcılıkların (Yönlenebilirliğin) Kaynakları: "Olasılıklar oyunu" sınırsız değildir ve çeşitli kurallarla kısıtlanmıştır.

    ◦ Zamanla İlgili Kurallar: Evrim için geçen zaman muazzam olsa da sonsuz değildir.

    ◦ Yapısal Kurallar: Bir organizmanın genetik ve gelişimsel yapısı, olası değişimlerin sınırlarını çizer. Örneğin, omurgalıların genetik "yazılımı" en fazla iki çift uzuv programlar; bu sayı azalabilir ama asla artmaz. Bir balinanın yüzgece dönüşen uzuvları, karada yürümek için tekrar bir bacağa dönüşemez; evrimsel yol "tercihlerle" kısıtlanmıştır.

    ◦ Çevresel Kurallar (Ayıklanma): Çevre, hangi yapıların hayatta kalabileceğini belirleyen nihai filtredir.

Bu iki unsurun etkileşimi, evrimi öngörülemez ama geriye bakıldığında anlaşılabilir kılan tarihsel bir süreç haline getirir. Tarih, "böyle olmak zorunda olduğu için" değil, bir dizi olası yoldan sadece birinin gerçekleşmesiyle oluşur.

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]