Marksist Araştırmalar [MAR] | Komünizm: Tarihin Çözülen Bilmecesi

29 Ağustos 2026 Cumartesi

Halk Cephesi Değil, Bağımsız Sınıf Hattı: SPD ile Yeni Parti (YP)’yi Karıştırmamak

Mahmut Boyuneğmez

Sosyalist çevrelerde Yeni Parti (YP) ile Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) benzerliği kurularak bir “Halk Cephesi” ya da “Anti-Faşist Blok” oluşturma önerisi ve çabası, hem tarihsel hem de sınıfsal açıdan ciddi sorunlar barındırıyor. Bugünün Türkiye’sini 1930’ların Almanya’sıyla, YP’yi de Weimar SPD’siyle özdeşleştirmek, aradaki temel farkları silerek yanlış bir stratejik sonuca ulaşmak anlamına geliyor.

SPD ile YP aynı tarihsel konumda değildir

Weimar döneminin SPD’si, bütün reformist ve düzen içi karakterine rağmen, geniş bir işçi sınıfı tabanına, kitlesel sendikalara, işçi mahallelerine ve onlarca yıllık bir sınıf örgütlenmesi geleneğine sahipti. SPD’nin tarihsel olarak oynadığı rolü eleştirmek elbette gerekir: Devrimci işçi hareketine karşı devlet aygıtıyla kurduğu ilişki, 1919’da Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in katledilmesine uzanan karşı-devrimci pratik ve burjuva düzeninin istikrarını işçi hareketinin bağımsız mücadelesinin önüne koyması, Alman işçi hareketinin yenilgisinde önemli bir yere sahipti.

Ancak tam da bu nedenle SPD ile bugünün YP’sini birbirine benzetmek mümkün değildir. SPD, işçi sınıfı hareketinin içinden çıkmış ve onun kitlesel örgütsel dokusuyla tarihsel bağ kurmuş bir işçi partisiydi. YP eksenindeki günümüz düzen muhalefeti ise böyle bir sınıfsal ve örgütsel niteliğe sahip değildir. Temel olarak parlamenter restorasyon, kurumsal normalleşme ve piyasa ekonomisinin daha öngörülebilir biçimde işletilmesi üzerine kurulu bir burjuva muhalefet alanını temsil etmektedir.

Dolayısıyla SPD ile YP arasında kurulan doğrudan analoji, iki partinin tarihsel ve sınıfsal konumlarını birbirine karıştırmaktadır. Sorun yalnızca partilerin ne kadar reformist olduğu değil, hangi sınıfsal güçlere dayandıkları ve hangi toplumsal programı temsil ettikleridir.

Weimar Almanya’sı ile bugünkü Türkiye aynı tarihsel özellikler sergilemiyor

1930'ların Almanyası’nda Nazizm, örgütlü işçi hareketini fiziksel olarak ezmeyi hedefleyen, paramiliter örgütlenmelere dayanan ve devlet iktidarını açık bir karşı-devrimci dönüşüm doğrultusunda yeniden kuran özgül bir faşist hareket olarak yükseldi. SA ve SS’nin sokak terörü, komünistlerin ve sosyalistlerin örgütsel olarak tasfiyesi ve nihayet demokratik kurumların ortadan kaldırılması bu özgül tarihsel sürecin parçalarıydı.

Bugünkü Türkiye’de ise ağır bir otoriterleşme, demokratik hakların aşınması ve devlet aygıtının siyasal iktidar lehine yoğunlaşması gibi ciddi sorunlar vardır. Fakat bu tabloyu otomatik olarak 1930’ların Alman faşizmiyle özdeşleştirmek, somut rejim analizinin yerini bir siyasal etikete bırakması demektir.

Rejimin niteliğini yanlış kavramak, stratejiyi de yanlış kurar. “Faşizme karşı herkes birleşmeli” önermesi ilk bakışta güçlü ve kapsayıcı görünse de, eğer bu birlik düzen muhalefetinin programı etrafında kuruluyorsa, sonuç sosyalistlerin kendi siyasal bağımsızlıklarını terk etmeleri anlamına gelir.

Halk Cephesi önerisinin temel açmazı

Buradaki sorun, sosyalistlerin farklı siyasal güçlerle ortak bir mücadele yürütmesine ilkesel olarak karşı çıkmak değildir. Demokratik hakların savunulması, grev ve örgütlenme özgürlüğü, siyasal baskılara karşı mücadele gibi somut başlıklarda geniş birliktelikler elbette kurulabilir.

Sorun, bu geçici ve somut mücadele birliklerinin kalıcı bir sınıfsal-siyasal ittifak projesine dönüştürülmesidir.

“Rejim faşistleşiyor, o halde YP çevresinde bir Halk Cephesi kuralım” mantığı, sosyalistlerin kendi programını ikinci plana itmesini beraberinde getirir. Kamulaştırma, parasız eğitim ve sağlık, güvenceli çalışma, taşeronlaşmaya ve esnek çalışmaya karşı mücadele, grev hakkının genişletilmesi, MESEM ve diğer emek rejimlerinin teşhiri gibi doğrudan sınıfsal talepler, “önce rejim değişsin” gerekçesiyle rafa kaldırılır.

Böylece sosyalist hareket, kendi bağımsız siyasal hattını kurmak yerine burjuva muhalefetinin daha solunda konumlanan bir destek kuvvetine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Asıl mesele yalnızca otoriterlik değil, sınıfsal zemindir

Otoriterleşmeyi yalnızca belirli liderlerin, kadroların veya devlet içindeki otoriter kliklerin tercihlerine indirgemek yetersizdir. Türkiye’de siyasal rejimin dönüşümünü, neoliberal sermaye birikim rejiminin emekçiler üzerindeki sonuçlarından bağımsız düşünemeyiz.

Güvencesiz çalışma, borçluluk, düşük ücretler, sendikal hakların aşınması, grevlerin sınırlandırılması, özelleştirme ve kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması yalnızca mevcut iktidarın uygulamalarından ibaret değildir. Bunlar daha geniş bir sınıfsal düzenin bileşenleridir.

Bu nedenle düzen muhalefetinin siyasal iktidara gelmesi ile emekçilerin temel sorunlarının kendiliğinden çözülmesi arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün değildir. Siyasal iktidarın değişmesi demokratik alanı genişletebilir; fakat neoliberal emek rejiminin kendiliğinden ortadan kalkacağı anlamına gelmez.

Tam tersine, sosyalistlerin görevi, demokratik mücadeleleri sınıfsal taleplerden koparmamak; siyasal özgürlükler mücadelesini işçilerin, gençlerin, kadınların ve yoksulların ekonomik ve toplumsal mücadeleleriyle birleştirmektir.

Sosyalist Güç Birliği başka, Halk Cephesi başka

Bu noktada Sosyalistlerin Güç Birliği ile “Halk Cephesi” fikrini birbirinden ayırmak gerekir.

Sosyalist güç birliği, farklı sosyalist örgütlerin ve siyasal öznelerin kendi programlarını burjuva bir partinin programına tabi kılmadan ortak mücadele alanları yaratmasıdır. Amaç, sosyalist hareketin parçalı gücünü birleştirmek, işyerlerinde ve mahallelerde örgütlenme kapasitesini artırmak ve emekçilerin karşısına bağımsız bir siyasal seçenek çıkarabilmektir.

Bu birlik, elbette demokratik hakların savunulması için daha geniş toplumsal kesimlerle ortak mücadeleler kurabilir. Ancak ortak mücadele ile siyasal bağımlılık aynı şey değildir.

Sosyalistler başka güçlerle yan yana gelebilir; fakat onların arkasına dizilmemelidir.

Bağımsız sınıf hattı ne anlama geliyor?

Bağımsız sınıf hattı, soyut bir “işçi sınıfı” söylemini tekrarlamak değil, siyasal mücadeleyi emekçilerin gerçek yaşam alanlarında somutlaştırmaktır.

Asgari ücret, işsizlik, barınma, eğitim, sağlık, güvencesiz çalışma, sendikal örgütlenme, grev hakkı, genç işçilerin sömürüsü ve MESEM gibi başlıklar üzerinden sınıfın günlük deneyimlerinden hareket eden bir örgütlenme çizgisi kurulmalıdır.

Bu çizgi, “eski düzene dönelim” ile “mevcut rejim” ikilemine sıkışmayan üçüncü bir siyasal alan yaratmalıdır. Sosyalistlerin hedefi yalnızca siyasal iktidardaki partiyi değiştirmek değil, emekçilerin kendi örgütlü gücünü büyütmektir.

Stratejik sonuç

Bugün ihtiyaç duyulan şey, SPD ile YP arasındaki tarihsel farkları görmezden gelen anakronik bir analoji üzerinden yeni bir Halk Cephesi kurmak değildir. İhtiyaç duyulan, sosyalistlerin kendi aralarındaki rekabeti aşarak güçlerini birleştirmesi ve bunu emekçilerin bağımsız örgütlenme kapasitesini büyüten bir sınıf hattıyla birleştirmesidir.

Demokratik hakların savunulması ile sınıf bağımsızlığı arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Tam tersine, demokratik mücadeleyi sınıf mücadelesinin içine yerleştiren; düzen muhalefetiyle kurulabilecek somut mücadele birliklerini siyasal bağımlılığa dönüştürmeyen bir çizgi mümkündür.

Kısacası, mesele “faşizme karşı kimle yan yana duracağız?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl soru, bu mücadelelerden hangi sınıfın, hangi örgütlenmenin ve hangi siyasal programın güçlenerek çıkacağıdır.

Sosyalistlerin yanıtı, kendilerini burjuva restorasyon projelerine eklemlemek değil; ortak mücadeleleri büyütürken kendi bağımsız siyasal hattını ve sınıfın örgütsel öz-gücünü inşa etmek olmalıdır.

Halk Cephesi değil, Sosyalist Güç Birliği, bağımsız sınıf siyaseti ve emekçilerin kendi örgütlü gücü savunulmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google hesabıyla yorum yapmak istemiyorsanız, yorum yazmadan önce Ad/Url seçeneğinde, sadece ad kısmını doldurabilirsiniz.

[MANTIK]: MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

[DEVRİM BİLİMİ]

E-KİTAP AKTÜALİTEYE MARKSİST YAKLAŞIM: PERSPEKTİFLER

MARKSİZM NEDİR? KLASİKLERİ OKURKEN

MARKSİZM: ANAHTAR TERİMLER VE TEMALAR

MARKSİZM: TOPLUM VE SİYASET BİLİMİ

MATERYALİST DİYALEKTİK TEORİ (MDT)

MARKSİST İKTİSAT

GÜNCEL MESELELER

KİTAP İNCELEMELERİ

SSCB'YE DAİR...

TARİH BİLİMİ

EVRİM GERÇEĞİ

ÇEŞİTLİ KONULAR

LİDER

Karl Marx - Kapital

Kısa Sovyet Film ve Belgeseller [Türkçe]