Mahmut Boyuneğmez
Savaşın
dördüncü günündeyiz. ABD ve İsrail’in İran’a füzeleri yağıyor, İran da karşılık
veriyor. Ama biz emekçiler –Türkiyeli, İranlı, İsrailli, ABD’li– oyuna
gelmeyelim. Milliyetçi duygularla “kendi devletinin yanında ol” diyorlar. Biz
diyoruz ki: Hayır! Gerçek düşman karşı ülkedeki işçiler değil, her iki
taraftaki saraylar ve sermayedarlardır.
Milliyetçi
yalanlarla kandırılan emekçilere sesleniyoruz. Sade, net ve vurucu olacağız. Herkesin
yazdıklarımızı anlamasını istiyoruz.
1. Temel
Mantık: Düşman Kim?
Egemenler
tek bir seçenek sunuyor: “Ya bizimle ya düşmanla!” Bu bir sahte ikilemdir.
Sosyalist tavır bunu reddeder.
- İran
devletini savunursan, molla rejimini –işçileri sömüren, kadınları ezen,
gençleri asan rejimi– güçlendirirsin.
- ABD-İsrail’i
“demokrasi” diye desteklersen, bölgeyi kana bulayan emperyalizmin askeri
olursun.
Gerçek
düşman: Karşı ülkedeki işçi
kardeşin değil! Savaşı başlatan, uzatan ve kâr eden saraylar, silah
fabrikaları, petrol şirketleridir. Tarih bunu defalarca gösterdi: 1. Dünya
Savaşı’nda işçiler “kendi” devletleri için birbirini öldürdü, sonra devrimle
anladı ki asıl düşman kendi burjuvazisidir.
Emekçi
için tek doğru tavır: Sınıf tavrı.
Ne mollalar, ne siyonistler, ne emperyalistler savunulmalı, bunlara
yedeklenilmemelidir. İşçilerin birlikteliği ve birlikte hareket etmesi
gerekmektedir!
2. Her
Ülkede Emekçilerin Görevi
İranlı
Emekçiler İçin: “İçeride
Rejim, Dışarıda Emperyalizm”
Molla
rejimi savaşı can simidi yapacaktır. Muhalefeti bastıracak, grevleri yasaklayacak,
“vatan savunması” diye halkı ölüme sürükleyecektir.
Ne
yapmalı?
- Savaş
bahanesiyle grevler, protestolar durdurulmamalıdır. Hak arama mücadelesine
devam edilmelidir.
- Eğer
emperyalistler toprak işgal ederse “Molla rejimi için öl” tuzağına düşülmemelidir.
Ama İranlı emekçiler ve ezilen halklar yurdunu, ailelerini, geleceklerini
savunmalıdır. Bunu öz-örgütlenmelerle (kendi organizasyonlarıyla) yapabilirler.
- Üçüncü
Cephe oluşturulmalıdır: Emperyalist devletlerin füzelerine karşı
direnirken rejime de karşı çıkılmalıdır. İranlı işçiler, öğrenciler,
kadınlar, askerler bunu yapabilir. Hem topraklarını, kendilerini ve geleceklerini
koruyabilir, hem de sömürücü rejimi alaşağı edebilirler.
İsrailli
Emekçiler İçin: “Siyonist Teröre ve İşgale Hayır”
Netanyahu
hükümeti “güvenlik” diyor ama aslında Filistin işgaliyle ve Suriye’deki
hamiliğiyle birlikte bölgedeki egemenliğini geliştirip pekiştirmeye çalışıyor.
100 bin yedek asker çağrıldı; gençler cepheye sürülüyor.
Ne
yapmalı?
- Yedek
askerler savaş çağrılarını reddetmelidir: Tutum, vicdani ret, kitlesel
itaatsizlik ve boyun eğmeme olmalıdır.
- Sendikalar
savaş bütçesine karşı genel grev organize etmelidir.
- Filistin
ve İran halklarıyla dayanışma gösterilmelidir.
- “Güvenlik”
yalanına kanılmamalıdır. Kendi egemenlerinin haydut politikalarına karşı
çıkmalıdırlar.
ABD’li
Emekçiler İçin: “Savaş Makinesine Dur De”
ABD’li
emekçilerin vergileri sağlık ve eğitim gibi kamusal hizmetlere gitmiyor, aksine
Ortadoğu’ya bomba oluyor. Silah fabrikaları kâr üstüne kâr yapıyor.
Ne
yapmalı?
- Silah
fabrikalarında üretim durdurulmalıdır.
- Lojistik
hatları (liman, tren, kamyon) boykot edilmelidir.
- Vietnam
Savaşı’ndaki gibi kitlesel savaş karşıtı hareket sokaklara taşınmalıdır.
Tavır: ABD’li emekçiler kendi emperyalist
devletinin yenilgisini istemelidir (devrimci yenilgicilik). Çünkü bu savaş
Amerikan işçilerine sadece ölüm, yoksulluk ve kriz getirmektedir.
Türkiyeli
Emekçiler İçin: “NATO'dan çıkılsın ve Üsler Kapatılsın”
Türkiye
bu savaşın lojistik üssü olmamalıdır. “Milli çıkar” diye bir tarafa destek
verilmemelidir.
Ne
yapmalı?
- Üslerin
kapatılması için eylemler organize edilmelidir.
- Ne
şeriatçı İran’ın ne siyonist İsrail’in avukatı olunmalıdır.
Tavır: Bölge halklarının kardeşliği savunulmalıdır.
Türk-İran-İsrail-Arap emekçileri birlikte hareket etmelidir.
3.
Neden Tarafsız Değil, Bağımsızız?
Soru:
“İran saldırı altında, mazlumun yanında olmalıyız!”
Cevap: Mazlum İran halkıdır, İran devleti
değil! O devlet işçileri asıyor, kadınları katlediyor, gençleri zindana atıyor.
Onu savunmak halka ihanettir. Biz halkın yanındayız, devletin değil.
Soru:
“İsrail yenilse Ortadoğu halkları için iyi olmaz mı?”
Cevap: Hayır! Bir sermaye devletinin (İran)
diğerini (İsrail) yenmesi sadece yeni bir hegemon yaratır, daha fazla kan
getirir. Kalıcı barış ancak bölge emekçilerinin mücadelesiyle gelir:
Filistinli, İsrailli, İranlı, Arap işçiler dayanışma içerisinde kendi
ülkelerinde iktidarı devraldıklarında kalıcı barış gelebilecektir.
4.
Atılabilecek Somut Adımlara Örnekler
- Ortak
Koordinasyon:
İran, İsrail, Türkiye, ABD devrimcileri arasında “Savaşa Karşı
Enternasyonalist İşçi Hattı” kurulabilir.
- Lojistik
Boykot: Liman,
demiryolu, kamyon işçileri savaş malzemesi taşıyan her şeyi durdurabilir.
- İdeolojik
Mücadele: “Milli
birlik” yalanına karşı gerçekleri dillendirmek gerekmektedir. Savaşın
maliyetini, ölen emekçileri ve işçi çocuklarını, örneğin Minab’daki kız
okulunun bombalanması sonucu yüzlerce kız çocuğunun katledilmesini – bunları
hatırlatmak sosyalistlerin görevidir.
- Ana
Slogan: “Ne
ABD-İsrail Emperyalizmi, Ne Molla Rejimi! Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği!”
Sonuç
Bu
savaş, emperyalist-kapitalist sistemin çaresizliğinin sonucudur.
ABD
hegemonyası geriliyor; İran’ı vurarak petrolü, stratejik yolları, hammaddeyi
kontrol etmek istiyor.
İranlılar
için gerçek vatan savunması, mollaları da emperyalistleri de defetmektir.
Emekçiler!
Bu savaş sizin savaşınız değil. Kendi egemenlerinize karşı dönün.
Kalıcı
olarak savaşları bitirecek tek güç: Örgütlü işçi sınıfıdır.
Kendi
devletine karşı sınıf kardeşinle omuz omuza!